Bu mezarı mutlaka ziyaret edin !

Gönüllerin kahramanı sırlı bir insan: Abdurrahman Peşaveri

 

Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)

Bir insan düşünün değerli okurlar, sizin ülkenizden değil ama İslam uğruna kalkıp geliyor, size yardım ediyor, birçok alanda hizmet ediyor. Ve geri ülkesine dönmüyor. Tanıyor muyuz bu yüce gönüllü kahramanı. İşte onu ziyaret ettim, sizlere Abdurrahman Peşaveri’den bahsedeceğim. Dört yıl boyunca İTÜ Vakfı’nda çalıştım ve her gün Maçka Mezarlığından geçmeme rağmen bir türlü fark edememişim. Bu güzel insanla tanıştım önceki gün ve sizlerle buluşturmak istiyorum. İşte detaylar:

HİNDİSTAN’DAN GELEN YARDIM ATEŞİ
Balkan Savaşları’nda Hindistan’dan Osmanlı Ordusu’na yardım için geldi. Savaştan sonra vatanına dönmeyip Osmanlı Ordusu’nda subay oldu. Anadolu Ajansı’nın ilk personeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk büyükelçisi oldu. Eve dönmesi için kendisine yalvaran annesine “Anadolu işgal altındayken dönemem!” diyerek izin istedi.

TÜRKLERİ ÇOK SEVİYORDU
Abdurrahman Peşaverî, (Peşaverli Abdurrahman Bey, veya Abdurrahman Samdani olarak da bilinmektedir.) 1886’da Peşaver’de doğmuştur. Peşaver o dönemde Britanya sömürgesi olan Hindistan’ın Kuzey-Batı Sınır Eyaleti’nin başkentiydi. Günümüzde Peşaver, Pakistan’ın Haybet-Peştunya Eyaleti’nin başkentidir. Babası, 1880’de Keşmir’den Peşaver’e göç etmiş zengin bir müteahhit olan Gulam Samdani’ydi. Samdani servetinin büyük bir kısmını Peşaver’deki iki camiye vakfetmişti. Küçük Abdurrahman, 12 kardeşi gibi iyi bir eğitim almıştı. İlk ve orta tahsilini Peşaver’de tamamlamış, lise eğitimi için Hindistan’da Aligarh Özel İslam Okulu’na (Okul, 1910’da kolej [üniversite] düzeyine yükseltilmiş; 1920’de de Aligarh Müslüman Üniversitesi adını almıştır) gönderilmişti. Keşmirli bir aileye mensup olduğu için beyaz tenli olan Peşaverî güreşe meraklıydı. Osmanlı tarihini okumuştu. Türklere duyduğu hayranlık ve sevgiden dolayı kardeşleri kendisine “Türkî Lala” (Türk Ağabey) diye hitap ederlerdi.

HİNDİSTAN’DA KIZILAY’I KURUYOR
Ekim 1912’de 1. Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine Hint Müslümanları “Hilal-i Ahmer Cemiyeti Türk Yardımlaşma Fonu” teşkil etmişler; bu fona tüm Hindistan’dan Müslümanlar yoğun ilgi göstermişti. Aligarh İslam Koleji öğrencilerinin yemeklerden tasarruf ettikleri paralarını yardım fonuna vermeleri üzerine zamanın İngiliz Valisi Sir James Meston bizzat Aligarh’a gelerek buna mani olmak istemişse de Peşaverî’nin liderlik ettiği öğrenciler kendisini dinlememişlerdi.

EDİRNE İÇİN DÖKÜLEN GÖZYAŞI
İngiliz işgali altındaki Hindistan’da Müslümanlar Osmanlı’ya gönülden bağlılıklarıyla bilinirdi.Hindistan Müslümanları Peşaver’de Afgan, Kalküta’da Al-Hilal, Delhi’de Comrade, Lahor’da Zamindar gazeteleri ile 1. Balkan Savaşı’nın bütün ayrıntılarını takip ediyorlardı. Cephedengelen haberlerde Balkanlarda Müslüman Türk ahalinin Bulgar ve Sırp çeteler tarafından katledilmesi Müslümanları galeyana getirmişti.
Hindistan’ın eğitim seviyesi en düşük eyaleti olmasından dolayı Hayber-Peştunya’da çok az kişi gazete okuyabiliyor, bu sebeple halk dükkân ve “hujra” denilen kahvehanelerde toplanıyor ve buralarda okunan gazeteleri ağlayarak dinliyordu. 1913’te Edirne’nin Osmanlı Ordusu tarafından Bulgarlardan geri alınması öyle bir sevinç kaynağı oldu ki bütün şehir kandillerle aydınlatılmıştı.

Hindistan’da varlıklı bir ailenin çocuğuyken 26 yaşında, ceketini, elbiselerini ve kitaplarını satarak ailesinden gizlice zor durumda olan Müslümanlara yardım için 1912’de İstanbul’a gelen ve bir daha dönmeyen Peşaverli Abdurrahman Bey (Abdurrahman Peşaveri), Anadolu Ajansı’nın (AA) ilk çalışanı olarak kayıtlara geçti. Ajansın kuruluş aşamalarında da çalışan Peşaveri, ajansta çalıştığı süre boyunca özellikle Yunan ordusunun Anadolu’da yaptığı katliamların Avrupa kamuoyuna duyurulması için özel çaba sarf etti. Peşaverli Abdurrahman Bey cephede. (Yedikıta Kültür ve Tarih Dergisi – Anadolu Ajansı)

ÇOCUĞUNU SATAN ANNE VE PEŞAVERİ
Hint Müslümanlarının yardım kampanyalarına büyük bir iştiyakla katılmasında şu iki örnek çok çarpıcıdır: Peşaver’de yardımlaşma fonlarına verecek hiçbir şeyi olmayan 20 yaşındaki Gulam Muhammed ile 21 yaşındaki Gulab Din kendilerini Allah için satışa çıkarmışlar; satıştan elde edilen parayı da Yardım Fonuna vadetmişlerdi. Böylece kendilerini satın alacak şahsa ömür boyu köle gibi hizmet etmeyi kabul ediyorlardı.

Diğer taraftan, yine Peşaver’de yardım kampanyasına verecek hiçbir şeyi olmayan genç bir kadın kalabalığın içinde dört aylık bebeğini kampanyaya bağışladığını; açık artırmayla yapılacak satıştan elde edilecek meblağı da fona vereceğini ilan etmişti. Bebek açık artırmaya çıkarılmış; bu durumu gözyaşları ile izleyen Peşaverli bir zengin bebeği satın almış; bebeğin annesi aldığı tüm parayı yardım kampanyasına vermiş; Peşaverli zengin ise yürekleri parçalayan bu durum karşısında bebeği annesine iade ettikten sonra bebeğin hayatı boyunca tüm eğitim masraflarını da üstlenmişti.

PEŞAVERî İSTANBUL YOLUNDA

Hem toplanan paraların teslimi hem de zorda bulunan Osmanlı Ordusu’na yardım için Hindistan Hilal-i Ahmer Cemiyeti bir Tıbbiye heyetini İstanbul’a göndermeye karar verdi. Hindistan’ın önde gelen Müslüman ailelerinden ve Eyüb el-Ensari Hazretlerinin torunlarından Dr. Ahmed Muhtar Ensarî (Şu anki Hindistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Hamid Ensari’nin büyük amcası) gönüllü olarak Tıbbiye heyetinin başkanlığını kabul edecekti. Gönüllü tıp heyetinde beş doktor, yedi sağlık görevlisi ile on erkek hasta bakıcı yer aldı.

30 Aralık 1912’de İstanbul’a gelen heyet Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti Başkanı Besim Ömer Paşa tarafından karşılanmış ve Kadırga Hastanesi’ne yerleşmişti. Heyetle beraber Kadırga Hastanesi’nden, cephe hattında yer almak üzere Ömerli’ye giden Peşaverî, hasta bakıcılık görevinin yanı sıra Hindistan gazetelerine düzenli olarak haber gönderiyordu.

CUMHURİYETİN İLANI İLE İLK GÖREV ONUN
Milli Mücadele’de büyük yararlıklar gösteren Peşaverî, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Ağustos 1920’de Afganistan’a “Fevkalâde Murahhas” unvanıyla ilk Türk Büyükelçisi olarak atanmıştır. İngilizlerin takibinden kurtulmak için 4,5 aylık zorlu bir yolculuğun akabinde Kabil’e varabilmiştir. Kabil’de Kral Emanullah Han kendisine büyük hüsnükabul göstermiş; ikametine ‘Aynü’l-İmare’ denilen ve prensliği zamanında kendisinin kullandığı sarayı tahsis etmişti.

“ANADOLU İŞGAL ALTINDAYKEN DÖNEMEM”

Kabil’e Büyükelçi olarak geldiğini duyan ailesi Peşaver’e dönmesi için mektup üstüne mektup yazar. Fakat o, 10 yıldır görmediği ailesine şu tarihî mesajı gönderir: “Vatanım işgal altındadır. Ben hür bir adamım. İngiliz işgali altındaki topraklara gitmem.”. Bunun üzerine ailesi Kabil’e gelir. Annesi kendisiyle beraber Peşaver’e gelmesi için yalvarır ama “Anne, Anadolu işgal altındayken dönemem!” diyen oğlunu ikna edemez.

Abdurrahman Bey’in büyükelçiliği döneminde 11 Mart 1921’de Moskova’da imzalanan Türk-Afgan Dostluk Antlaşması’yla ilişkilerde önemlibir adım atılmıştır. Bu antlaşma ile Afganistan’a öğretmen subay gönderilmesi, Afganlıların eğitimi hususunda yardımcı olunması karara bağlanmıştı.

VE ŞEHİD EDİLİYOR

21 Mayıs 1925 gecesi Beşiktaş’tan Nişantaşı’ndaki evine dönmekte olan Abdurrahman Bey meçhul üç şahıs tarafından tabanca ile vurulmuş ve birkaç saat sonra da bekçiler tarafından bulunarak hastaneye kaldırılmıştı. Kurşun bir ciğerini parçalayarak bel kemiğini zedelediğinden belden aşağısı felç olmuştu. Fakat tüm çabalara rağmen 30 Haziran 1925’te hayata gözlerini yumdu ve Maçka Mezarlığı’na defnedildi. Kadirşinas arkadaşı Esad Fuad Tugay tarafından kendisine mermer bir mezar yaptırıldı.”

Peşaverî beyaz tenli ve sima olarak Rauf Orbay’a benzerliğinden saldırganların asıl hedefinin Rauf Orbay olduğu, Peşaverî’yi yanlışlıkla vurdukları da iddia edilmiştir.

Ölüm haberi Hindistan’da büyük bir üzüntü ile karşılandı. Okuduğu Aligarh Koleji’nde kaldığı yurt odasına kendi ismi verildi ve Dr. Ensari’nin davetlisi olarak 1933’te Hindistan’ı ziyaret eden Rauf Orbay tarafından aynı odaya bir kitabe kondu. Ayrıca Peşaver Üniversitesi’ne doğduğu şehir Peşaver’de okullararası spor müsabakaları için Rauf-Rahman Kupası adıyla bir kupa verildi.

ZİYARET ETMEYİ UNUTMAYALIM

Ömrünü Anadolu’nun hürriyet mücadelesine adamış Abdurrahman Peşaverî’nin ismi ölümünden sonra adeta unutulmuştur. Kaybolmaya yüz tutan ve hemen hemen tüm mezarların tahrip olduğu İstanbul Maçka mezarlığında Peşaverî’nin kabri de yapayalnızdır.

Kaynak: https://www.haber7.com/tarih-ve-fikir/haber/1147310-kurtulus-savasinin-gizli-kahramani-abdurrahman-pesaveri

http://www.tarihhaber.net/balkan-savaslarindan-milli-mucadeleye-abdurrahman-pesaveri/

 

file:///C:/Users/sadre/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/YAPILACAK%20S%C4%B0TEYE%20KONULACAK/0KIZILAY%20PE%C5%9EAVER/Hint_Kizilayindan_Turk_Askeri_ve_Siyasi.pdf