Fahri Sarrafoğlu/İstanbul Seyyahı
(İstanbul’un Sırları: 579)
Önemli Not: Bugüne kadar sitemize çektiği fotoğraflarla destek veren Muharrem Arslan Bey’e en derin teşekkürlerimi sunarım. (F.S)
Abidin Daver şilebi, 7 Temmuz 1955 yılında yapılan ilk Türk şilebiydi. Güvertesinden sintinesine kadar her yeri Türk işçiliğinden çıkan şilep, Abidin Daver yıllarca denizde 1 milim bile kımıldamayıp Türk halkını hayal kırıklığına uğratmıştı. Tüm Türkiye’nin aylarca beklediği o anda tüm nefesler tutulup şilebin hareket etmesi bekleniyordu. Ama ne yazık ki beklenen hareket gerçekleşmemişti. Peki, ama neden? İşte Abidin Daver Şilebinin hikayesi…
NEDEN HAREKET ETMEDİ?
Abidin Daver Şilebi’nin yapımı 7 Temmuz 1955’te tamamlandı. Şilebin yapımının tamamlanması ile birlikte gözler şilebin hareket edeceği ana çevrilmişti. Fazlasıyla sıcak bir havanın etkisinde olan Türk halkı, A’dan Z’ye kadar Türk işçiliği ile yapılan Abidin Davet Şilebi’nin oldukça merak ediyordu. Hatta Türk halkı ile birlikte dönemin politikacıları, yetkilileri ve ilgilileri konuşmalar yaparak şampanyalar patlattı ve o anı doyasıya kutladı.
Kutlamanın yanı sıra Abidin Daver’in kızı tarafından bir kurdele kesilerek geminin açılışı yapıldı. Bunun ardından gemiyi tutan kanca serbest bırakıldı ve geminin hareket etmesi beklendi. Ancak beklenen an gerçekleşmedi. Gemi iki saatlik uğraşlara rağmen 1 milim dahi hareket etmedi. Daha sonra yapılan incelemeler sonucunda geminin kızaklara sürülen yağın erimesi üzerine hareket etmediği anlaşıldı. Yağlar ise politikacıların konuşmayı çok uzatmasından dolayı erimişti.
5 YIL BEKLEDİ
1 hafta sonra gemi denize indirildi. Fakat bu sefer tören yapılmadı. Gemi suya indirilmesine rağmen maddi imkansızlıklardan dolayı gemi seyahate başlayamadı. 5 yıl boyunca Haliç kıyısında denize açılmayı bekleyen gemi, yeni deyimlerin ortaya çıkmasına da neden olmuştur. Öyle ki bir iş çok uzayıp bitmeyince Abidin Daver şilebi gibi deyimi kullanılmaya başlanmıştır.
O yıllarda ülkede döviz bulunamadığı için gemiye motor (ana makine) alınamadı. Abidin Daver şilebi, yıllarca Haliç’te boynu bükük yatıp kaldı. Nihayet, yapımına başlandıktan tam 7 yıl sonra 1960‘ta, gemiye motorları takıldı ve hizmete girebildi.
1950’li yılların sonlarına doğru İtalyan Fiat firmasından sağlanan kredinin bir kısmı ile ana ve yardımcı makinaların takılması ile donatım işleri sona eren Abidin Daver gemisi deneme seferlerinin yapılmasının ardından 18 Ağustos 1960 tarihinde gemi DB Deniz Nakliyatı T.A.Ş’ne teslim edildi. 31 yıl aralıksız çalışan Abidin Daver gemisi 1991 yılında Aliağa’da sökülmüştür
PEKİ KİM ABİDİN DAVER?
Abidin Dâver yarım asra yakın basın hayatında bulundu. Deniz tutkunu gazeteciler arasında yer aldı. Yaşamını gemilere ve denizcilik tarihiyle birlikte yabancı kültürlerin anlaşılmasına adadı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında denizcilik alanındaki yazına önemli katkılar sunan Abidin Dâver, seçkin meslek yaşamında ülke basınına yön veren gazeteci ve yazarlar arasında yer almaktadır. İşte siyasetçi, yazar ve gazeteci olan Abidin Daver’in hayatı;
1886 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Şehremaneti mümeyyizlerinden Ali Vahyi Efendi’dir. Annesi Fatma Revan Hanım, Prenses Zeynep Kamil’in manevi evladıdır ve iyi bir tahsil görmüştür. Abidin, henüz bir yaşındayken anne ve babası ayrıldığı için, Fatma Revan hanımın yanında yetişti.
Birçok Mektepte Öğrenim Gördü
İstanbul’da geçen öğrenim yıllarında ilk olarak Cevri Kalfa mektebinde, daha sonra Burhanı Terakki, Nümunei Terakki, Ravzayı Terakki ve Soğukçeşme Askeri Rüşdiyesi’nde okudu. Dönemin önde gelen okullarından Galatasaray Sultanisi’nde öğrenim gördü. Bu okuldan 1907 yılında diploma aldı. Galatasaray Sultanisi sonrasında Sanayii Nefise Mektebi’nde iki yıl okuyan Dâver, aynı sıralarda Matbuat Umum Müdürlüğü’nde memur olarak çalışmaya başladı.
Öğrenciliği Döneminde Basında Yazıları Çıktı
Öğrenciliği döneminde basında çeşitli yazıları çıktı. 1908 yılından itibaren öğrenim hayatı yerine sadece basın hayatında ve memuriyette yer almış, Mebusan Meclisi’nde zabıt katipliğine mümeyyizlik etmeye başladı. Bu dönemde Avrupa’da Fransa ile Belçika ve İngiltere parlamentolarında bir süre incelemelerde bulunmuştur. 24 Temmuz 1914 tarihinde müdürlüğe yükseldi.
Gazetelerde Köşe Yazarlığı Yaptı
Türkiye’nin basın tarihinde öne çıkan pek çok gazetede köşe yazarlığı (muharrir) yapan Dâver amatör düzeyde yazılarını ilk olarak Saadet ve Servet-i Fünûn gazetelerine gönderdi. asvir-i Efkar’da başladığı profesyonel gazetecilik hayatında Yenigün, Tercüman-ı Hakikat, İkdam (Sabah Postası), daha sonra tekrar Tasvir-i Efkâr ve Cumhuriyet gazetelerinde yazılarını yayınladı
Geniş İlgi Alanına Sahipti
Sultanide okuduğu yıllarda Galatasaray Spor Kulübünün kurucuları arasında yer aldı. Kulübün bir numaralı üyesi ve ilk başkanı Ali Sami Yen; on üç numaralı üyesi ise Cumhuriyet’in ilk yıllarında Galatasaray Spor Kulübü’nün genel başkanlığı görevine seçilen Abidin Dâver’dir. 1938’de Matbuat Cemiyeti’nin yerine kurulan, yönetim heyeti dokuz üyeden oluşan Türk Basın Birliği’nin kurucuları arasında yer aldı.
Millet Vekilliği Yaptı
1939’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde altıncı (VI) dönem İstanbul milletvekilliğine seçildi. 1941-1943 yılları arasında İktisat Encümeni’nde görev yaptı. Yine İskân Kanunuyla ilgili görüşmeler dolayısıyla TBMM’de Muvakkat (Geçici) Encümene seçildi. Milletvekili olarak parlamentoda bulunduğu sırada İkdam’da (Sabah Postası) başyazar (başmuharrir) ve Cumhuriyet gazetesinde yazı işleri müdürü kadrosunda yer aldı.
Parlamentoya Giremedi
1943’te parlamentoya tekrar seçilemedi. Bu dönemde Cumhuriyet gazetesinin kurucusu Yunus Nadi ve Daver’in parlamentoya seçilememesinde 22 Mart 1941’de bir denizaltı tarafından batırıldığı anlaşılan ve İngiltere’ye sipariş edilen denizaltı ve uçak filosunu teslim almakla görevli personelden 168 kişinin hayatını kaybettiği Refah şilebi faciasıyla ilgili tartışmaların etkili olduğu belirtildi.
Gazetecilik ve Öğretmenlik Yaptı
Milletvekilliği sonrasında sadece gazetecilik ve öğretmenlik mesleklerini sürdürdü. Gazetecilik yaşamında denizcilik tarihi ve kültürüyle ilgili yazıları dolayısıyla “sivil amiral” olarak tanındı. Bu alanda yazılarının dışında çeşitli kitaplar da ele aldı. Yazar en çok Cumhuriyet gazetesindeki “Hem Nalına Hem Mıhına” adlı köşesinde çıkan yazılarıyla tanındı. Gazetecilik hayatı dışında Musevi Lisesi (2 Mayıs 1930-26 Eylül 1930), Pangaltı Notre Dame de Sion Lisesi (27 Eylül 1930-10 Ekim 1930) ve Merkez Rum Kız Ortaokulu (11 Ekim 1930-2 Nisan 1939) ve Yüksek Denizcilik Okulu’nda öğretmenlik yaptı.
İkinci Dünya Savaşında Yazılarında Pek çok Konuyu İşledi
İkinci Dünya Savaşı yıllarında İkdam gazetesinde çıkan yazılarında pek çok konuyu işleyen yazarın geniş ilgi alanları arasında jeopolitik gelişmeler de dikkat çekmektedir. Cumhuriyet ve İkdam gazetesinde yayınlanan yazıların balıklarından bazıları şöyle; “Türkiye’nin iç ve dış politikası, tarafsızlık, II. Dünya Savaşı gelişmeleri, Balkan Antantı’nın uzatılması, Türkiye’nin İngiltere ve Fransa ile ittifakı, Almanya’nın İngiltere’ye taarruz planları, II. Dünya Savaşı’nın şarka doğru yayılması, yakın coğrafyada ve Avrupa’da iç siyaset gelişmeleri, Fin-Sovyet Harbi.” Vs.
Yabancı Dil Bilgisi Yüksek ve İlgi Alanları Genişti
Yazar yabancı dil bilgisi ve özel ilgi alanlarıyla Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip etmiş; İkinci Dünya Savaşı yıllarında Avrupa’ya ve Amerika’ya giden gazetecilerden oluşan bir inceleme heyetinde yer aldı. İngiltere ve ABD’de donanma faaliyetlerini yakından izleme olanağı bulduğu bu gezide dönemin önde gelen diğer gazetecilerinden Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Emin Yalman, Zekeriya Sertel ve Ahmet Şükrü Esmer de yer almışlardır. Gezi heyetinde yer alan Zekeriya Sertel’in anılarında “Nazizmi savunmuyorlardı” biçiminde betimlediği gazeteciler heyeti müttefik ülkelerin askeri hazırlıklarını yerinde inceleyerek yeni gelişmeleri Türkiye’de kamuoyuna ulaştırmayı amaçladılar.
İlgiyle Okunan Yazarlar Arasında Yerini Aldı
İkinci Dünya Savaşı yıllarında stratejik gelişmeleri yakından takip eden Dâver, askeri konularda analizleri kabul gören ve değerlendirmeleri ilgiyle okunan yazarlar arasında yer aldı. 1943 yılında İstanbul Belediyesi Neşriyat ve İstatistik Müdürlüğü’ne tayin oldu ve sonraki yıllarda mesaisini tam anlamıyla Cumhuriyet gazetesine ayırdı. 1945’te gazetenin kurucusu ve (Anadolu’da) Yenigün yıllarından tanıdığı Yunus Nadi’nin vefatı sonrasında, Nazime Nadi ve Nadir Nadi’nin öncülüğünde çıkarılan Cumhuriyet kadrosunda yer almaya devam etmiş ve çeşitli zamanlarda başyazılar da kaleme aldı. Savaştan kısa süre sonra 10 Kasım 1945’te kaleme aldığı yazısında Atatürk’ün vefatının yıldönümünde Türkiye’nin önemli sorumluluklar taşıdığını ve II. Dünya Savaşı sonrasında yeniden yapılanma arayışlarında olan Avrupa’ya bakarak genç Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasinin geliştirilmesine katkı sağlama iddiasını vurguladı. “Atatürk’ün büyüklüğü İkinci Cihan Harbi denilen hailenin sonunda çok daha iyi anlaşılmış bulunuyor, ve O, bir güneş gibi Avrupa’yı saran karanlıklar içinde parıldıyor”.
Okurlarını İletişim ve Ulaşım ile İlgili Bilgilendirmiştir
Çağın gelişmelerini ve yenilikleri yakından takip eden yazar uzun soluklu basın hayatında zeplin, radyo, telsiz telefon, televizyon, radar gibi iletişim ve ulaştırma çığırının yeni gelişmeleri konusunda okurlarını bilgilendirdi. Denizcilik ülküsü açısından önem taşıyan tersane, gemi inşa sanayi, deniz müzesinin kurulması, denizcilik bayramının ve Preveze Deniz zaferinin kutlanması gibi çeşitli konuları okurların dikkatine sundu.
Denizcilik Konularını Geniş Kitlelerin İlgisine Sundu
Cumhuriyet’in ilk yıllarında popüler yazılarıyla dikkat çekti ve denizcilik konularını geniş kitlelerin ilgisine sundu. II. Dünya Savaşı sonrasında basın hayatında denizcilikle özdeşleşen inceleme yazılarına yer verdi, popüler yazılar ve eserler kaleme almaya devam etti. Tersanecilik Daver’in popüler konuları arasındadır. Tersanecilik konusunda Haliç önemli bir merkezdir. 1949’da Cumhuriyet gazetesinde yer alan başyazısında tersaneler açılması gerektiğini vurgulayan yazar “Türkiye’de denizciliğin gelişmesi amacıyla ünlü Yavuz zırhlısının inşa edildiği Blohm und Voos tezgâhlarından uzmanlar çağrılmasıyla ilgili gelişmeler” ışığında ülkenin döviz kaybını engelleyecek üretim yapısını geliştirme idealini okurların ilgisine sunmaya devam eder.
Birçok Dergide Yazıları Yayımlandı
Savaş sonrasında hem uluslararası gelişmeleri hem de ülkenin siyasal ve ekonomik gündemini takip etmiştir. Bu dönemde Her Hafta, Hollywood Dünyası ve Resimli Tarih gibi popüler magazin, sinema ve tarih dergilerinde yazıları yayımlanır. Aynı zamanda dönemin önde gelen spor dergilerinden Spor Alemi, İdman, Av ve Spor gibi dergilerde de imzasına rastlanmakta.
Denizcilik Bankası İdare Meclisi Üyeliği Yaptı
- Meşrutiyet yıllarında başlayan ve Cumhuriyet öncesinde kısmi bir gelişme kaydeden denizcilik alanındaki çalışmaları takip etti. Bu dönemde ünlü Donanma Cemiyeti çatısı altında sürdürülen çalışmaları popüler düzeye taşıyan isimler arasındadır. 1950’de Donanma Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı. Demokrat Parti (DP) iktidarının ilk yıllarında Denizcilik Bankası İdare Meclisi üyeliğine seçildi. Amiral Necati Özdeniz’in başkanlığa, gemi inşa sanayiinde önemli çalışmalara imza atan Profesör Ata Nutku’nun Başkan vekilliğine, Zihni Bilgin’in genel sekreterliğe seçildiği bu mecliste İdare Komitesi yedek üyeliği görevinde bulundu. 8 Şubat 1954’te vefat etmiş; İstanbul’da Edirnekapı şehitliğinde defnedilmiştir.
ESERLERİ
- Kanatların Zaferi
- Mülazımın Romanı
- Deniz
- Gemi
- Dünkü- Bugünkü- Yarınki İstanbul
- Radyo Konferansları
KAYNAKÇA
https://tr.wikipedia.org/wiki/Abidin_Daver
https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/abidin-daver-1886-1954/
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/707335
https://www.denizcilikbilgileri.com/ilk-turk-silebi-abidin-daver-ve-hikayesi/
https://www.denizhaber.com/yazarlar/ali-bozoglu/sivil-amiral-abidin-daver-1886-1954/123465
















Cevap Yaz