TAKSİM NİYE TAKSİM BİLİYOR MUSUNUZ?

BEYOĞLU’NUN UNUTULAN SU HAFIZASI: 27 TARİHİ ÇEŞMEDEN 5’İ ARTIK YOK

İstanbul’un en yoğun bölgelerinden Beyoğlu, yalnızca hanları, pasajları ve tarihi yapılarıyla değil, bir zamanlar mahallelerin su ihtiyacını karşılayan çeşmeleriyle de önemli bir kültürel mirasa sahip.

Dilek Bayfidan’ın “19. Yüzyıl Beyoğlu Çeşmeleri” başlıklı yüksek lisans tezinde incelenen tarihi çeşmeler, Beyoğlu’nun bugün büyük ölçüde unutulan su kültürünü gözler önüne seriyor.

Araştırmada ele alınan toplam 27 çeşmeden 5’inin günümüze ulaşamadığı görülürken, ayakta kalan bazı çeşmelerin ise yol seviyesinin altında kaldığı, zarar gördüğü veya artık su vermediği belirtiliyor.

BEYOĞLU’NUN SOKAKLARINDA 27 ÇEŞMENİN İZİ

 

 

Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı’nda Dilek Bayfidan tarafından hazırlanan “19. Yüzyıl Beyoğlu Çeşmeleri” başlıklı yüksek lisans tezi, Beyoğlu’nun çeşmeler üzerinden okunabilecek önemli bir tarihini ortaya koyuyor.

Araştırma kapsamında, 19. yüzyılda inşa edilen çeşmelerin yanı sıra daha önce yapılmış ancak 19. yüzyılda onarım gören örnekler de inceleniyor.

Beyoğlu’nun farklı noktalarına yayılan bu yapılar, bir dönem yalnızca insanların su ihtiyacını karşılayan yapılar değil, aynı zamanda mahallenin günlük hayatının önemli buluşma noktaları arasında yer alıyordu.

SARAYDAN MAHALLEYE UZANAN ÇEŞMELER

Araştırmada Fesahat Usta, Paşa Baba, Salih Ağa, II. Mahmut, Galata Mevlevihanesi, Rıza Bey, Huşyar Kadın, Bezmialem Valide Sultan, Abdülmecid Han, Ali Rıza Paşa ve İbrahim Efendi gibi isimlerle anılan çeşmeler dikkat çekiyor.

Bu isimler aynı zamanda Osmanlı İstanbul’unda su yapılarının yalnızca padişahlar tarafından değil; saray mensupları, devlet adamları ve hayır sahipleri tarafından da yaptırıldığını gösteriyor.

Ahmet Efendi, Bereketzade, Hasan Ağa, Ziver Efendi ve Şekerpare çeşmeleri gibi daha eski tarihli bazı yapıların ise 19. yüzyılda gerçekleştirilen onarımlarla varlıklarını sürdürdükleri belirtiliyor.

BEŞ ÇEŞME TARİHE KARIŞTI

Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, artık yerinde olmayan çeşmeler.

Dildade Usta Çeşmesi’nin üzerinde bulunan evin 1943 yılında yanması sonrasında çeşmenin de ortadan kalktığı belirtiliyor.

Kasımpaşa Mevlevihanesi’ndeki II. Mahmut Çeşmesi de 1943 yılında Mevlevihane’nin yıkılmasıyla kaybolan eserlerden biri oldu.

Abdullah Ağa, diğer adıyla Karagözzade Çeşmesi’nin mezarlığın genişletilmesi sırasında ortadan kalktığı; Ali Rıza Paşa Çeşmesi ile Eski Salıpazarı Çeşmesi’nin ise yol genişletme çalışmaları nedeniyle günümüze ulaşamadığı aktarılıyor.

Böylece İstanbul’un değişen şehir dokusu, yalnızca yeni yapılar meydana getirmedi; bazı tarihi su yapılarının da hafızadan silinmesine yol açtı.

ŞEHİR YÜKSELDİ, ÇEŞMELER AŞAĞIDA KALDI

Ayakta kalmayı başaran çeşmelerin bir kısmı da şehirleşmenin oluşturduğu farklı sorunlarla karşı karşıya kaldı.

Paşa Baba Çeşmesi’nin teknesinin zaman içerisinde yol seviyesinin altında kaldığı; bazı başka örneklerde de çeşmelerin kaide ve teknelerinin yükselen zemin nedeniyle kısmen gömüldüğü görülüyor.

Araştırmada incelenen örneklerden birinde çeşme cephesinin yaklaşık 86 santimetresinin bugünkü zemin kotunun altında kaldığı belirtiliyor.

Bu ayrıntı, İstanbul sokaklarının yüzyıllar içerisinde yalnızca yatay olarak değil, dikey olarak da nasıl değiştiğini gösteriyor.

KİTABESİ SİLİNEN, TAŞI ZARAR GÖREN ÇEŞMELER

Perşembe Pazarı’ndaki II. Mahmut Çeşmesi’nde kitabenin silinmiş olması ve ayna taşının zarar görmesi, tarihi çeşmelerin karşı karşıya kaldığı koruma sorunlarının örneklerinden biri.

Rıza Bey Çeşmesi’nin ağaç nedeniyle zarar gördüğü, Huşyar Kadın Çeşmesi’nde ise üst örtüyle ilgili ciddi bozulmalar bulunduğu araştırmada kaydedilen diğer ayrıntılar arasında.

Dolayısıyla mesele yalnızca tamamen ortadan kaybolmuş çeşmeler değil; günümüze ulaşmasına rağmen özgün özelliklerini yitirme tehlikesi yaşayan yapılar da Beyoğlu’nun su mirasının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

BİR ZAMANLAR SU AKAN ÇEŞMELER ŞİMDİ SESSİZ

Araştırmanın yapıldığı dönemde incelenen tarihi çeşmeler arasında yalnızca Fesahat Usta ve Bereketzade çeşmelerinin kullanılabilir durumda olduğunun belirtilmesi de dikkat çekiyor.

Bir dönem mahalle sakinlerinin günlük su ihtiyacını karşılayan bu çeşmelerin önemli bir bölümü bugün asli işlevlerini kaybetmiş durumda.

Böylece çeşmeler, su dağıtan birer şehir unsurundan ziyade geçmişin günlük hayatını bugüne taşıyan tarihi belgelere dönüşmüş bulunuyor.

TAKSİM’İN ALTINDAKİ SU HAFIZASI

Beyoğlu’nun çeşme tarihi, Taksim Suyu sistemiyle birlikte düşünüldüğünde daha da anlamlı hale geliyor.

Taksim’deki maksem, getirilen suyun farklı kollara ayrılarak dağıtıldığı önemli noktalardan biriydi. Su buradan İstiklal Caddesi, Sıraselviler, Kazancı Yokuşu, Gümüşsuyu ve Kasımpaşa gibi farklı bölgelere ulaştırılıyordu.

Taksim Suyu sistemi yalnızca bugünkü meydan çevresiyle sınırlı değildi. Şişli, Kurtuluş, Beşiktaş, Ortaköy, Bebek, Arnavutköy ve Yeniköy gibi farklı bölgelere uzanan su kollarıyla geniş bir şebeke oluşturuyordu.

Eski Taksim Suyu isale hattı bugün artık kullanılmıyor. Tarihi çeşmelerden hâlâ su akanların ise modern şehir su şebekesine bağlı olduğu belirtiliyor.

MERAKLISINA NOTLAR

  • Taksim’in adıyla özdeşleşen “Maksem”, aslında bir su dağıtım merkeziydi.
  • Taksim’den çıkan su, adeta yeraltındaki bir damar ağı gibi Beyoğlu’na yayılıyordu.
  • Eski Taksim Suyu sistemi bugün artık çeşmeleri beslemiyor.
  • Osmanlı’da suyun miktarı “lüle, masura ve çuvaldız” gibi ölçülerle ifade ediliyordu.
  • Beyoğlu’nun suyunu besleyen bentlerden biri döneminin Avrupa mühendisliğiyle yarışıyordu.
  • Su bir zamanlar sırlı künklerle Beyoğlu’na taşınıyordu.
  • Çeşme kitabeleri aynı zamanda birer “şifreli tarih” taşıyabiliyordu.
  • Bazı çeşmeler şehir yükseldikçe adeta toprağa gömüldü.VE HİKAYESİ OLAN ÇEŞMELER !!!

     

  • SULTAN ABDÜLMECİD, GALATA MEVLEVİHANESİ’NDEKİ HASAN AĞA ÇEŞMESİ’Nİ TAMİR ETTİRDİ. 1649 tarihli çeşme, Sultan Abdülmecid tarafından 1851-52’de bizzat padişahın iradesiyle tamir ettirildi ve bu onarım için çeşmeye Zîver Paşa’nın kaleme aldığı ikinci bir kitabe konuldu. Bu, bizim haber açısından en kuvvetli “padişah-çeşme” bağlantılarından biri.
  • AYNI MEVLEVİHANEDE ÜÇ HANEDAN MENSUBUNUN İZİ VAR. Galata Mevlevihanesi’ni II. Mahmud 1835’te yeniden inşa ettirdi; kızı Âdile Sultan 1847’de sarnıç ve şadırvan yaptırdı; Sultan Abdülmecid ise 1851-52’de Hasan Ağa Çeşmesi’ni tamir ettirdi. Yani Beyoğlu’ndaki aynı külliyenin su yapılarında Osmanlı hanedanının üç farklı mensubunun izi bulunuyor.
  • BEREKETZÂDE ÇEŞMESİ’Nİ KURTARANLAR ARASINDA YABANCILAR DA VARDI. 1910 dolaylarında, üyeleri arasında yabancıların da bulunduğu İstanbul Şehri Muhipleri Cemiyeti, harap durumdaki çeşmeyi kurtarmak için onarttı ve eksik parçalarını tamamlattı. Bu, “İstanbul’un çeşmesine bir asır önce uluslararası koruma” şeklinde güzel bir haber ayrıntısı olabilir.
  • BEREKETZÂDE ÇEŞMESİ YERİNDEN SÖKÜLÜP TAŞINDI. 1950’lerde yeniden harap hale gelince 1957’de bulunduğu yerden söküldü ve Galata Kulesi’nin dibindeki sur duvarına yerleştirildi. Bugün gördüğümüz yer, çeşmenin özgün yeri değil.
  • BEREKETZÂDE ÇEŞMESİ’NİN 1853 TARİHLİ BİR “FOTOĞRAF ÖNCESİ BELGESİ” VAR. Fransız ressam ve seyyah Eugène Flandin’in 1853’te yayımlanan eserindeki taş baskılardan birinde çeşme görülüyor. Bu görüntü sayesinde çeşmenin sonraki onarımlarda nasıl değiştiği de anlaşılabiliyor.
  • HUŞYAR KADIN ÇEŞMESİ BİR ANNENİN ÖLEN KIZININ HATIRASI İÇİN YENİLENDİ. Çeşmenin kitabesi, Huşyar Kadın’ın yapıyı vefat eden kızı Mihrimah Sultan’ın ruhu için 1840-41’de ihya ettirdiğini bildiriyor. Böylece çeşme yalnızca bir su yapısı değil, aynı zamanda bir annenin kızının hatırasına yaptırdığı hayrat niteliği taşıyor.
  • ŞEKERPARE ÇEŞMESİ’NİN ADININ ARDINDA TARİHÎ BİR MUAMMA VAR. 1875 tarihli çeşme “Saraylı Şekerpare” adına kayıtlı. Ancak Semavi Eyice, bunun Sultan İbrahim döneminin meşhur Şekerpare Hatun’u ile bağlantısının bulunup bulunmadığının bilinmediğini özellikle belirtiyor. Yani isim benzerliği var ama “Sultan İbrahim’in Şekerpare Hatun’u yaptırdı” demek doğru değil.
  • BİR II. ABDÜLHAMİD ÇEŞMESİ GALATA’DA SONRADAN TAMAMEN YOK OLDU. Kuledibi-Yüksekkaldırım civarında, II. Abdülhamid’in Hamidiye su şebekesi için yaptırdığı, üzerinde padişahın tuğrası ve 1900 tarihi bulunan mermer çeşmenin yakın zamana kadar aktığı, daha sonra sökülerek ortadan kaldırıldığı kaydediliyor.
  • TAKSİM SU ŞEBEKESİNİN BENDİ, KASIMPAŞA’DAKİ ÇEŞMELERE SU VERMEK İÇİN YÜKSELTİLDİ. Topuzlu Bent, Cezayirli Hasan Paşa’nın Kasımpaşa’da hayrat olarak yaptırdığı çeşmelere su ulaştırılması amacıyla yükseltildi. Bu da bir çeşmenin yalnızca kendisinin değil, kilometrelerce uzaktaki su altyapısının değiştirilmesine yol açabildiğini gösteriyor.

KAYNAKLAR

  • Bayfidan (Tunçez), Dilek, “19. Yüzyıl Beyoğlu Çeşmeleri”, Yüksek Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Denizli, 2018.
  • Çeçen, Kazım, “İstanbul’un Vakıf Sularından Taksim ve Hamidiye Suları”, İSKİ Yayınları, İstanbul, 1992.
  • Egemen, Affan, “İstanbul’un Çeşme ve Sebilleri”, Arıtan Yayınevi, İstanbul, 1993.
  • Ertuğ, Necdet, “İstanbul Tarihî Çeşmeler Külliyatı”, İSKİ Yayınları, İstanbul, 2006.
  • Bayfidan’ın çalışması, daha sonraki akademik araştırmalarda da Beyoğlu çeşmeleri konusunda temel kaynaklardan biri olarak kullanılmaktadır.