İSTANBUL SARNIÇ ZENGİNİ

Zeyrek Sarnıçı ziyarete açıldı

 

Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)

İstanbul deyince hep üstü anlatılır ama İstanbul’un otuz senedir gezerek bitiremedim üstü kadar bir de yer altı var. İşte bunlardan bir tanesi de su sarnıçlarıdır. Hiç merak ettiniz mi, İstanbul’da kaç tane sarnıç var acaba? Hemen cevap verelim, tarihi yarımada da 183 adet sarnıç olduğu kaynaklarda belirtiliyor.  Bu sarnıçların 4 tanesi açık, 179 tanesi kapalı sarnıçtır. Vee yıllardır toprak ile dolu olan Zeyrek Sarnıcı da ziyarete açıldı. Ama bu sarnıcın diğerlerinden bazı farkları var. İşte detaylar:

 

NEDEN SARNIÇ?
Sarnıçlar, yağmur sularını biriktirmek için genellikle toprak altına yapılan, duvarları özel harçlarla sıvalı, su depolarıdır. İnsanlığın tarih boyunca baş etmek zorunda kaldığın problemlerin başında gelen susuzluk veya suya erişim zorluğu dünyanın muhtelif yerlerinde ve farklı tekniklerde sarnıçların yapılmasını zorunlu kılmıştır. Sarnıçların dünyadaki en eski örneklerinden biri Peru yakınlarındaki Nazca’dadır. Yine arkeolojik kazılarda ortaya çıkan bir diğer sarnıç, Hindistan’da Pavurallakonda Bheemili bölgesinde MÖ II. yüzyıla tarihlenen sarnıçtır. Kudüs’te yapılan arkeolojik kazılarda, hemen her evin altında, insanların kendi imkânlarıyla yapmış oldukları sarnıçlar bulunmuştur. Bu sarnıçlar, armut biçiminde küçük girişli, doğal taş içine oyulmuş veya taş duvar ile örülmüş yapılardır.

İSTANBUL’DA SARNIÇLARIN YAPILMASI
Dünyada ki kadim şehirlerden biri olan İstanbul, MÖ VII. yüzyılda Megaralı Kral Byzas tarafından Byzantion ismi ile kurulduğunu biliyoruz. Oldukça kurak bir arazi üzerine tesis edilen şehrin, çağlar boyunca yüz yüze kaldığı ve baş etmek zorunda olduğu problemlerin başında susuzluk gelmektedir. Bazı önemli sarnıçlar:
Yerebatan, Acı Musluk Sokağı Sarnıcı, Hipodrom Sarnıcı, Sarnıçlı Han Sarnıcı, Sümbül Efendi Camii Altındaki Sarnıç, Ahmediye Camii Altındaki Sarnıç, Cağaloğlu Anadolu Lisesi Bahçesindeki Sarnıç ve Süleymaniye Sıbyan Mektebi Avlusundaki Sarnıç haricindeki diğer girilebilen sarnıçlarda suyun olmadığı da görülmüştür. Ayrıca pek çok örnekte geçen yüzyıllar içerisinde önemli ölçüde tortu ve moloz birikimi oluşmuştur.
İSTANBUL’UN 3.EN BÜYÜK SARNIÇI
Zeyrek Sarnıcı ya da Pantokrator Sarnıcı, İstanbul’un Fatih ilçesi, Zeyrek Mahallesi, Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan Bizans İmparatorluğu dönemi sarnıçtır. Sarnıcın yakın çevresinde, kiliseden dönüştürülmüş aynı isimdeki Zeyrek Camii ve sarnıcın üzerinde 16. yüzyıl Osmanlı dönemi eseri Piri Mehmet Paşa Camii bulunur.

İstanbul’un en büyük üçüncü sarnıcı olan Zeyrek Sarnıcı, turizme kazandırılması amacıyla büyük bir restorasyon dönemi yaşamıştır. Bizans döneminden bugüne gelebilen Zeyrek Sarnıcı, Pantokrator Manastırı’nın sarnıcıydı. Kısmen toprak üzerinde olduğundan olayı diğer sarnıçlardan ayrılır. Bizans İmparatoru II. İoannes Komnenos tarafından inşa ettirilmiştir ve Tarihi Yarımada’nın önemli kalıntıları arasındadır.

TONLARCA TOPRAK ÇIKARTILDI
Restorasyon çalışmalarından önce, Zeyrek Sarnıcının galerileri tümüyle toprak ile doluydu. Bu topraklar ve çöp yığınları tamamen temizlendi. Sarnıca akan sular kesildi. İstanbul’un yer altı şehrinin mücevher parçası olarak görülen Zeyrek Sarnıcı’nın turizme önemli katkıda bulunması bekleniyor.
LİMON DEPOSU OLARAK KULLANILABİLİR
Cumhuriyet döneminden beri ihmal edilen bu eşsiz eser yıllarca limon, portakal deposu olarak kullanılmıştı. Zeyrek Sarnıcı’nın galerileri restorasyon çalışmalarından önce, tümüyle toprak ile doluydu. Tinercilerin uğrak yeri olan mekânın çehresi 2005 yılında Fatih belediyesinin devreye girmesiyle değişti.

Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan, mülkiyeti Piri Mehmet Paşa Vakfına ait olan sarnıç Fatih Belediyesi tarafından restorasyonu yapılmak üzere kiralandı. Zeyrek Sarnıcı için 2005 tarihinde İl Özel İdaresi katkılarından faydalanılarak proje ihalesi yapıldı ve 2006 yılında restorasyonu başlatıldı.
EVLİYA ÇELEBİNİN ÖVGÜSÜ
Evliya Çelebi “…altı, üç yüz sütun üzerine bir sarnıçtır ki, suyu âb-ı hayat gibidir” şeklindeki ifadaeleri, sarnıcın o tarihte hala su ile dolu olduğunun delilidir. on sekizinci yüzyılda eser vermiş olan hüseyin ayvansarayî de, “…bu caminin altı kafiri kâgir yüce mermer somaki direkler üzerine inşa olunmuş büyük bir sarnıçtır ki bir ağzı cami kapısı dışındadır, oradan su çekerler, bu yüzden buraya soğukkuyu camii denmiştir” sözleriyle önceki dönemlerde aktarılan bilgileri desteklemektedir.
RAHATLIKLA GEZİLEBİLİYOR
Sarnıç tam kapasite ile dolduğunda, su seviyesinin sütun başlıklarını da aştığı tahmin edilmektedir; zira sütun başlıklarının üst kenarından tonozların en yüksek yerine kadar 3,20 metrelik kısımlar da, kemerlerin orta yüksekliğine kadar bütün duvarlar gibi su geçirmez pembe horasan harcı ile sıvanmış durumdadır. Başka sarnıçlarda görülmeyen bir diğer özelliği de, pantokrator sarnıcı’nın batı ve kuzey duvarlarının üstlerinde uzanan tonozlu dehlizlerdir. batı dehlizinin dar olmasına karşılık, doğu dehlizi oldukça geniştir. küçük pencereler açılmak suretiyle, on dokuzuncu yüzyılda, bu mıntıkada ikamet edilebilmiştir. bazı uygunsuz kişilerin bu dehlizlerde barınmış oldukları ve hatta burada bir de cinayet işlendiği rivayet edilmiştir.

Kaynak: https://www.arkitera.com/haber/istanbulun-yer-alti-muzesi-zeyrekte/
Kaynak:

https://tarihiyarimada.net.tr/diger/zeyrek-sarnici/

TARİHİ YARIMADA’DAKİ ROMA VE BİZANS DÖNEMİ SARNIÇLARI* The Roman And Byzantine Cisterns In Historical Peninsula Selim Sani GÜNGÖR**