ÇUKURCUMA’DAKİ BİR İSTANBUL HAFIZASI: MASUMİYET MÜZESİ
İstanbul’un müzeleri arasında farklı bir yere sahip olan Masumiyet Müzesi, Çukurcuma’da bir romanın dünyasıyla yakın dönem İstanbul’un gündelik hayatını aynı çatı altında buluşturuyor. 2012 yılında ziyarete açılan müze, 2014’te “Avrupa Yılın Müzesi Ödülü”ne layık görülerek uluslararası alanda da dikkat çekti.
Beyoğlu’nun tarihî semtlerinden Çukurcuma’da bulunan Masumiyet Müzesi, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un aynı adı taşıyan romanıyla birlikte tasarlandı.
Pamuk, müze fikrini 1990’lı yıllardan itibaren romanla birlikte geliştirmeye başladı. Bir yandan hikâyeyi kaleme alırken diğer yandan İstanbul’daki eskicilerden ve tanıdıklarının evlerinden eski eşyalar topladı. Bazen bulduğu bir eşya romana ilham verdi, bazen de romandaki bir sahneye uygun eşyanın peşine düştü.
Masumiyet Müzesi romanı 2008 yılında yayımlandı; Çukurcuma’daki müze ise 2012 baharında kapılarını ziyaretçilere açtı.
MÜZEDE NELER SERGİLENİYOR?
Masumiyet Müzesi klasik anlamda arkeolojik ya da tarihî eserlerin sergilendiği bir müze değil. Müzenin koleksiyonunu büyük ölçüde roman kahramanlarının dünyasını ve 20. yüzyılın ikinci yarısındaki İstanbul’un gündelik hayatını yansıtan eşyalar oluşturuyor.
Vitrinlerde kıyafetlerden ayakkabılara, fotoğraflardan mektuplara, gazete ve dergilere, şişelerden ev eşyalarına ve dönemin gündelik yaşamına ait pek çok nesneye rastlamak mümkün.
Müzenin resmî tanımında da koleksiyon; roman kahramanlarının “kullandığı, giydiği, işittiği, gördüğü, biriktirdiği ve hayal ettiği” nesnelerin kutu ve vitrinlerde bir araya getirilmesi şeklinde açıklanıyor.
Bu yönüyle Masumiyet Müzesi yalnızca bir romanın hikâyesini anlatmıyor; aynı zamanda 1950-2000 yılları arasındaki İstanbul hayatına, alışkanlıklarına ve gündelik kültürüne dair küçük bir şehir hafızası oluşturuyor.
83 BÖLÜM, 83 VİTRİN
Müzenin dikkat çekici özelliklerinden biri de sergileme düzeni. Romanın 83 bölümüne karşılık müzede 83 kutu ve vitrin bulunuyor. Bu vitrinlerde hikâyedeki olaylar ve İstanbul hayatına ilişkin ayrıntılar çeşitli nesneler üzerinden anlatılıyor.
Dolayısıyla ziyaretçi yalnızca eski eşyalara bakmıyor; bir anlamda romanın sayfaları arasında dolaşıyor.
Müzeyi gezebilmek için romanı daha önce okumuş olmak ise gerekmiyor. Müzenin resmî sitesinde özellikle belirtildiği üzere müze, romandan bağımsız olarak da gezilebilecek şekilde tasarlanmış.
AVRUPA YILIN MÜZESİ SEÇİLDİ
Masumiyet Müzesi’nin uluslararası alanda aldığı en önemli ödüllerden biri 2014 Avrupa Yılın Müzesi Ödülü (European Museum of the Year Award – EMYA) oldu.
European Museum Forum tarafından verilen ödül, Avrupa müzeciliğinin önemli ödülleri arasında yer alıyor. Masumiyet Müzesi, 2014 yılında bu ödülün sahibi olarak İstanbul’dan Avrupa müzecilik dünyasına uzanan önemli bir başarıya imza attı.
European Museum Forum’un değerlendirmesinde de müzenin, romandaki aşk hikâyesine ait nesneleri 83 kutu ve vitrinde sergileyerek edebiyat ile müzecilik arasında kurduğu özgün ilişkiye dikkat çekiliyor.
MÜZENİN EN BÜYÜK ESERİ: BİNASI
Masumiyet Müzesi hakkındaki ilginç ayrıntılardan biri de müzenin bulunduğu binayla ilgili.
Müzenin resmî anlatımında, koleksiyondaki “en büyük ve hakiki eşyanın” müzenin binası olduğu belirtiliyor. Çukurcuma’nın eski İstanbul evlerinden biri olan yapı, restore edilerek müzeye dönüştürüldü.
Bu nedenle müze yalnız içerisindeki eşyalarla değil, bulunduğu Çukurcuma çevresi ve tarihî kent dokusuyla da İstanbul’un yakın geçmişine açılan küçük bir pencere niteliğinde.
MERAKLISINA NOT 📌
Masumiyet Müzesi, Firuzağa Mahallesi, Çukurcuma Caddesi, Dalgıç Çıkmazı No:2, Beyoğlu adresinde bulunuyor. İstiklal Caddesi ile Tophane arasında kalan müzeye Tophane tramvay durağından yürüyerek ulaşılabiliyor.
Bir başka ilginç ayrıntı ise Masumiyet Müzesi romanının son bölümünde bulunan davetiye. Kitabın ilgili sayfasındaki bu davetiye müzenin girişinde ibraz edilerek damgalatılabiliyor.






















Cevap Yaz