Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
II. Abdülhamid döneminin güvenlik hassasiyeti, İngilizlerin çayırlardaki futbol maçlarını jurnallere, Yunan bir jimnastikçinin demir toplarını ise “mühimmat” şüphesine dönüştürdü. İşte hafiyelerin gölgesinde İstanbul’da futbolun ve modern sporun ilginç hikâyesi…
İstanbul, 1890… Kadıköy Kuşdili Çayırı’nda İngiliz gençlerinin oynadığı futbol maçı, Zaptiye Nezareti’ne jurnallendi. O günlerde Batı’dan gelen bu “lastik top oyunu” sarayın şüpheli bakışları altındaydı. Çünkü mesele yalnızca bir oyun değildi; futbol kalabalıkları bir araya getiriyor, coşku yaratıyor ve hafiyeleri harekete geçiriyordu.
SPOR, GÜVENLİK MESELESİ OLARAK GÖRÜLDÜ
Spor Tarihi Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan Edip Uzundal imzalı makaleye göre, II. Abdülhamid döneminde modern sporlar güvenlikçi yönetim anlayışının penceresinden değerlendirildi. Futbol ve jimnastik gibi Batı kökenli faaliyetler, özellikle kalabalık toplama potansiyelleri nedeniyle yakından takip edildi.
1890 tarihli jurnal, İngiliz gençlerinin Kuşdili’ndeki oyununu bildiriyor. Belgelerde geçen “sinîn-i sâbıka misillü” (önceki yıllarda olduğu gibi) ifadesi ise bu oyunların 1890’dan önce de oynandığına işaret ediyor. Dolayısıyla devletin dikkatini çeken asıl unsurun topun kendisinden çok, oyun çevresinde oluşan kalabalık olduğu anlaşılıyor.
MAÇLAR ADETA İSTİHBARAT OPERASYONU GİBİ TAKİP EDİLDİ
Futbol maçlarının kimler tarafından oynandığı, kaç kişinin katıldığı ve kalabalığın ne zamana kadar bölgede kaldığı raporlara yansıyordu. Arşivlerde dikkat çeken örneklerden bazıları şöyle:
1897, Küçüksu: Bebek ve Tarabya’dan yaklaşık 100 İngiliz kadın ve erkek, Göksu Çayırı’nda “lastikten mamul top ile lubiyât” oynarken jurnallendi. Grup gece 23.30’a kadar takip edildi.
1901, Kuşdili: Moda ve Beyoğlu’ndan 100’den fazla İngiliz, aileleriyle birlikte çayıra gelerek “mu‘tâdları vechile” (alışılmış olduğu üzere) futbol oynadı. Rapordaki bu ifade, futbolun artık tekrarlanan ve bilinen bir faaliyet hâline geldiğini gösteriyordu.
1904, Moda: İngiliz Okulu öğrencilerinin maçı sırasında bir Fransız gencinin Osmanlı askerine değnekle vurması üzerine olay raporlandı ve maç sonlandırıldı. Böylece spor sahası bir anda diplomatik ve güvenlik boyutu taşıyan bir olayın mekânına dönüştü.
HAFİYELERE KARŞI İNGİLİZCE İSİM
Makalenin en dikkat çekici bölümlerinden biri, ilk Türk futbolcuların hikâyesi.
Fuat Hüsnü ve Reşat Danyal Beyler, İstanbul’da futbol oynayan ilk Türk gençleri arasında yer aldı. Hafiye takibatından kaçınabilmek için takımlarına İngilizce “Black Stockings FC” (Siyah Çoraplılar) adını verdiler.
Bir Rum takımına karşı çıktıkları maçta mağlup oldular. Ancak asıl mesele skor değildi. Jurnalci Ali Şamil’in takibi sonucunda oyuncuların kimlikleri ortaya çıktı.
Reşat Danyal görevinden uzaklaştırıldı. Fuat Hüsnü ise kaçtı, askerî mahkemede yargılandı ve daha sonra “Bobby” takma adıyla bir İngiliz takımında futbol oynamayı sürdürdü.
Böylece Osmanlı futbol tarihinin ilk Türk oyuncularının mücadelesi yalnızca rakip takımla değil, dönemin güvenlik ve takip mekanizmasıyla da yaşanmış oldu.
JİMNASTİKÇİNİN DEMİR TOPLARI “MÜHİMMAT” SANILDI
Trabzon’da yaşanan bir başka olay, dönemin spor faaliyetlerine yönelik güvenlik hassasiyetinin ne kadar ileri gidebildiğini gösteriyordu.
Gösteri yapmak üzere gelen Yunan bir jimnastikçinin beraberinde getirdiği demir toplar ve gülleler, şüpheli bulunarak 1893’te el konuldu.
Yunan Sefareti devreye girerek sporcunun fakir olduğunu ve geçimini jimnastik gösterileriyle sağladığını bildirdi. Hatta mesele Sultan II. Abdülhamid’e kadar ulaştı.
Buna rağmen sorun kısa sürede çözülemedi. Sadaret, Rüsumat İdaresi, Tophane-i Âmire ve askerî makamlar arasında yazışmalar yapıldı.
Aletler İstanbul’a getirildikten sonra bile şüphe sona ermedi. Samsun’daki isyanlarda top kullanıldığı yönündeki haberler nedeniyle spor aletleri yeniden “askerî mühimmat” ihtimaliyle incelemeye alındı.
Nihayet 1895’te söz konusu malzemelerin gerçekten jimnastik aleti olduğu anlaşıldı ve sahibine iade edildi.
Kısacası, bir jimnastikçinin spor aletleri yaklaşık iki yıl boyunca Osmanlı bürokrasisini meşgul etti.
YASAKTAN ÇOK SIKI DENETİM
Makalenin en önemli tespitlerinden biri de modern sporların bütünüyle ortadan kaldırılmasından ziyade yakından izlenmesi ve sıkı denetim altında tutulmasıdır.
Dönemi kabaca üç aşamada okumak mümkün:
1890–1900: Şüphe ve yoğun takip dönemi. Kuşdili jurnalleri bunun en dikkat çekici örnekleri arasında.
1900–1908: Futbolun giderek alışılmış bir faaliyet hâline geldiği, ancak gözetimin sürdüğü kontrollü dönem.
1908 sonrası: II. Meşrutiyet’in oluşturduğu yeni ortamla birlikte spor kulüplerinin daha rahat örgütlenebildiği dönem.
FUTBOL ARTIK DURDURULAMIYORDU
Bütün takip ve şüphelere rağmen futbol İstanbul’da hızla yayılıyordu.
İngiliz ve Rumların kurduğu Cadikeuy Football Club, 1902’de İstanbul’un ilk resmî futbol kulüplerinden biri olarak ortaya çıktı. Ardından Moda, Elpis ve Imogene gibi takımlar futbol sahalarında boy göstermeye başladı.
1904’te İstanbul Futbol Ligi oluşturuldu. İlk lig organizasyonunda Imogene, Moda, Cadikeuy ve Elpis mücadele etti.
Artık futbol, yabancıların kendi aralarında oynadığı sıra dışı bir “lastik top oyunu” olmaktan çıkıyor; İstanbul’un yeni şehir kültürünün parçalarından biri hâline geliyordu.
İLGİNÇ DETAYLAR
İngilizlerin futbol buluşmaları zaman zaman piknik ve eğlenceyle birleşiyordu.
1897 tarihli jurnalde kadınların da bulunduğu yaklaşık 100 kişilik bir topluluk kayıt altına alınmıştı.
Maçların yalnızca oynanması değil, kimlerin geldiği ve ne zamana kadar bölgede kaldıkları da rapor ediliyordu.
Futbol sahaları, farklı milletlerden insanların karşılaştığı yeni sosyal alanlardan biri hâline geliyordu.
SPOR, OSMANLI’YI DEĞİŞTİRDİ
Modern spor, Osmanlı’da yalnızca yeni bir eğlence biçimi değildi. Aynı zamanda değişen şehir hayatının, Batılılaşmanın ve devlet-toplum ilişkilerinin dikkat çekici göstergelerinden biri hâline geldi.
Başlangıçta kuşkuyla izlenen futbol kısa sürede yayıldı. Gençler, hafiyelerin ve jurnallerin gölgesine rağmen topun peşinden koşmayı sürdürdü.
1909 Cemiyetler Kanunu ile cemiyet ve kulüplerin hukuki zemini yeniden şekillenirken, sporun Osmanlı toplumundaki yükselişi de artık geri döndürülemez bir noktaya ulaşmıştı.
📌 MERAKLISINA NOT
⚓ İlk modern spor kulübü bir su sporları kulübüydü: Osmanlı topraklarındaki ilk modern spor kulübü olarak, 1872’de kurulan The Imperial Yachting and Boating Club gösteriliyor. Kulübün ilk başkanı İngiliz asıllı Hobart Paşa idi.
🏫 Beden eğitimi futboldan önce okula girdi: Batılı anlamdaki beden eğitimi, 1863’te Mekteb-i Hayriye’de “Riyazat-ı Bedeniye” adıyla resmî programa alındı. Harbiye öğrencileri ise İtalyan Martin adlı hocanın gözetiminde spor yapıyordu.
🎓 Okullar sporun yayılmasında öncü oldu: Robert College ve Mekteb-i Sultani, Batılı spor kültürünün Osmanlı gençleri arasında yayılmasında önemli rol oynadı.
👑 Padişahların da sporla yakın ilişkisi vardı: II. Mahmud, huzur güreşleri geleneğini sürdüren son padişah olarak gösteriliyor. Sultan Abdülaziz ise meşhur pehlivanları himaye etti, bazılarını Avrupa seyahatine götürdü. Modern anlamdaki düzenli at yarışlarının başlaması da onun dönemine rastladı.
⚽ Futbolun ilk önemli merkezi İstanbul değil, İzmir’di: Futbol, 1890’larda İzmir’deki İngiliz aileleri arasında yaygınlaştı; ardından Selanik ve İstanbul’a ulaştı.
🏆 İlk futbol kulübü de İzmir’deydi: İngilizlerin 1894’te kurduğu Football Club Smyrna, makalede Osmanlı Devleti’ndeki ilk futbol kulübü olarak gösteriliyor.
🏟️ İstanbul’un ilk resmî futbol kulüplerinden biri 1902’de kuruldu: İngilizlerin kurduğu Cadikeuy Football Club, İstanbul futbolunun öncü kulüplerinden biri oldu. Ardından 1904’te İstanbul Futbol Ligi oluşturuldu.
🕵️ İlk Türk futbolcular saray çevresindendi: Black Stockings FC’de oynayan Türk gençlerin önemli bir kısmının saray erkânına yakın çevrelerden gelmesi, futbol üzerindeki takibin toplumun seçkin kesimlerine kadar uzandığını gösteren dikkat çekici bir ayrıntı.
🇬🇷 Bir jimnastikçinin spor aletleri diplomatik mesele oldu: Trabzon’da el konulan Yunan jimnastikçinin demir topları için Yunan Sefareti devreye girdi ve II. Abdülhamid’e başvuruldu. Aletler, Samsun’daki gelişmeler nedeniyle “mühimmat” şüphesiyle yeniden incelendi.
🦅 Beşiktaş futbola hemen başlamadı: Beşiktaş Jimnastik Kulübü 1903’te kurulmasına rağmen futbol şubesi 1911’de faaliyete geçti.
🌍 Osmanlı sporcuları Atina’daydı: 1906 Atina Ara Olimpiyatları’na, İstanbul’daki Tatavla Kulübü’nün Rum jimnastikçi ve atletleri ile İzmir ve Selanik’ten Rum futbolcular katıldı.
📚 KAYNAK
Uzundal, Edip (2026). “Osmanlı İmparatorluğu’nun Modern Sporla İmtihanı: Futbol, Jimnastik, Güvenlik ve Jurnal”, Spor Tarihi Araştırmaları Dergisi (STAD), Sayı 4, Haziran 2026, s. 21–32.


















Cevap Yaz