YAVUZ SULTAN SELİM’İN EMANETLERİ NEREDE?

YAVUZ SULTAN SELİM HANIN  KAYIP 8 MEDRESESİ

Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)

SPOT: Yavuz Sultan Selim’in kısa saltanat döneminde öne çıkan sekiz medreseden bugün geriye ne kaldı? İstanbul’dan Trabzon’a, Bursa’dan Kütahya’ya uzanan bu eğitim yapılarının hiçbiri özgün medrese binası olarak bütünüyle günümüze ulaşamamış görünüyor. Ancak bazılarının camileri ve külliye izleri hâlâ geçmişin eğitim hayatına şahitlik ediyor.

 

SEKİZ MEDRESEDEN GERİYE NE KALDI?

Doç. Dr. Merve Karaçay Türkal’ın araştırmasında Yavuz Sultan Selim dönemiyle ilişkilendirilen sekiz medrese şöyle sıralanıyor: Canbaz Mustafa, Karagöz Ahmed Paşa, Cafer Çelebi, Cezerî Kasım Paşa, Kasım Paşa/Emîr Sultan, Hatuniye, Defterdar Ahmed Çelebi ve Kürkçübaşı Medreseleri.

Bunların tamamını doğrudan Yavuz Sultan Selim’in yaptırdığını söylemek doğru değil. Bazıları devlet adamları ve hayır sahipleri tarafından kurulmuş, bazıları ise onun saltanatı sırasında tamamlanmış veya faaliyete geçmişti. Bu yapılar birlikte değerlendirildiğinde Yavuz dönemindeki eğitim faaliyetlerinin yalnızca İstanbul’la sınırlı olmadığı görülüyor.

1. CANBAZ MUSTAFA MEDRESESİ – İSTANBUL

Medrese kayboldu, cami kaldı

Canbaz Mustafa Medresesi, İstanbul’daki Yavuz dönemi eğitim kurumlarından biriydi. Vakfiyesine göre İstanbul, Bursa, Filibe ve Silivri’deki çeşitli gelir kaynakları medresenin devamı için ayrılmış; müderris ve öğrencilere günlük ödeme yapılması öngörülmüştü.

Bugün medrese binası mevcut değil. Canbaz Mustafa Bey’in kurduğu irfan merkezinde cami, mektep, medrese ve tekke bulunuyordu. Medresenin ne zaman ortadan kalktığı bilinmiyor. Külliyenin camisi ise bugün Canbaziye Camii adıyla varlığını sürdürüyor.

Bugünkü durum: Medrese yok; cami ayakta.

2. KARAGÖZ AHMED PAŞA MEDRESESİ – KÜTAHYA

Cami kaldı, medrese ve mektep kayboldu

Karagöz Ahmed Paşa’nın Kütahya’da kurduğu külliye; cami, medrese, mektep ve imaretten oluşuyordu. Medrese ve mektep, Ahmed Paşa’nın ölümünden sonra eşi Şah-ı Devran tarafından tamamlandı. Vakıf gelirleriyle müderris ve öğrencilerin ihtiyaçları karşılanıyor, talebeler imarette hazırlanan yemeklerden yararlanıyordu.

Medrese ve mektep günümüze ulaşamadı. Ahmed Paşa Camii ise varlığını sürdürüyor.

Bugünkü durum: Medrese ve mektep yok; cami ayakta.

3. CAFER ÇELEBİ MEDRESESİ – İSTANBUL

20 bin akçelik eğitim yatırımı

İstanbul Fatih’te bulunan Cafer Çelebi Medresesi’nin 1512-1513 tarihli vakfiyesinde, cami avlusundaki on odanın medreseye dönüştürülmesi öngörülmüştü. Eğitim faaliyetlerinin devamı için 20.000 akçe nakit sermaye ayrılmış; Anadolu’nun çeşitli şehirlerindeki dükkân, pazar yeri, kervansaray ve hamam gelirleri de vakfa bağlanmıştı.

Medrese ilerleyen yüzyıllarda işlevini büyük ölçüde kaybetti. Cafer Çelebi’nin camisi ise yangınlara rağmen yeniden ihya edildi ve bugün Tevkii Cafer Camii adıyla yaşamaya devam ediyor.

Bugünkü durum: Medrese özgün yapısıyla mevcut değil; Tevkii Cafer Camii ayakta.

4. CEZERÎ KASIM PAŞA MEDRESESİ – EYÜPSULTAN

1515 tarihli külliyeden cami kaldı

Eyüpsultan’daki Cezerî Kasım Paşa Külliyesi 1515 yılında tamamlandı. Külliye cami, medrese ve sıbyan mektebinden oluşuyordu.

Medrese zamanla harap oldu. 1914 yılına gelindiğinde odalarının büyük bölümü yıkılmış, 1918’de ise tamamen kullanılamaz hâle gelmişti.

Bugün medrese ayakta değil. Cezri Kasım Camii ise Eyüpsultan’da varlığını sürdürüyor.

Bugünkü durum: Medrese yok; cami ayakta.

5. KASIM PAŞA / EMÎR SULTAN MEDRESESİ – BURSA

Medresenin yerinde bugün dinlenme alanı var

Cezerî Kasım Paşa’nın Bursa’da yaptırdığı medrese, Emir Sultan Camii karşısında bulunduğu için kaynaklarda Emir Sultan Medresesi olarak da anılıyor. 1515 yılında Kara Davud Efendi’nin buraya müderris tayin edildiği ve medresenin bu tarihte faal olduğu belirtiliyor.

Medrese zamanla harap oldu ve günümüze ulaşamadı. Bulunduğu alan ise bugün park ve dinlenme alanı olarak kullanılıyor.

Bugünkü durum: Medrese yok; bulunduğu yer park/dinlenme alanı.

6. HATUNİYE MEDRESESİ – TRABZON

Yavuz’un annesi adına kurduğu büyük külliye

Sekiz yapı içerisinde Yavuz Sultan Selim’le doğrudan bağı en güçlü olanlardan biri Trabzon’daki Hatuniye Medresesi’dir.

Yavuz Sultan Selim, annesi Gülbahar Hatun adına büyük bir külliye yaptırmıştı. Burada cami, tabhane, şadırvan, medrese, dârü’l-kurrâ, mektep, imaret, hamam ve türbe bulunuyordu.

Medrese yalnızca ders verilen bir bina değildi. Evliya Çelebi’nin aktardığına göre talebe ve müderrislere maaş, et ve mum parası veriliyor; öğrencilere imaretten günde iki öğün yemek dağıtılıyordu. Yani dönemin şartlarında öğrencinin eğitimi kadar barınması ve günlük ihtiyaçları da düşünülüyordu.

Ancak bu önemli eğitim yapısı günümüze ulaşamadı. Medrese özel idareye devredildi, 1927’de özel bir şahsa satıldı, daha sonra yıkıldı ve 1930’ların sonlarında bulunduğu çevre park düzenlemesine dâhil edildi.

Bugünkü durum: Medrese yok; Gülbahar Hatun Külliyesi’nin cami ve türbe gibi bazı unsurları ayakta.

7. DEFTERDAR AHMED ÇELEBİ MEDRESESİ – İSTANBUL

1518’de kuruldu, 1918 yangınında yok oldu

İstanbul Çapa’daki Defterdar Ahmed Çelebi Medresesi 1518 yılında kurulmuştu. 40’lı medreseler arasında yer alıyordu. Müderrise günlük 40 akçe, öğrencilere ise 20 akçe tahsis edilmişti.

1914 tarihli raporlarda yapının oldukça kötü durumda olduğu belirtiliyor. Medrese, 1918’deki büyük yangında tamamen yok oldu.

Külliyenin mescidi daha sonra yeniden ihya edildi ancak medrese binası geri dönmedi.

Bugünkü durum: Medrese yok; külliyenin ibadet yapısının izi devam ediyor.

8. KÜRKÇÜBAŞI MEDRESESİ – İSTANBUL

Cami ayakta, medrese kayıp

Topkapı civarındaki Kürkçübaşı Medresesi, cami ve mekteple birlikte bir külliye olarak kurulmuştu. Vakıf gelirleri İstanbul ve Galata’daki çeşitli mülklerden sağlanıyor, öğrenciler için günlük tahsisat ayrılıyordu.

Medrese binası günümüze ulaşamadı. Ancak külliyenin camisi bugün Fatih’te Kürkçübaşı Ahmed Şemsettin Camii adıyla varlığını sürdürüyor.

Bugünkü durum: Medrese yok; cami ayakta.

8 MEDRESENİN BUGÜNKÜ DURUMU

Canbaz Mustafa Medresesi – İstanbul: Medrese yok, cami ayakta.

Karagöz Ahmed Paşa Medresesi – Kütahya: Medrese ve mektep yok, cami ayakta.

Cafer Çelebi Medresesi – İstanbul: Medrese yok, Tevkii Cafer Camii ayakta.

Cezerî Kasım Paşa Medresesi – Eyüpsultan: Medrese yok, cami ayakta.

Kasım Paşa / Emir Sultan Medresesi – Bursa: Medrese yok, bulunduğu yer park/dinlenme alanı.

Hatuniye Medresesi – Trabzon: Medrese yok, külliyenin bazı unsurları ayakta.

Defterdar Ahmed Çelebi Medresesi – İstanbul: Medrese 1918 yangınında yok oldu.

Kürkçübaşı Medresesi – İstanbul: Medrese yok, cami ayakta.

ASIL KAYIP SADECE BİNALAR DEĞİL

Sekiz medresenin bugünkü durumuna baktığımızda dikkat çekici bir sonuçla karşılaşıyoruz: Söz konusu sekiz medresenin hiçbiri özgün medrese binası olarak bütünüyle günümüze ulaşamamış görünüyor.

Bunun tek bir sebebi yok. Yangınlar, depremler, bakımsızlık, özel mülkiyete geçişler, yol ve park düzenlemeleri, şehirleşme ve yapıların zaman içerisinde farklı işlevlere dönüşmesi bu kayıplarda etkili oldu.

Fakat kaybolan sadece taş duvarlar değildi.

Bu medreselerde müderrisler ders veriyor, öğrenciler yetişiyor; vakıflar öğrencilerin yemeğini, eğitimini ve hatta aydınlatma giderlerini karşılıyordu. Bazı külliyelerde mektep ve medrese yan yana bulunuyor, bazı imaretlerde öğrencilere günde iki öğün yemek dağıtılıyordu.

Dolayısıyla kaybolan her medrese, aynı zamanda Osmanlı İstanbul’u, Bursa’sı, Trabzon’u ve Kütahya’sının eğitim hafızasından eksilen bir sayfa anlamına geliyor.

İSTANBUL’DA İZLERİ HÂLÂ SÜRÜLEBİLİR

İşin güzel tarafı ise medreseler ortadan kalkmış olsa bile bazı izlerinin hâlâ görülebilmesi.

İstanbul’da Canbaziye Camii, Tevkii Cafer Camii, Cezri Kasım Camii ve Kürkçübaşı Ahmed Şemsettin Camii, bir zamanlar hemen yanlarında öğrencilerin ders gördüğü, kitap okuduğu ve müderrislerin eğitim verdiği külliyelerin yaşayan şahitleri durumunda.

Bugün bu yapılara bakarken yalnızca birer tarihî cami görmemek gerekiyor. Çünkü onlar aynı zamanda kaybolmuş Osmanlı eğitim merkezlerinin ayakta kalan son parçalarıdır.

Belki de İstanbul’u gezerken kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Bu caminin yanında bir zamanlar hangi medrese vardı ve o medresede kimler yetişti?”

İşte o zaman şehirde yalnızca ayakta kalan yapıları değil, artık göremediğimiz İstanbul’u da okumaya başlarız.

 

Kaynak: Trabzon Üniversitesi, Uluslararası Katılımlı Yavuz Sultan Selim (Bilim, Düşünce, Sanat) Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Trabzon, 2025; özellikle Doç. Dr. Merve Karaçay Türkal, “Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde Açılan Medreseler Üzerine Bir İnceleme (1512-1520)”, s. 150-162.