Ana Başlık: Dr. Ali Akben ile İstanbul’un Büyüsü, Tıp ve Hayat Tecrübeleri Üzerine
Giriş
İstanbul’un Sırları programının bu bölümünde, Nörolog, Yoğun Bakım Uzmanı ve aynı zamanda bir yazar olan Dr. Ali Akben ile keyifli bir sohbet gerçekleştiriyoruz. Söyleşide, İstanbul’un büyüleyici atmosferinden, tıp öğrenciliği yıllarında bu şehri keşfetmenin öneminden ve bilim insanı kimliğinin yanı sıra yazarlık ve seyahat tutkusuna kadar birçok konuya değiniyoruz.
İstanbul’un Gizemi ve “Anlatılmaz Yaşanır”lığı
Soru: İstanbul deyince aklınıza ilk gelen nedir ve bu şehri nasıl tarif edersiniz?
Cevap: İstanbul denildiğinde ilk akla gelen şey “gizem” olsa gerek. Bu gizemi tamamlayıcı olarak, insan hayalindeki şeylerin gerçekleşmiş olduğu bir belde olarak da tanımlayabiliriz. Dünyanın birçok yerini ve Türkiye’nin birçok şehrini gezdim fakat İstanbul çok başka bir yer. “Anlatılmaz yaşanır” tanımı İstanbul için biçilmiş kaftandır. Maddesiyle, manasıyla, tarihi zenginlikleriyle ve dedelerimize başşehirlik yapmışlığıyla çok yönlü ve çok farklı bir şehir. İnsan bu şehirde büyülenmiş de olabilir, âşık olmuş da. Hatta bir arkadaşımı hatırlıyorum, İstanbul dışına tayin olmuştu ve “İstanbul olmadıktan sonra neye yarar ki?” diyerek söze başlamıştı. Bu, şehrin insanın ruhuna ne kadar işlediğini gösteriyor.
Bölüm 2: Tıp Öğrencisi Gözüyle İstanbul’u Keşfetmek
Soru: 1976’da tıp fakültesine girdiğinizde, yoğun ders programına rağmen İstanbul’u keşfetmeye zaman ayırdınız mı? Günümüz öğrencilerine bu konuda ne tavsiye edersiniz?
Cevap: Bu çok önemli bir soru. Tıp öğrenciliği gerçekten zorlu bir süreç fakat kesinlikle kitaplara kapanarak hayatı ıskalamamak gerekir. Ben böyle bir hatanın kıyısından döndüm ve bunun bedelini ödememek için o dönem İstanbul’u keşfetmeye çalıştım.
Öğrencilik dönemi büyük bir fırsattır. Gençsiniz, heyecanlarınız taze, yeni arkadaşlıklar kuruyorsunuz. Bu enerjiyle İstanbul’un sadece 7 tepesini değil, 70 tepesini keşfetmek gerekir. Sadece Sultanahmet veya Süleymaniye değil, Yerebatan Sarnıcı, surlar, Piyerloti gibi yerler de mutlaka görülmeli. Benim tavsiyem, ders çalışmak önemli ama en az onun kadar, İstanbul’un sunduğu bu eşsiz fırsatları değerlendirsinler. Kitaplara gömülüp otistik bir hayat yaşamak yerine, şehri keşfetmek kişiye hem ufuk kazandırır hem de tıp eğitimine daha geniş bir perspektiften bakmasını sağlar.
İstanbul’un Gözdesi Mekanlar ve Tavsiyeler
Soru: İstanbul’da en sevdiğiniz ve yeni gelen birine mutlaka tavsiye edeceğiniz yerler nereleridir?
Cevap: Tavsiye edilecek yer çok ama ben özellikle şunları söyleyebilirim:
-
Piyerloti ve Çamlıca Tepesi: İstanbul’un boğaz ve halicini kuşbakışı izlemek için eşsiz yerlerdir. Piyerloti’ye çıkıp İstanbul’u seyretmemiş insanlar var, bu büyük bir eksikliktir.
-
Süleymaniye ve Sultanahmet: Bu iki büyük eser, İstanbul’un kalbidir. Tarihi ve mimari dokusuyla mutlaka hissedilmelidir.
-
Yeraltı Sarnıcı: İstanbul’un bu büyüleyici yeraltı yapısını gezmemiş çok dostum var, kesinlikle görülmeli.
-
Eyüp Sultan: Özellikle son yıllarda pazar sabahları Eyüp Sultan Camii’nde kılınan sabah namazları muhteşem bir manevi atmosfer yaratıyor. Hem birliktelik hem de İstanbul’un pazar sabahı sakinliğini tatmak için harika bir fırsat. Gençlere özellikle bu ritüeli tavsiye ederim.
Kayıp Bir Kültürel Miras: Tıp Müzesi ve Botanik Bahçesi
Soru: İstanbul’da tıp alanına ilgi duyan gençlerin veya meslektaşlarınızın gezmesini tavsiye edeceğiniz özel bir yer var mı?
Cevap: Maalesef İstanbul’da çok boyutlu ve ciddi anlamda bir tıp müzesi yok. Selimiye’de bir müze var ama o da yeterli değil. Bu büyük bir eksiklik. İstanbul Üniversitesi’nin bahçesindeki botanik bahçesi ise güzel bir yer ama ben dünyada gördüklerimle kıyaslayınca maalesef küçük bir minyatürden ibaret kalıyor.
Bir başka tavsiyem ise Minyatürk‘tür. Özellikle gençler ve çocuklar için Türkiye’nin önemli eserlerini bir arada görmek, tarihle bağ kurmak açısından güzel bir potpori niteliğinde.
Bir Hekim ve Yazarın Hayat Dersleri ve “Pişmanlıklaı”
Soru: Yoğun iş hayatınıza rağmen yazı yazmaya ve seyahat etmeye vakit ayırabiliyorsunuz. Gençlere bu dengeyi kurma konusunda ne gibi tavsiyeleriniz var?
Cevap: En büyük pişmanlıklarımdan biri, gençlik yıllarımda okumayı ve keşfetmeyi daha fazla ihmal etmiş olmamdır. Dersin dışında çok zaman var. Bu zamanı, ufkumuzu açacak klasik eserleri okumak ve şehri gezip görmekle değerlendirmek şart. Ders ibadetten öteymiş gibi bir kutsallıkla, ezberci bir yaklaşımla öğrenilmemeli. Dersin hakkını verelim ama en az onun kadar dünyayı, ilmi ve bilimi de keşfedelim. Dersi bahane edip hayatı ıskalamak en büyük hata.
Osmanlı’da Tıp ve Topkapı Sarayı Eczanesi
Soru: Topkapı Sarayı’nda gezdiğiniz eczane bölümüyle ilgili Osmanlı tıp anlayışından bahseder misiniz?
Cevap: Osmanlı tıbbının özünde “Tıbb-ı Nebevi” vardı. Yani beslenme ve gıda çok önemliydi. Dedelerimiz gıdalarını ilaç olarak yerlerdi. Yedikleri her gıda onlara aynı zamanda bir şifa kaynağı olurdu. Ölçüyü asla kaçırmazlardı. Ne yazık ki bugün ekmeği bozduk, gıdaları yapaylaştırdık ve hastalıkları önlemeyi unutup, hastalıkları üreterek tedavilerini arıyoruz. Bu bir paradokstur. Osmanlı mutfağı, bu anlamda çok zengin ve şifa dolu bir mirastır.
: Maraşlı Bir İstanbul Aşığının Son Sözü
Soru: Memleketiniz Maraş’ın İstanbul’da bir sembolü veya hatırası var mı?
Cevap: Maalesef Maraş’a ait belirgin bir sembol veya hatıra yok. Sadece son yıllarda düzenlenen “Maraş Günleri” kapsamında bazı sergiler oluyor. Örneğin Sultanahmet’teki Tapu Müdürlüğü’nün orada geçen sene böyle bir sergi vardı. Maraş tarhanası ve dondurması gibi lezzetler İstanbul’da satılıyor ama şehrin dokusuna işlemiş bir anıt veya mekan maalesef yok. İnşallah ileride böyle bir çalışma yapılabilir.
Y. Doçent Dr. ALİ AKBEN










Cevap Yaz