GÜNLÜK HAYATIMIZDA KULLANDIĞIMIZ KELİMELERİN HİKÂYESİ

Bugün sıradan gördüğümüz pek çok kelimenin arkasında farklı anlamlar, eski kullanımlar ve kültürel izler bulunuyor.

Günlük hayatımızda kullandığımız birçok kelimenin nereden geldiğini ve ilk anlamının ne olduğunu çoğu zaman bilmiyoruz. Oysa dil, sadece iletişim aracı değildir; aynı zamanda bir toplumun tarihini, kültürünü ve düşünce dünyasını da taşır.

İstanbul’un Sırları programında ele alınan bu kelimeler, bugün kullandığımız bazı ifadelerin geçmişte taşıdığı anlamlara ışık tutuyor.

“Sayenizde” Ne Demek?

Günlük hayatta sıkça kullandığımız “sayenizde oldu” ifadesindeki “saye”, gölge anlamına geliyor.

Dolayısıyla “sizin sayenizde yaptım” demek, kelimenin eski anlamıyla “sizin gölgenizde, himayenizde, desteğinizle yaptım” anlamını taşıyor.

Feraset mi, Firaset mi?

Günümüzde “feraset” kelimesini genellikle öngörü, sezgi ve anlayış anlamında kullanıyoruz. Ancak programda kelimenin asıl kullanımına ilişkin farklı bir açıklama yapılıyor.

Metinde, “firaset” kelimesinin at biniciliği anlamında kullanıldığı, “feraset” kelimesinin ise bugün dilimize daha kolay yerleştiği belirtiliyor.

Naçiz ve Aciz Arasındaki Fark

“Naçiz kulunuz” veya “naçizane” ifadelerini özellikle eski ve nezaketli konuşmalarda sıkça duyuyoruz.

Programdaki açıklamaya göre “naçiz”, Farsça kökenli olup kıymetsiz, değersiz, hiç hükmünde anlamına geliyor. “Naçizane tavsiyem” denildiğinde kişi, kendi tavsiyesini küçülterek ve mütevazı bir şekilde ifade etmiş oluyor.

“Aciz” ise Arapça kökenli ve güçsüz, gücü yetmeyen anlamında kullanılıyor. Her iki kelime de kişinin kendisini karşısındakinden üstün görmemesi bakımından tevazu ifade ediyor.

“Bendeniz” Neden Denir?

Özellikle eski İstanbul Türkçesinde kullanılan “bendeniz” kelimesi bugün kulağımıza oldukça zarif ve eski bir ifade gibi geliyor.

Metindeki açıklamaya göre Farsça kökenli olan bu ifade, “köleniz, size bağlı olan” anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla “bendeniz Fahri Sarrafoğlu” gibi bir ifade, eski kullanım açısından “size bağlı olan kişi” anlamı taşımaktadır.

Misafir Aslında Ne Demek?

Bugün “misafir” dediğimizde aklımıza konuk veya ziyaretçi geliyor.

Programda kelimenin eski kullanımında “müsafir” biçiminin bulunduğu ve bunun yolculuk yapan, seyahat eden kişi anlamına geldiği anlatılıyor. Fıkıh kitaplarında da seyahat hâlindeki, yani seferî olan kişi için bu kullanımın görüldüğü belirtiliyor.

Peşgir: Havlunun Eski Adı

Anadolu’da ve özellikle yaşlı kuşakların dilinde zaman zaman hâlâ kullanılan “peşgir”, eskiden havlu anlamında kullanılıyordu.

Metindeki açıklamaya göre Farsça “pişgir” kelimesinden gelen peşgir; “piş” yani ön ve “gir” yani tutan kelimeleriyle açıklanıyor. Önümüzde tutulan, el ve yüz silmekte kullanılan havlu anlamında kullanılmış.

Aile: Birbirine İhtiyaç Duymak

Belki de üzerinde en fazla düşünmemiz gereken kelimelerden biri “aile”.

Programda, Arapça kökenli olduğu belirtilen “aile” kelimesinin birbirine ihtiyaç duymak anlamıyla ilişkilendirildiği anlatılıyor.

Bu bakış açısıyla aile, sadece aynı evde yaşayan insanların oluşturduğu bir topluluk değildir. Aile olmak, birbirinden bağımsız olmadığını ve insanların birbirine ihtiyaç duyduğunu kabul etmektir.

“Biz bir aileyiz” derken aslında “Biz ayrı değiliz, birbirimize lâzımız” anlamı ortaya çıkıyor.

Pabuç: Ayağı Örten Şey

Bugün kullandığımız “pabuç” kelimesinin de geçmişte farklı bir biçimi bulunuyor.

Metinde kelimenin “pavuş” şeklinden geldiği ve “pav”ın ayak, “pavuş”un ise ayağı örten anlamıyla açıklandığı belirtiliyor. Bu nedenle pabuç, temel anlamıyla ayağı örten şey olarak değerlendiriliyor.

Rami ve Mermi Aynı Kökten mi?

İstanbul’un önemli semtlerinden biri olan Rami isminin kökeni de programda ele alınıyor.

Arapça “remi” kelimesinin silahla veya okla atış yapmak anlamına geldiği belirtiliyor. “Mermi” kelimesinin de aynı kökten geldiği ve “atılan şey” anlamıyla ilişkilendirildiği ifade ediliyor.

Bu açıklamaya göre “Rami”, silahla veya okla atış yapan kişi anlamıyla bağlantılıdır.

Camakan: Bugünkü Vitrinden Hamam Soyunma Yerine

Bugün “camakan” denildiğinde çoğumuzun aklına camla kaplı bir bölüm veya vitrin geliyor.

Oysa metindeki açıklamaya göre kelimenin eski kullanımında hamamlardaki soyunma kabini veya soyunma bölümü anlamı bulunuyor. Farsça elbise anlamındaki kelime ile birleşerek bu anlamı kazandığı belirtiliyor.

Zaman içerisinde kelimenin anlamının değişerek camla örtülü alan ve vitrin anlamında kullanılmaya başladığı ifade ediliyor.

Çamaşır Kelimesinin İlginç Hikâyesi

Bugün hayatımızın en sıradan kelimelerinden biri olan “çamaşır” da programda ele alınan kelimeler arasında.

Metinde kelimenin Farsça iki kelimenin birleşiminden geldiği ve elbise yıkayan anlamıyla açıklandığı belirtiliyor.

Dürbün: Uzağı Gören

“Dürbün” kelimesi de geçmişten bugüne anlamını büyük ölçüde koruyan kelimelerden biri olarak anlatılıyor.

Metindeki açıklamaya göre Farsça “dür” yani uzak ve “bin” yani gören kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor.

Böylece kelimenin temel anlamı “uzağı gören” şeklinde açıklanıyor.

Üzmek ve Üzüm Arasındaki Bağ

Programda dikkat çekilen kelimelerden biri de “üzmek”.

Eski Türkçede “üz” kelimesinin kesmek, koparmak anlamıyla ilişkilendirildiği; “üzüm” kelimesinin de salkımdan koparıldığı için bu kökten türediği anlatılıyor.

Buradan hareketle “üzülmek” kelimesi de mecazî olarak kalbin kırılması, bir şeyden koparılması düşüncesiyle ilişkilendiriliyor.

Paşa Çayı Nedir?

Çocukken veya hastalık dönemlerinde büyüklerimizin yaptığı açık çaya “paşa çayı” dediğini hatırlayanlar çoktur.

Programda bu kullanımın Rusya’daki “ofizherski çay”, yani “subay çayı” kullanımından esinlenerek ortaya çıktığı anlatılıyor. Açık içilen çayın zamanla bizde “paşa çayı” olarak adlandırıldığı belirtiliyor.

Tuhaf ve Tuhafiye: Bugünkü Anlamından Çok Farklı

Bugün “tuhaf” kelimesini genellikle garip, alışılmadık veya şaşırtıcı anlamında kullanıyoruz.

Programda ise kelimenin Arapça “tuhfe”, yani hediye anlamındaki kelimenin çoğuluyla bağlantısı kuruluyor.

Buna bağlı olarak “tuhafiye” kelimesinin de geçmişte iğne, iplik ve benzeri malzemelerin satıldığı yerden ziyade hediyelik eşya anlamıyla ilişkili olduğu anlatılıyor.

DİL, GEÇMİŞİN HAFIZASIDIR

Günlük hayatta kullandığımız kelimeler aslında bize geçmişten kalan küçük kültür parçalarıdır. “Saye, bendeniz, peşgir, misafir, aile, pabuç, camakan, dürbün, paşa çayı ve tuhaf” gibi kelimelerin hikâyelerine baktığımızda, dilimizin farklı dönemlerden ve farklı kültürlerden nasıl beslendiğini görebiliyoruz.

Bir kelimeyi doğru anlamıyla öğrenmek, yalnızca sözlük bilgisi kazanmak değildir. Aynı zamanda geçmişte insanların nasıl düşündüğünü, nasıl yaşadığını ve birbirleriyle nasıl ilişki kurduğunu anlamanın da bir yoludur.