HÜSREV GEREDE ”İSTİKLAL MADALYALI DİPLOMAT ”

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin çok yönlü şahsiyetlerinden biri , askerliğiyle cephelerde, diplomasisiyle masalarda vatan mücadelesi veren bir kahraman Hüsrev Gerede. Atatürk’ün Samsun’a çıkan kadrosunda yer alan bu cesur subay, Milli Mücadele’nin kalemini kılıcı kadar keskin bir zekayla kullanan isimlerdendi. Balkanlar’dan Uzakdoğu’ya uzanan diplomatik kariyeriyle Türkiye’nin sınırlarını aşan bir vizyoner, devrimlerin sadık bir neferiydi. İstiklal Madalyalı bu mücadele adamı, sadece savaş meydanlarında değil, kültür ve diplomasi cephesinde de unutulmaz ilklere imza attı. İşte ‘ateş parçası bir subay’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli köşe taşlarında izi olan Hüsrev Bey’in  hikayesi…”

 RIDVANOĞLU Hüsrev Bey

1884 yılında Yunanistan sınırına yakın Edirne Karaağaç’ta doğuyor Hüsrev Gerede. Babası dönemin korgenerali Mehmet Ali paşa ve  annesi Mahinur hanımdır.Dedesi de aslen Bosna Hersek’te yine görev yapmış devlet adamı olan Hüsrev Bey,Öğreniminin ilk adımlarını Edirne’de tamamladı. Hüsrev  Efendi daha sonra babasının görevi sebebiyle Sultan II. Abdülhamit döneminde tayin ile birlikte Erzurum’a yerleşirler. Babasının asker olması küçük yaştaki Hüsrev’i etkilemesi ile birlikte öğreniminin devam eden kısmında Erzurum’da askeri idadiye yazılır. 1908 yılında Erkan-ı Harbiye’den mezun olan Hüsrev Bey’inde rütbesi  artık kurmay yüzbaşıdır. Balkan Harbi’nde Balkanlarda askeri ateşe olarak görevinin yanı sıra 1. Dünya Savaşı’nda Kafkasya’da hem cephede hem de masada çeşitli komisyonlarda görev alarak orduya hizmet etti. Balkan Savaşından sonra Trakya sınırını belirlenmesi amacı ile oluşturulan komisyonda Atina Askeri Ateşesi olarak görev aldı . Bu görevi sırasında Eşi Lamia hanım ile tanışmıştır.1918 yılında Kafkasya Cephesi’nde kolordu komutanlığı görevi devam etmesi ile birlikte geçirdiği bir kaza sonucu İstanbul’da karargaha çekilir. Bu süre zarfında Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması ile birlikte İstanbul’da kalmaya devam eder.

 ”SIKI İSE YAYINLA” DEDİLER…

Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra Bab-ı Ali’de kurulan Karma Basın Sansür Heyeti’nde  itilaf Devletleri aleyhinde çıkarılan başta haberler olmak üzere çeşitli yazılar, makaleler ve kaynaklara sansür uygulaması talimatı alır. Talimat veren dönemin  Erkân-ı Harbiye Reisi Cevat Paşa’dır. Görevi kabul ederek çalışmalar başlayan Hüsrev Paşa bu görevde fazla kalmaz ve  dönemin önemli yazarlarında Süleyman Nazif Bey’in kaleme aldığı “Kara Bir Gün” başlıklı yazıyı sansürlemeyip yayımlar ve  İngilizler tarafından tutuklanarak ve sansür heyetinden istifa ettirilir.Devam eden süreçlerde eski görev arkadaşı Kazım Karabekir’in bulunduğu Erzurum’a giderek burada Kazım Karabekir ile birlikte mütareke hakkında neler yapılması gerektiğini istişaresinde bulunduğu bilinmektedir.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE  YOL ARKADAŞLIĞI 

Hüsrev Bey’in Erzurum’daki Kazım Karabekir ile  gerçekleştirdiği görüşmelerden sonra binbaşı rütbesiyle İstanbul’a dönüşü  dönem itibariyle Karadeniz’de çıkan karışıklıkları önlemek amacıyla 9. ordu müfettişi olarak görevlendirilen Mustafa Kemal paşa ile görüşmelere başlaması ile kesişir . Mustafa Kemal paşa , Karadeniz bölgesi’nde üstlendiği bu görev için  çeşitli alanlarda heyet oluşturulması istenir. İstanbul Şişli’de bulunan Ömer Bey apartmanlarında o sırada Hüsrev Bey ile görüşen Mustafa Kemal paşa oluşturacağı heyet içerisinde istihbarat ve siyaset müdürlüğünü Hüsrev bey’e önerir.Hüseyin Bey Bu anlamda dinamik bir fikir anlayışına sahip olan Mustafa Kemal Paşa’ya kabul yanıtını verdikten sonra 7 Mayıs 1919’da göreve atanır. oluşturulan heyet ile birlikte Samsun yolculuğu artık başlayacaktır.

İSTİKLAL MADALYALI BİR DİPLOMAT

Hitabet  ve yazım yeteneğinden olacak ki , milli mücadelenin köşe taşlarının düzüldüğü Havza genelgesi Amasya genelgesi nde genelgeleri yazım kafasında önemli roller alacak, Erzurum ve Sivas kongresinde temsil heyeti adına baş katiplik görevini itina ile yerine getirecektir. Önemli roller aldığı Sivas Kongresi’nin ardından temsil heyeti ile birlikte Ankara’ya geçmiş ve devam eden süreçte başta felaha vatan grubunun yaptığı önemli toplantılar olmak üzere Misak-ı Milli’yi katılımcılara sunmuştur.Kurulan mecliste görev almaya başlayan Hüsrev Bey Sakarya meydan muharebesi sırasında hem asker olsa da mebus oluşu sebebiyle başkomutanlıktan gelen bildirileri meclisi okumakla görevlendirilerek bu anlamda hitap yeteneğini de sergilemiştir.Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zafer ile sonuçlanmasıyla devam eden süreçte, Urfa’dan mebus olarak meclise giren Hüsrev Bey milli mücadele döneminde gerek masada gerekse arka planda gerçekleştirdiği önemli görevlerin sebebiyle kırmızı şeritli İstiklal madalyası ile onurlandırılmıştır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN İLK BÜYÜKELÇİLERİNDEN

Urfa mebusu olarak görev yapan Hüsrev Bey Mart 1924 tarihinde orta Elçi sıfatıyla Budapeşte’ye atanır. İlk görev yerinde Türkiye Cumhuriyeti adına çeşitli temasları yürütürken kendisine hak verilen kırmızı şeritli İstiklal madalyası Türkiye’de olmaması sebebiyle Budapeşte gönderilerek kendisine takdim edilir. Burada görev süresinin tamamlanması ile birlikte Eylül ayında İstanbul’a döner.

YENİ TÜRK ALFABESİ BULGARİSTAN’DA VAR

İstanbul’a döndükten sonra Kasım ayında Yeni bir görevlendirme ile Elçi olarak Bir diğer görev yeri  Sofya’ ya atanır. Bu görevi sırasında askerlikten emekliye ayrılan Hüsrev Bey Elçi sıfatıyla burada oldukça önemli görevlere imza atmıştır. Bunlardan ilki Bulgaristan ve Türkiye Cumhuriyeti arasında bir işbirliği anlaşması olan ” Türkiye-Bulgaristan Tarafsızlık, Uzlaştırma Yargısal Çözüm ve Hakemlik Antlaşması” imzalanmasıdır. Bu anlaşma ile birlikte Türkiye ve Bulgaristan arasında dönem itibari ile tarafsızlık olmak üzere birçok konuda işbirliği öngörülmüştür.Bulgaristan’da yaptığı bir önemli görev ise YeniTürk alfabesinin burada kabul edilmesi oldu. Bulgaristan hükümeti Ekim 1928 yılında yeni Türk alfabesi ile eğitim ve öğretimi yasaklamış bulunuyordu. Burada elçilik yapan Hüsrev Bey yaptığı çalışmalar ve. Başta  dönemin Bulgar başbakanı Andrey Lyapçevle görüşmeler ve gerçekleştirdiği temaslar ile birlikte Bulgar hükümetinin bu karardan vazgeçilmesini ve yeni Türk alfabesinin burada kabul edilmesini sağladı.

İRAN ŞAHINA REHBER OLDU

İran’da elçi olarak görev yapmaya başlayan Hüsrev Gerede, burada yalnızca diplomatik ilişkileri yürütmekle kalmayıp, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaşlaşma sürecinde elde ettiği tecrübeleri, İran Şahı Rıza Pehlevi’ye de aktarmakta önemli bir rol üstlenmiştir. Rıza Pehlevi’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaret öncesinde diplomatik altyapıyı hazırlayan ve Şah’a Atatürk devrimleri hakkında bilgi sunan Gerede, bu süreçte iki ülke arasında güçlü bir dostluk köprüsü kurulmasına öncülük etmiştir. Şah’ın 1934 yılında Türkiye’ye yaptığı ziyarette adeta bir rehber gibi ona eşlik etmiş, Türkiye’nin modern yüzünü en doğru şekilde tanıtmayı başarmıştır. Bu Tarihlerde çıkarılan Soyadı Kanunu ile Bolu’nun “GEREDE” isminden esinlenip  bu soy ismini almıştır.

JAPONYA’DA  TÜRK ANITI YAPILIYOR

Hüsrev Gerede, 22 Aralık 1936’da Tokyo Büyükelçisi olarak atandı ve bu görevi sırasında Türk-Japon ilişkilerini derinleştiren önemli adımlar attı. Japon İmparatoru tarafından 23 Mart 1936’da kabul edilen Gerede, 1890’da yaşanan Ertuğrul Fırkateyni faciasının anısına Kuşimoto’da bir şehitlik anıtının yapılmasını sağladı. Ayrıca, Japonya’da staj yapan Türk bahriye öğrencilerini yakından takip ederek iki ülke arasındaki askerî ve kültürel bağları güçlendirdi. Diplomatik faaliyetleriyle Türkiye’nin Uzakdoğu’daki temsilini güçlendiren Gerede, 19 Haziran 1939’da burada görevini tamamladı.

 HİTLER İLE TEMASTA BİR TÜRK ELÇİSİ

1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin Berlin Büyükelçisi olarak görevlendirilen Hüsrev Gerede, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği o zorlu günlerde diplomatik bir denge unsuru olmuştur. Nazi Almanyası’nın gölgesinde görevini büyük bir dikkat ve özenle sürdüren Gerede, hem Türkiye’nin tarafsızlık politikasını korumayı başarmış, hem de savaşın hararetli atmosferinde çeşitli ülkelerle diplomatik diyaloglar kurarak barışçıl ilişkilerin devamını sağlamaya çalışmıştır. Almanya’da bulunduğu süre zarfında yaptığı bazı diplomatik uyarılar ve analizlerle dönemin Ankara yönetimine önemli katkılarda bulunmuştur.

LATİN AMERİKA’DA BİR SONRAKİ GÖREV YERİ OLDU 

II. Dünya Savaşı’nın son bulmasının ardından 1946 yılında Brezilya’nın başkenti Rio de Janeiro’ya büyükelçi olarak atanana Gerede ,bu görevi sırasında Türkiye-Brezilya ilişkilerini güçlendirmek için ekonomik ve kültürel iş birliklerine öncülük etti. Özellikle iki ülke arasındaki ticaret anlaşmalarının geliştirilmesinde ve Türk kültürünün Latin Amerika’da tanıtılmasında aktif rol oynadı. 1949 yılında emekli olana kadar bu görevini sürdüren Gerede, diplomatik kariyerinin son durağında da Türkiye’nin uluslararası arenadaki etkinliğini H katkı sağladı .

YENİ BİR ALAN ”EDEBİYAT”

Büyükelçilik görevlerinden sonra aktif siyasete veda eden Hüsrev Gerede, yaşamının sonraki döneminde yazarlık ve anılarını kaleme almakla meşgul olmuştur, anılarını toplayarak önemli eserleriyle yalnızca yaşadığı dönemin tanıklığını sunmamış, aynı zamanda gelecek nesillere ders niteliğinde bilgi ve belge bırakmıştır. Bu eserlerinde hem askeri tecrübelerini, hem de Cumhuriyet’in kuruluşundaki anılarını akıcı ve samimi bir üslupla aktarmıştır.

                                       ARKASINDA BİR İZ BIRAKTI

Atatürk′ün ”Benim ilk inkılap ve müşkülat arkadaşım” dediği ,Türk tarihinin hem askerî hem siyasi hem de diplomatik sahasında derin izler bırakmış olan Hüsrev Gerede, 1962 yılında İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Kabri Edirnekapı Meazarlığında bulunan aile kabristanlığına defnedildi. Geride bıraktığı onlarca yıllık hizmet, kaleme aldığı anılar ve yetiştirdiği diplomatlarla bir dönemin simge isimlerinden biri olarak hatırlanmıştır. Vefatından önce ikamet ettiği İstanbul Nişantaşı’ndaki Demirağ Apartma’nında kalan Gerede’nin anısına caddeye ismi verilmiş, caddenin Teşvikiye tarafındaki girişine 2001 yılında bir anıt dikilmiştir.

 

Kaynakça:

-Mumcu,Uğur ,Kırkların Cadı kazanı,Uğur Mumcu Vakfı Yayınları

https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/husrev-gerede-1886-1962

-https://www.proquest.com/openview/55e65bc61ae14ca86f8d79228f9783a9/1?cbl=2026366&diss=y&pq-origsite=gscholar
https://www.turkiyenintarihieserleri.com/?