YAPTIRAN KİŞİNİN İSMİ İLE DEĞİL DE ,BİR ATIN İSMİ İLE ANILAN CAMİİ

 

Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)

Nice camiler vardır yaptıranın ismi ile anılır ya da bulunduğu semtin ismi ile anılır. Ama ilk defa bir atın isminin camiye verildiğine şahit oluyorum. Başka var mı bilmiyorum.  İstanbul Fatih’te Fevzi Paşa caddesi ile Hırka-I Şerif arasında ve Kenan Rifai HZ.’nin konağının hemen yanında önünde küçük çeşitli şekillerde mezar taşları, altında dükkanlar olan küçük ve bir camii ile karşılaşıyoruz. Bu Camii ilk başlarda bir Şeyhülislam’ın ilim adamı olan dedesi tarafından inşa ettiriliyor. Sonrasında ise devlet ricalinden olan Şeyhülislamlık görevinde olan torunu bu camiyi ihya ediyor. Camiinin ismi ise ilginçtir, banilerinin ismi değil de yine bir hikayesi olan cadde den, Altay Caddesinden, çeşmesinden geliyor.

İsminden de anlaşılacağı üzere bu yazımızda Altay Camii’ni anlatmaya çalışacağız. İşte detaylar:

 

KAYBOLAN VAKIF
 Hırka-i Şerif’de bulunan Mesih Paşa Camisi’nin hemen yakınlarında “Mahalle-i Mescid-i Hacı Hasan’ül-Meşhür Bi-Debbacoğlı” Debbağzade Hacı Hasan Mahallesi yer almaktaydı. Aynı zamanda mahallenin kurucu mescidi olan Debbağzade Hasan Mescidi’nin vakfı da yine burada bulunmaktaydı. Günümüze gelindiğine çeşitli mahalle adları değişti, vakıf da şu anda tabi ki ortada yok. Caminin de küçük bir bölümü günümüze kadar geldi.

DEBBAĞZADE MEHMED EFENDİ VE ‘’DEBBAĞ’’ İSMİNİN ANLAMI
Camii nin banisi ve adı ile anılan Debbağzde Mehmed Efendi, Yedikule debbağları şeyhi Mahmud Efendi’nin oğludur. Debbağcılık deriler ile uğraşarak deriyi bir şekle sokma, deriyi terbiye etme şeklinde bir meslek dalı olarak ‘’tabakçılık’’ olarakta biliniyor ve ‘’Debbağzede’’ ismi de Mehmed Efendi’ye buradan geliyor. Mehmed Efendi başta Köprülüzâde Ahmed Paşa Medresesi, Gazanfer Ağa, Sahn-ı Semân gibi medreselerde müderrislik yapan Debbağzade Mehmet efendi, daha sonra kadı olarak Şam, Edirne ve  İstanbul kadısı olarak çeşitli  görevler  yaptıktan sonra  şeyhülislâmlığa getirildi ve iki farklı zamanda  şeyhülislamlık görevini yürüttü.

VE ALTAY CAMİİ…
Debbağzade Mehmed Efendi bu camiyi, 1670 yılında Şam’da görev yaparken yaptırıyor. Kaynakların önemli bir bölümüne göre bu camiyi dedesi Debbağzade Hasan Efendi’nin torunu olarak bakıma ihtiyacı olan camiyi yeniden ihya ettirdiğini belirtmekle birlikte , yine camiyi kendisinde yaptırdığını işaret eden kaynaklarda  bulunuyor. Ahşaptan yapılmış olan camii zaman geçtikçe yıpranmış, ihya ile birlikte yeniden canlanan camii , 1984 yılına gelene dek yeniden harap olmuş daha sonraları Vakıflar genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1987 yılında hizmete açılmıştır .Kesme taştan tek kubbeli olarak yapılan caminin kürsü ve minberi ahşaptan ,mihrabı ise çiniden yapıldı. Tek şerefeye sahip minaresini yanı sıra günümüzde altında dükkanlar da bulunmaktadır. Yapıldığı dönem itibari ile de Hırka-i Şerif ile Fevzi Paşa caddesinin arasında oldukça geniş bir arazi üzerine olmasına karşı bugün daha küçük bir yer üzerinde kurulu caminin önünde bulunan kabir taşları daha önceki genişçe halinden kalan yerlerde olan kazı çalışmaları sonucu çıkartılarak getirildiği söyleniyor.

 

 PEKİ ‘’ALTAY’’ İSMİ NEREDEN GELİYOR?
İlk olarak camimizin üzerinde bulunduğu caddenin de isminin’ ’Altay’’ olduğunu unutmayalım. İsmin hikayesine göre Oldukça zengin olan bir annenin yetim olarak büyüttüğü bir oğlu vardır. Bu çocuğun çok da sevdiği al renkli bir de tayı olduğu söylenir. Çocuk tay üzerinde gezintiye çıktığı sırada hayvanın üzerinden düşerek vefat eder.  Naaşı ise Debbağzade Mehmed Efendi’nin yaptırmış olduğu caminin bahçesine defnedilir. Oğlunun ölümü ile annesi taya uğursuz olarak bakar ve satar. Sattığı para ile de oğlunun kabri başına bir çeşme yaptırdı ve çeşmeye ‘’Altay çeşmesi’’ denir. Bu olay ile camii ve cadde de bir süre sonra ‘’Altay’’ olarak anılmaya başlanır.

 

 MEHMED EFENDİ’NİN İLK ŞEYHÜLİSLAMLIK GÖREVİ VE İLK AZLİ
Başta Şam olmak üzere Osmanlı’nın çeşitli vilayetlerinde kadılık grevini yerine getiren Mehmed Efendi, İstanbul’a gelmesi ile Şeyhülislamlık görevi kendisine verildi. İlk defa gelen bu Şeyhülislamlık görevi kısa süren Mehmet efendi, Yeniçeri zor güç kullanarak sürgüne gönderdikleri sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa’nın idamı için kendisinden fetva istemeler üzerine asıl hakkında fetva verilmesi gerekenlerin yeniçeriler olduğunu söyleyerek onları kovdu bunu sonucunda ise bürokraside güçlü olan yeniçeriler, Mehmed Efendi’nin azlini sağlayıp yerine kendi isteklerine boyun eğeceğine inandıkları Seyyid Feyzullah Efendi’yi tayin ettirdiler. Fakat Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin padişahı tahtından indiren zorba ocak ağaları birlikte olduğu görülmesi üzerine Debbağzâde ikinci defa şeyhülislâmlığa getirildi ve Osmanlı’da Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra en çok tahtta kalan ikinci isim ve  II.Viyana kuşatmasından sonra yenilgi ile oluşan baskı  ortamı  sonucu tahttan inmek durumunda kalan Sultan IV. Mehmed’in,  tahttan indirilmesini ve yerine geçecek olan II. Süleyman’ın cülûsunu hazırlayan heyet içerisinde bulundu.

DEBBAĞZADE İKİNCİ DEFA GÖREVE GELİYOR VE SONRASINDA YENİDEN AZLEDİLİYOR
Debbağzâde’nin bu ikinci görevi sırasında karşılaştığı en önemli mesele, Sadrazam Bekrî Mustafa Paşa ile olan çekişmesidir. daha önce sadrazam olması için çalıştığı Bekrî Mustafa Paşa‘nın sadrazamlığına karşı çıkan ulemâ ve çeşitli devlet ricali , sadrazam tayini konusunda etkili olduğunu bildikleri için Debbağzade’den yardım istediler. Bu görüşlerin haklı olduğunu gören Şeyhülislam Efendi, Padişah’ın da çok sevdiği hocası Abdülvehhâb Efendi ile birlikte II. Süleyman’ın huzuruna çıktı ve Bekrî Mustafa Paşa hakkında yanıldığını ,sadrazamın devletin selâmeti için azlini istedi. Debbağzade Mehmed Efendi’nin Şeyhülislamlıktan ikinci defa azli ise ilmiye sınıfında bulunan devlet ricalinin başta çeşitli yerleri tanıması amacı ile tayinleri sıklaştırması oldu. Bu durum bürokraside çeşitli huzursuzluklara sebep olduğu anlaşılması üzerine Sultan II.Süleyman tarafından 1690’da azledildi ve kendisine Üsküdar kazası arpalık olarak verildi.

 

 

ÖLMEYECEK ESERLERİ İLE DEBBAĞZADE MEHMED EFENDİ …
Daha sonra arpalığı Kayseri ve oradan Konya kadılığına çevrildi.  1702 yılında vefat eden Debbağzâde, Sultan Selim Camii karşısında kendi yaptırdığı Debbağzâde Medresesi avlusuna defnedildi.  Yine Altay camii ile birlikte Debbağzâde’nin, Süleymaniye Kütüphanesi’nde çeşitli yazmaları mevcut olan ve sahih hadisleri içeren  Reşḥatü’n-naṣîḥ mine’l-ḥadîs̱i’ṣ-ṣaḥîh (Din Dürüstlüktür) ve nahve dair et-Tertîbü’l-cemîl fî şerḥi’t-Terkîbi’l-celîl isimli eserleri ve çeşitli şerh eserleri bulunmaktadır.

 

 

Kaynaklar:

https://islamansiklopedisi.org.tr/debbagzade-mehmed-efendi

https://dergipark.org.tr/en/pub/bilig/article/600156