Üsküdar’ın  en önemli caddelerinden biri olan Dr. Fahri Atabey caddesi üzerinde Zeynep Kamil Hastanesi’ne Doğru giden yol üzerinde bulunuyor kurban Nasuh Baba Camii.
Yer olarak 2 sokak birleşiminde , yüz ölçümü olarak fazlaca büyük sayılmayacak bir yere ve  bu yer ile uygun gayet mütevazi yapısıyla , eskiden yerini yadırgamayacak derler, bir anlayış ile  inşa edilmiş. İşte Kurban Nasuh Camii ,mescitler camiler tekkeler ve külliyeler cenneti olarak bildiğimiz Üsküdar’ımızın pek de işlek diyebileceğimiz bir yerinde görebildiğimiz hikayesi olan eserlerden bir tanesi.

PEKİ KİMDİR  NASUH BABA?

Nasuh Baba Camii ve tekkesinin banisi olarak bilinen kurban Nasuh, Mimar Sinan’ın yardımcılarından birisi olduğu rivayet edilmektedir. Yine rivayetlere göre Sultan III.Murat’ın annesi Afife Nur-Banu Valide Sultan’ın Mimar Sinan tarafından inşa ettirilen külliyesinde Mimar Sinan’ın yanında yardımcı Mimar olarak çalışmış ve devam eden süreçte de caminin minaresinin yapımından sorumlu olduğu biliniyor.

NASUH BABA MESCİDİ

Osmanlı imparatorluğu’nun Gözde semti Üsküdar’da, o dönem itibarı ile yapılan külliyelerin belki de en görkemli olanı Valide Atik külliyesinde ve Osmanlı’nın yetiştirdiği , bölgenin hemen her yerinde oldukça önemli imzaları bulunan Mimar Sinan’ın Mimar yardımcısı olarak çalışan Nasuh baba, 1579 yılı ile birlikte Valide Atik külliyesinin tamamlanmasından sonra yine Üsküdar’da, külliyeye yakın bir bölgede bir mescit inşa etmek ister. Bu isteğinin aslında bir sebebi de yapılan külliyenin tamamlanmasından sonra artan malzemelerdir. Konu ile ilgili olarak Nur Banu Valide Nurbanu Sultan’dan izin alan Nasuh Baba, 1586 yılında mescidin inşasına başlar. Oldukça kısa bir sürede bir yılda tamamlanan mescidin inşası ile 1587 yılında ilk namaz kılınarak cemaatine kavuşur. Fakat Nasuh Baba bu cemaati göremeyecektir.

NEDEN “KURBAN” NASUH BABA?

Bilindiği üzere Nasuh baba Valide Atik külliyesinde çalışmış, Mimar Sinan’ın yardımcısı olarak görev almıştı. külliyenin inşasının tamamlanması ile birlikte yine Üsküdar semtinde Külliye’ye yakın bir mevkide bir mescit yapma arzusunu dile getiren ve bu anlamda külliyeden kalan malzemelerin kullanımı konusunda Valide Sultan’dan izin alan Nasuh Baba, talebi olumlu karşılandıktan sonra mescidin inşasına başlar. Mescit inşa edildiği sırada külliyeden kendisine izin verilen ölçüden daha fazla malzeme kullandığı yönünde iddialarla karşı karşıya kalır, bu iddiaların gerekli merciilerde haklı bulunması üzerine ne yazık ki idamına karar verilir. adamından sonra kendisine yönelik iddiaların asılsız olduğunun ortaya çıkması ile birlikte  kendisi “kurban” Nasuh Baba anılmaya başlanmıştır.

Rivayet odur ki idamından sonra inşaatın hemen önünde kesilmiş başını  ile bulunan Kurban Nasuh Babayı gören cemaat, bu zatın Hikmet sahibi bir kişi olduğunu  düşünmüş Ve inşaata devam etme kararı alarak mescidin  açılışını sağlamışlardır. Kurban Nasuh Babanın kabri caminin bahçesinde türbesinde bulunmaktadır.

Kurban Nasuh Baba’nın Kerametleri ile ilgi çeşitli hikayeler bulunmaktadır.
Anlatılanlara  göre, Kurban Nasuh Baba, hayvanlarla konuşabilme ve hastalıkları iyileştirme gibi kerametlere sahipmiş. Bir hikâyede, caminin inşası sırasında taşların kendiliğinden yerine oturduğu anlatılır. Nasuh Baba’nın duasıyla işçilerin yükü hafiflemiş. Başka bir anlatıda, kıtlık zamanında caminin avlusundaki bir kuyunun suyunun hiç bitmediği söylenir. Ayrıca Cami Avlusundaki Ağacın Gizemi ile ilgili de söylentiler bulunuyor.
Avluda bulunan tarihî bir çınar veya servi ağacının, Nasuh Baba’nın diktiği söylenir. Bu ağacın yapraklarını toplayanların bereket bulduğuna inanılır. Kimi esnaf, yaprakları dükkânlarına asarmış.

 

YAKIN GEÇMİŞE KADAR NASUH BABA CAMİİ
İbadete açıldığı günden itibaren çeşitli değişim ve dönüşümler geçiren nasıl Nasuh Baba Camii’nin yakın dönem tarihimize baktığımızda geçirdiği çeşitli fonksiyonlar farklılıkları görebilmekteyiz. Caminin ilk dönemlerinde Bektaşi geleneğine bağlı olduğu, ancak sonradan Nakşibendi usulüne göre ibadet edilmeye başlandığı söylenir.1600’lü yıllar ile birlikte El-Hac Ebubekir Efendi tarafından mescide minberde konularak cami haline getirilir.1811 yılı ile birlikte Rufai Şeyhi Mehmet Nuri Efendi tarafından tekke olarak kullanıldı. Hatta burada da yine bir parantez açmak gerekirse tekke olarak kullanıldığı sırada kurban Nasuh Baba’nın şeyh Mehmet Nuri Efendi’nin rüyasına girerek yapının yenilenmesi yönünde talep ilettiği rivayet edilir. Bu olay üzerine 1856 yılında tekke (cami) yenilenerek hizmetine devam eder. Yine Rufai Şeyhi Mehmet Nuri Efendi’nin kabri Camii bahçesinde yer almakta.

1970’LERDEN GÜNÜMÜZE NASIL BABA CAMİİ

1970’li yıllar ile birlikte bölgede yapılan imar çalışmaları ve kentleşme faaliyetleri ile birlikte çeşitli Mimar ve müteahhitlerin tekkeyi istimlak etmek suretiyle peki arsası üzerinde yeni yapılaşma niyetinde oldukları bilinmektedir. Hatta daha da ileri gidilerek tekeye fiziksel zararlarda verildiği edinilen bilgiler arasında. 1974 yılı ile birlikte camiye verilen zararlar ortadan kaldırılmış yenileme faaliyetlerini neticesinde yeniden cemaate kavuşmuştur.

 

KAYNAKLAR:

https://www.turkiyenintarihieserleri.com/?oku=3157

https://ismailkara.izu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/ismailkara/4523/%20KA6766.pdf?sequence=1