İSTANBUL’U “GÖREN” ADAM FAHRİ SARRAFOĞLU İLE KADİM ŞEHİR ÜZERİNE…
İbrahim Ethem Gören / Dünya Bülteni – Kültür Servisi
“İSTANBUL’DA YILLARDIR BİZDEN KOPARTILAN ECDADIMIZI ARIYORUM”
İstanbul’da ne arıyorsunuz?
Çok güzel bir soru, yıllardır ilk defa bana böyle bir soru soruldu. Öncelikle teşekkür ederim. Yıllar önce, 1976’da 10 yaşında bir çocukken İstanbul’a geldim ve başladım aramaya.
İstanbul’da ben, yıllar önce bizden kopartılan “ecdadımızı” arıyorum.
Yani geçmişimizi, yani anne-babamı… İstanbul’a ilk tanıştığımda “hah” dedim, evet, ben ne aradığımı biliyorum. Ve ne aradığımı da burada bulacağım.
“TARİHİN BİZE ANLATTIĞI SIRLAR SAMİMİYETE GÖRE AÇILIYOR”
Aradıklarınızın ne kadarını bulabildiniz?
Elhamdülillah, niyetiniz aramak olunca Rabbim size ikram ediyor.
Bu aramak “hah buldum, tamam bitti” diyebileceğiniz bir şey değil.
Tarih, sizin samimiyetinize göre kapılarını açıyor.
İstanbul’un üstünü bitiremedim ki altına sıra gelsin!
Altı da bir 30 yıl ister: sarnıçlar, tüneller, su terazileri…
“İSTANBUL SADECE TARİH DEĞİL, EDEP VE NEZAKET ŞEHRİDİR”
İstanbul ve İstanbullu deyince neler anlaşılması gerekiyor?
İstanbul evrensel bir şehir. Tüm milletlerin, dinlerin buluşabileceği özgün bir şehir.
Osmanlı’nın İstanbul’a kattığı en önemli şey nezaket ve edepti.
İstanbullu denince akla “İstanbul Efendisi” gelir.
Kimseye zarar vermeyen, ayırımcılık yapmayan, zarif bir insan tipi.
“İSTANBULLULAR, ŞEHRİNİ PARİSLİLER KADAR BİLE TANIMIYOR”
İstanbullular şehirlerini ne kadar tanıyabiliyor?
Bir Romalı kadar, bir Londralı kadar bile tanımıyoruz İstanbul’u.
Geçenlerde bir tıp öğrencisi Topkapı Sarayı’nı Topkapı semtinde arıyordu. Bu çok acı bir durum.
İstanbul’un değerini bilmeden, tarihini tanımadan yaşayan büyük bir kitle var.
“İSTANBUL HERKESİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR”
Kadim şehrin tanınmasına yönelik olarak kimlere ne tür görevler düşüyor?
İstanbul, Türkiye’nin bir özetidir. Herkes kendini görevli hissetmeli.
Anne-babalar, okullar, vakıflar, dernekler…
36 padişah geçmiş bu şehirden ama anlatmaya Osman Gazi’den başlıyoruz.
“İSTANBUL DİYOR Kİ: BENİMLE YAŞAMAK İSTİYORSAN KALBİNE DİKKAT ET”
İstanbul lisan-ı haliyle halkına, misafirlerine neler söylüyor?
İstanbul’da yaşamak hassas iştir, gönül işidir.
Nezaket ve edep, İstanbul’un şiarıdır.
İstanbullu olan biri sokağa çöp atmaz, küfretmez, hakaret etmez.
Gezilerimizde elimizde poşetle çöp toplarız, susun derim çocuklara, kızmak yok, nezaketle uyarın.
“İSTANBUL SENDE NEZAKET GÖRÜRSE, SANA KALBİNİ AÇAR”
Şehrin avazını işitmek için nasıl bir hâssaya sahip olmak gerekiyor?
Tasavvuf, insanı öncelemektir.
İstanbul’da yaşayan bir insan, bu şehirle ünsiyet kurmalı.
İstanbul beyefendiliği varsa sende, dünyanın her şehri seni izzetle karşılar.
“BAKMAK AYRI, GÖRMEK APAYRI BİR FARKINDALIKTIR”
İstanbul’u gezerken bakmak ile görmek arasında ne tür farklılıklar var?
Süleymaniye Camii’ne bakarsın, ama 4 minarenin ikisi kısa, ikisi uzun neden diye sormazsın.
Bakmak yüzeysel, görmek ise fark etmek ve sormaktır.
Yabancı turistlerin bile bizimkilerden daha dikkatli olduğunu üzülerek söyleyebilirim.
“İSTANBUL’U GÖRMEK YERİNE HİSSETMEYİ ÖĞRENMEMİZ LAZIM”
İstanbul’u anlamaya devam etmek için ne yapmak gerekir?
Tek kelime: Hissetmek.
İstanbul binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış, ama kendinden ödün vermemiş bir şehir.
İstanbulluyum diyebilmek için önce tanımak ve içselleştirmek gerekir.
“İSTANBUL’U GÖRMEYE MEZARLIKLARDAN BAŞLAMALIYIZ”
İstanbul’u görmeye nereden başlamak gerekir?
Edirnekapı Şehitliği’nden başlamak gerekir.
Eyüp Sultan, İbn-i Kemal, 16 Mart şehitleri…
Önce ecdadımızı tanımalıyız.
Bugün birçok öğrenci Fatih Sultan Mehmet’in türbesini bilmiyor.
“MANEVİ ATMOSFERİ HİSSETMEDEN GEZİ OLMAZ”
Daha mücmel bir İstanbul turu için nasıl bir program önerirsiniz?
Gezilere Ali İmran 137. ayetle başlıyoruz.
Önce maneviyatı hissetmek gerekir, yoksa sadece kuru bir tur olur.
Şehitlikler, türbeler, selatin camiler ve tekkeler mutlaka gezilmeli.
Bizans’tan kalan ve Osmanlı eliyle İslamileşmiş yapılar da gezilmeli: Kariye, Fethiye, Zeyrek…
“BEN HÂLÂ SURİÇİ’Nİ BİTİREMEDİM”
Bu minvalde siz neler yapıyorsunuz?
30 senedir hâlâ Bakırköy ve Zeytinburnu’na geçemedim.
Suriçi bitmedi ki!
İstanbul’la ilgili çıkan kitapları, hocalarımızın sohbetlerini takip ediyorum.
Hurafelerden arındırılmış bir İstanbul anlatmaya çalışıyorum.
“CAMİ DEMİRİNDEKİ SIR: ‘ALLAH’IM BENİ ZIVANADAN ÇIKARTMA’”
Gezilerinizde ifşa ettiğiniz bazı sırları paylaşır mısınız?
Şadırvanlar sadece abdest için değil, camiye oksijen girsin diye yapılmış.
Camiye girerken dikey demir Kuran’ı, yatay demir Sünnet’i simgeler.
“Allah’ım beni zıvanadan çıkarma” diye dua ederek girilir.
Fatih Camii müezzin mahfilindeki harita, “Müslüman dünyanın gidişatından sen sorumlusun” diyor.
Murat Paşa Camii, Hızır’ın ziyaret ettiği rivayet edilen yolda kalmışların camisidir.
“KİTAP YAZARSAK RUHU ÖLDÜRÜRÜZ, YAŞAYARAK ANLATMALIYIZ”
Eklemek istediğiniz hususlar nelerdir?
Kitap yazmıyorum çünkü İstanbul’u yaşayarak, yaşatarak anlatmak istiyorum.
Yanlış varsa anında düzeltiyorum.
Gençler İstanbul’u yaşarken tanısın.
Sivil toplum kuruluşları 50 kişilik otobüsle değil, zevk-i selim ile gezi düzenlemeli.
“İSTANBUL’DA YAŞAMAK BİR SANATTIR”
Son olarak okuyucularımıza İstanbul özelinde ne mesaj vermek istersiniz?
İstanbul’da yaşamak bir sanattır.
İstanbullu olmak bir nimettir.
İstanbul’a hizmet etmek Allah’ın bir lütfudur.
Bu lütfa nail olalım diye dua edelim. Ve bizi burada yaşattığı için Rabbimize hamd edelim.










Cevap Yaz