İSTANBUL’UN MERKEZİNDE OSMANLI EVİ !

 Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)

 

Osmanlı döneminin en ünlü sanatçıları arasında yer alan, Feyhaman Duran (1886-1970) ve Güzin Duran’ın (1898-1981) yaşadıkları ev üniversiteden izin alınarak artık gezilebiliyor. Sanatla yoğrulmuş, duvarlar dahil evin her alanı sanat ve Osmanlı zarafetini evi gezerken görebiliyorsunuz. Evin o kültürel atmosferini içinize çekerek gezebiliyorsunuz. Sanatçılar sağlıklarında, 1969 yılında, evlerini ve eserlerini İstanbul Üniversitesi’ne bağışladılar. Bu zarif ve kültür kokan evi görmenizi tavsiye ederim. İşte detaylar:

 

 

FEYHAMAN DURAN KİMDİR?

1886’da İstanbul’da dünyaya geldi. 6 yaşındayken, babası şair ve hattat Süleyman Hayri Bey’i 24 yaşında da annesi Fatma Hanım’ı kaybetmiştir. Hayatı hiçte kolay geçmeyen Feyhaman Bey, Dedesi Duran Çavuş’un himayesinde yetişti.

Galatasaray Lisesinde Önemli İsimlerden Ders Aldı

Dedesi Duran Çavuş’un himayesinde kaydolduğu, 1895 yılında, günümüzdeki adı Galatasaray Lisesi olan, Galata Sarayı Humayun Mektebi’ne kaydettirdi. Burada ressam Şevket Dağ, Tevfik Fikret ve Viçen Arslanyan Efendi’den ders aldı. Okulda tarama kalem ve çini mürekkebiyle, daha sonra da yağlı boya resimleriyle dikkat çekti ve özellikle Hüsn-ü Hat, yani Güzel Yazı dersinde başarılı oldu.

Galatasaray Lisesinde Öğretmenlik Yaptı

1908’de altıncı sınıfı bitirince çalışma yaşamına atılmış ve bir süre Bab-ı Ali’de katiplik yapmıştır. Aynı yıl kendi okulu olan Galatasaray Sultanisi’nde Fransızca güzel yazı öğretmenliğine de başladı.

Paris’e Eğitim Almaya Gitti

Feyhaman Duran, bir rastlantı sonucu Hıdiv Ailesi mensubu Abbas Halim Paşa ile tanışır ve Paşa’nın kızının resmini yapar. Resmi çok beğenen Paşa, sanatçının yeteneğini fark ederek diğer aile bireylerinin portrelerini de ısmarlar. Ardından da 1910′ da eğitim masraflarını üstlenerek Feyhaman’ı Paris’e eğitim almaya gönderir. Burada Güzel Sanatlar Akademisi’’nde Paul Richet’den ilk resim derslerini alır. Bir yandan da Akademi Julien’de dini, tarihi ve portre ağırlıklı konuları işleyen Jean Paul Laurens ve oğlu Paul Albert Laurens’le çalışmalarını devam ettirir. 1913-1914 ‘te  Paris Ulusal Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda Fernand Cormon’un Atölyesi’nde ve Arts Decoratif’te eğitim alır.

Akımlardan Etkilendi

1914’e kadar Paris’te resim eğitimi alarak tekniğini ve anatomi bilgisini ilerleten sanatçı, Paris’teki diğer Türk ressamları gibi Empresyonizm’den oldukça etkilendi. Empresyonizmin yanında ekspresyonizm, fovizm ve diğer sanat dallarını da inceleyen sanatçı çalışmalarında empresyonizm akımından yola çıkarak gerçekçi, anlatımcı bir üslubu benimdi.

Evliliği ve Sanat Hayatı

Edirnkapı şehitliğindeki mezarı
Edirnkapı şehitliğindeki mezarı

Aralık 1919’da İnas Sanayi-i Nefise Mektebi adıyla anılan Kız Güzel Sanatlar Okulu’nda öğretmen olan Mihri Müşfik Hanım’ın Avrupa’ya giderken yerine önerdiği Feyhaman, “usul-ü tersim” öğretmeni olarak burada işe başlar ve emekliye ayrıldığı 1951 yılına kadar okulda eğitim vermeyi sürdürdü. 1921 yılında Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, yeni bir tüzük hazırlayarak “Türk Ressamlar Cemiyeti” adını aldığında, sanatçı da kurucu üyeler arasında yer alır. Bu süreçte öğrencilerinden ressam Güzin Hanım ile tanışmaları 25 Ağustos 1922 tarihinde evlilikle sonuçlanır. Büyük bir aşkla bağlı olduğu eşi Güzin Duran’ı betimlediği pek çok portresi vardır. Çift önce Baltalimanı ve Beylerbeyi’nde yaşadıktan sonra Güzin Hanım’ın ailesinden Hattat Yahya Hilmi Efendi’den kalan ve yaşamlarının geri kalanını geçirecekleri, bahçesindeki atölyede çalışmalarını sürdürecekleri, Süleymaniye’deki eve taşınırlar.
HAYATINI SANATA ADAMIŞ BİR İSTANBUL BEYEFENDİSİ
1923 yılında Türk Ressamlar Cemiyeti’nin Ankara’da düzenlediği  karma sergiye katılan sanatçı, 1926’da Sanayi-i Nefise (Güzel Sanatlar) Birliği’nin kuruluşunda yer alarak ölünceye kadar da yönetim kurulunda buldu. Soyadı kanunu çıkınca çok sevdiği dedesi Şair Duran Çavuş’un adını kendisine soyadı olarak kaydettirir. 1938’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin düzenlediği Yurt Gezileri programı içinde Gaziantep’e gönderilen Feyhaman buradan yörenin özelliklerini yansıtan on kadar tablo ile döner. Devlet sergilerine de yoğun biçimde katılarak çalışmalarını sürdürdü. Ocak 1939’da İbrahim Çallı ve Ayetullah Sümer ile birlikte İnönü’nün portresini yapmak üzere Ankara’ya davet edilir. Atatürk portrelerini ise canlı modelden çalışma olanağı bulamadan, izlenimlerine dayanarak ve fotoğraflardan yararlanarak yaptı.

Evi Müzeye Dönüştürüldü

1943-1947 yılları arasında eşiyle birlikte Topkapı Sarayı Müzesi’nde çalışarak Sarayın iç ve dış mekanlarını resimledi. 1951’de ise emekliye ayrılarak Süleymaniye’deki evinde çalışmalarına devam etti. 6 Mayıs 1970 yılında İstanbul’da hayata veda eder. İstanbul Üniversitesi’ne bağışlanan bu ev ve atölyesi halen Feyhaman Duran adına Müze olarak ziyaret edilebilmektedir.

Renk bence şeker gibi tatlı bir şey, gözden gelen şeker!

Feyhaman DURAN

BABASINDAN KALAN EN ÖNEMLİ HATIRA
Ressam İbrahim Muslühiddin Feyhaman 17 Eylül 1886 tarihinde İstanbul Kadıköy’de Osmanağa Mahallesinde doğmuştur.

Babası Şair Süleyman Hayri Bey oğluna büyüyünce okuması için 141 beyitlik manzum bir “Pedname”(Öğüt şiir) yazmıştır.

Feyhaman henüz 6 yaşındayken ölen babası sanki oğlundan bu kadar erken ayrılacağını sezercesine, bu pednamede bir babanın öğüt vereceği her konuya değinmiş, kendi hayat görüşünü oğluna aktarmıştır. Pednamesinde oğlundan iyi, ahlaklı, dinine bağlı, çalışkan güvenilir ve bilgili insan olmasını isteyen Şair Süleyman Hayri Bey, oğlunun okudukça kendisini anmasını istediği pednamesi

“Feyhamanım beni dinle imdi

Zikret Allah’ını Peygamberini

Hiç unutma Peder ile mâderini”

Ve şu sözle bitiriyordu:

“Hak du alemde bukam ede seni

Dilerim hayr ile yad eyle beni ”

Feyhaman da gerçekten bu manzumeyi yaşamı boyunca sık sık okumuş, bu ona yol gösterici olmuştur.

AYAKKABI ALACAK PARASI YOKTU AYAKKABI YAPMAYI ÖĞRENDİ

Savaş yıllarında birçok kişi gibi, Feyhaman ve arkadaşları da sıkıntı içindeydiler. Bu yıllarda bir çift ayakkabı almakta güçlük çeken Feyhaman ile arkadaşı Çallı’nın birlikte deri ve kösele alıp bir ayakkabıcı ustasından ayakkabı dikmeyi öğrenmek istemeleri, çektikleri sıkıntıya bir örnektir

Feyhaman, arkadaşlarıyla birlikte, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti aracılığıyla Çağdaş Türk Resmi geleneğini kurma çabalarına katılıyordu. Bu arada Feyhaman, Çallı İbrahim ve Binbaşı Sami Bey (Yetik), Vezneciler ‘de Zuhal Kırtasiye Mağazasındaki atölyede resim dersi veriyorlardı. İnas Sanayi Nefise Mektebi’nde öğretmen olan Mihri Müşfik Hanım, Avrupa’ya giderken, yerine Feyhaman Bey’in alınmasını okul müdürlüğüne önermişti. Maarif Nazırı da bunu uygun görünce, Feyhaman, 2 Aralık 1919 dabu okulda usul-ü tersim öğretmenliğine getirildi. O sıralarda okul müdürü Ömer Âdil Beydi.

1921 de Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, yeni bir tüzük hazırlayarak “Türk Ressamlar Cemiyeti” adını aldığında, Feyhaman da kurucu üyeler arasındaydı Aynı yıl Cemiyet, Çembertaş’ta bir Resim Okulu açınca, Feyhaman da burada görev aldı

ÖNEMLİ NOT:

Evin Ziyarete Açık Olacağı Günler ve Saatler: Haftanın 2 günü Salı, Perşembe.

Ziyaret Koşulları: Evin küçüklüğü, ahşap olması ve kalabalık gurupları kaldıracak kapasitede olmaması dikkate alınarak 5 kişiden oluşan gruplara 15-20 dakikalık turla gezdirilir.

Evin Kapalı Olacağı Günler: Belirlenen gün/günler dışında ziyarete kapalıdır. Ayrıca resmi tatillerde de kapalıdır.

Eve Giriş Ücreti: Ücretsizdir.

Evi Kimler Ziyaret Edebilir: Her yaş grubundan insan ziyaret edebilir. Ancak fiziksel engeli bulunanlar için evin yapısından dolayı ziyaret kısıtlıdır.

Ziyaret için Form doldurulması gerekmektedir.

KAYNAKÇA

https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/feyhaman-duran-1886-1970/

https://feyhamanduran.istanbul.edu.tr/tr/content/feyhaman-duran/hakkinda

https://tr.wikipedia.org/wiki/Feyhaman_Duran

https://muzeyum.istanbul.edu.tr/tr/content/koleksiyonlar/feyhaman-duran-kultur-ve-sanat-evi

https://feyhamanduran.istanbul.edu.tr/tr/_

https://feyhamanduran.istanbul.edu.tr/tr/content/feyhaman-duran/hakkinda