CAMİLERDEKİ SÜTÜNLARIN SIRRI NEDİR?

İstanbul Camilerindeki Sütunlar Rastgele mi Yerleştirildi?

100 yıllık sır çözüldü: Mimar Sinan’ın usulü, 20. yüzyıl başındaki camilerde de kullanılmış

Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)

Yeni bir doktora tezi, İstanbul’daki tarihi camilerin giriş cephelerinde yer alan sütunların tesadüfen değil, Mimar Sinan’dan miras kalan matematiksel oran sistemine göre yerleştirildiğini ortaya koydu. Gazi Üniversitesi’nde hazırlanan çalışmaya göre Bebek Camisi, Kartaltepe Amine Hatun Camisi ve Sultan Reşad Türbesi gibi yapılar, Selimiye ve Süleymaniye ile aynı mimari ölçü birimini kullanıyor.

Sütunların ardındaki matematiksel düzen

Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Ana Bilim Dalı’nda Cennet Ceylan tarafından hazırlanan “I. Ulusal Dönem Mimarlığında Klasik Osmanlı Oranlarının Kullanımı Üzerine Bir Araştırma: Dönem Binalarının Cephelerinde Sütun Düzeni Analizi” başlıklı doktora tezi, Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nde (1908-1930) inşa edilen yapıların cephelerindeki sütun düzenlerini mercek altına aldı. Araştırmaya göre, dönemin mimarları sütun başlık genişliğini temel ölçü birimi olarak kabul etti ve sütun yüksekliği, aralığı ile kalınlığını bu birime göre oranladı. Başka bir deyişle, ortada rastgele bir tasarım değil, bilinçli bir kurgu var.

Hangi İstanbul camileri incelendi?

Tez kapsamında İstanbul’da bulunan ve giriş cephesinde sütun düzeni bulunan dört cami/türbe özel olarak analiz edildi. Bu yapılar şöyle sıralanıyor:

Bebek Camisi (1913): Mimar Kemalettin Bey tarafından inşa edilen cami, tezde incelenen yapılar arasında en dikkat çekici örneklerden biri. Araştırmaya göre Bebek Camisi’ndeki sütun alt çapı oranı, Süleymaniye Camisi ile aynı değeri veriyor.

Kartaltepe Amine Hatun Camisi (1913-1924): Yine Mimar Kemalettin Bey’in eseri olan bu yapı, Bebek Camisi ile eş zamanlı tasarlandı. Tez bulgularına göre bu camideki sütun başlık genişliği ve yüksekliği oranları, Osmanlı mimari usulleriyle birebir örtüşüyor.

Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi (1911-1912): Kemalettin Bey’in ilk önemli eserlerinden biri olan türbe, tezde mücevheri usule en uygun örnekler arasında gösteriliyor. Sütun oranlarının Kanuni Sultan Süleyman Türbesi ile benzerlik gösterdiği belirtiliyor.

Mahmut Şevket Paşa Türbesi (1913): Son dönem Osmanlı sadrazamlarından Mahmut Şevket Paşa için inşa edilen bu yapı, tezin karşılaştırma tablosuna göre sütun başlık genişliği ve yüksekliği bakımından Süleymaniye ve Selimiye ile aynı oranları taşıyor.

Araştırmaya ayrıca, İstanbul’daki sivil mimarlık örneklerinden Liman Han (1915-16) ve I. Vakıf Han (1918) da dâhil edildi. Ancak haberin odak noktası ibadet yapıları olduğu için bu yapılar detaylandırılmadı.

Mimar Sinan’ın izi 20. yüzyılda da sürüyor

Tezin en dikkat çekici bulgusu, 20. yüzyıl başındaki İstanbul camilerinde kullanılan oranların Mimar Sinan’ın klasik eserlerindekiyle örtüşmesi. Araştırmacı Cennet Ceylan, Süleymaniye Camisi (1550-1557) ve Edirne Selimiye Camisi’ndeki (1569-1575) sütun oranları ile Bebek Camisi, Kartaltepe Camisi, Sultan Reşad ve Mahmut Şevket Paşa türbelerindeki sütun ölçülerini karşılaştırdı. Sonuç: Her iki dönem arasında ciddi benzerlikler var. Örneğin Kartaltepe Camisi’ndeki sütun alt çapı oranı, Süleymaniye’dekiyle neredeyse birebir aynı. Benzer şekilde Mahmut Şevket Paşa Türbesi’ndeki sütun başlık yüksekliği, Süleymaniye ve Selimiye ile aynı orana sahip.

“Usul-i Mi’mari-i Osmani” rehber olmuş

Araştırmaya göre dönemin mimarları, 1873 yılında Viyana Sergisi için dönemin padişahı Sultan Abdülaziz’in emriyle hazırlanan Usul-i Mi’mari-i Osmani adlı kitaptan ilham aldı. Kitapta Osmanlı mimarlığının üç temel usulü (mahruti, müstevi, mücevheri) tanımlanıyor ve bu usullerin Klasik Dönem’deki örneklerine (Süleymaniye, Selimiye, Kanuni Türbesi) atıfta bulunuluyor. Tez, Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’ndeki yapıların büyük çoğunluğunun bu usullerden özellikle “mücevheri” olarak adlandırılan süslü üslubu takip ettiğini ortaya koyuyor. Söz konusu eser, Osmanlı’nın ilk mimarlık tarihi kitabı olma özelliğini de taşıyor.

Cephe tasarımında bilinçli kurgu

Tez kapsamında İstanbul ve Ankara’da on ayrı yapı incelendi. Sultan V. Mehmed Reşad Türbesi, Bebek Camisi, Mahmut Şevket Paşa Türbesi, I. Vakıf Han, Kartaltepe Amine Hatun Camisi ve Mongeri Binası gibi yapılarda sütun düzeninin belirli oranlara sadık kaldığı, sütun yüksekliği ile cephe genişliği arasında matematiksel bir bağ kurulduğu tespit edildi. Araştırmacı, bu bulgunun yapıların “rastgele” değil, “usulüne uygun” inşa edildiğini gösterdiğini belirtiyor.

Bir asır önce İstanbul’un silüetine eklenen camiler, bugün sadece ibadethane olarak değil, aynı zamanda matematik ve estetiğin buluştuğu mühendislik harikaları olarak da karşımıza çıkıyor. Araştırma, bu yapıların ne kadar özenle ve hangi kurallara göre tasarlandığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

KAYNAKÇA

Ceylan, Cennet. I. Ulusal Dönem Mimarlığında Klasik Osmanlı Oranlarının Kullanımı Üzerine Bir Araştırma: Dönem Binalarının Cephelerinde Sütun Düzeni Analizi. Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilim Dalı, Temmuz 2025. (Danışman: Prof. Dr. Önder AYDIN)