TARİHİ ESERLERİN YENİDEN İHYASINDA İMZASI OLAN MİMAR : “MUALLA EYÜBOĞLU”

Kıymetli okurlarımız, bildiğiniz üzere ‘’ilkler’’ önemlidir. İlk çocuk, ilk araba ,ilk diş…Her biri farklı bir anlam ifade eder. Bir de ardından gelecek yeni anlamlar, yeni yapılar için ’’ilkler‘’ bir anahtar , bir giriş kartı niteliğindedir. İşte tam da burada ‘’ilklere’’ bir de görev düşüyor; ardından gelenlerin önünü açmak. Sizlere kısaca Mualla Eyüboğlu Hanımefendi kimdir ondan bahsetmek istiyoruz. Bizlere örnek olmuş, geride ölmez eserler bırakan baki kalacak kişilerden. Kendisi mezun olduğu lise ve üniversite kanadında ilklerden olmuş , sonrasında sahibi olduğu mesleği hakkı ile, beceri ile ve tabi ki severek yapmış ve kendinden sonra gelecek olan nesile  çığır açıcı fikirleri ve faaliyetleri ile yol göstermiştir…Mimar Mualla EYÜBOĞLU KİMDİR ? İŞTE DETAYLAR..
SELAHATTİN EYYÜBİ SOYUNDAN GELİYOR
1919 yılında Sivas sancağına bağlı Aziziye kasabasında (günümüzde Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi) doğdu. 1764 ilâ 1837 yılları arasında Maçka Voyvodalığını üstlenmiş olan ve geç Osmanlı-erken Cumhuriyet evresinde etkin olan Eyyûbiler (Soyadı Kanunu’nundan sonra Eyüboğulları) ailesine mensuptur. Babası Mutasarrıf Rahmi Bey, annesi Lütfiye Hanım’dır. Baba tarafının Selahaddin Eyyubi’den geldiğini, Silvan’dan gelen Eyubzadelerin son kuşağı olduklarını bir nehir söyleşisinde ifade etmiştir. Mualla Eyüboğlu beş çocuklu ailenin dördüncü çocuğudur. İlk kadın mimarımızdır.
ENTELEKTÜEL BİR ÇEVREDE ÇOCUKLUK GEÇİRİYOR
Tam adı Mualla Eyüboğlu Anhegger’dir. Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu ile yazar Sabahattin Eyüboğlu’nun kız kardeşidir. Çocukluk yılları Türk Kurtuluş Savaşı döneminde Kütahya ve Artvin illerinde geçti. Babasının II. dönem Büyük Millet Meclisi’nde Trabzon milletvekili olması üzerine ilköğrenimini Trabzon’da yaptı. Babasının 1931’de Tekel Genel Müdürlüğü müfettişi olması ve ailesinin İstanbul’a taşınmasından sonra eğitimine İstanbul Kız Lisesi’nde devam etti. Edebiyat dünyasından Yahya Kemal Beyatlı, Necip Fazıl Kısakürek gibi önemli isimlerin bir arada ağırlandığı bir aile ortamında büyüdü. Daha sonraki yıllarda ağabeyleri Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabahattin Eyüboğlu vasıtasıyla bu entelektüel ortam ve ilişkileri sürdürdü; Cevat Şakir, Azra Erhat Halet Çambel, Orhan Veli, Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal, Âşık Veysel, Ruhi Su, Mîna Urgan gibi dönemin sanat ve edebiyat çevresinden kişileri yakından tanıma imkânı buldu. Üniversite eğitimini Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (MSGSÜ)’nin mimarlık bölümünde tamamlayarak 1942 yılında mezun oldu. O yıl akademiden mezun olan dört kadın mimardan birisidir. Milli Eğitim Bakanlığı’nda görevli ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu aracılığıyla Köy Enstitüleri’nin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’la tanıştı. Yeni kurulan Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde Yapı Kolu başkanı ve Enstitü’nün Yüksek bölümünde inşaat öğretmeni olarak 31 Aralık 1942’de göreve başladı.
KÖY ENSTİTÜLERİN KURULUMUNDA YER ALDI
1942-1947 yılları arasında toplam 21 Köy Enstitüsü’nün kuruluşuna katıldı. Enstitülerin inşasında yer alarak köylere okul ve eğitimi tanıştırmıştır.İnşaata çalışacak eleman  bulamadıkları için genç çocukların kendi okullarını kendileri inşa etmesi ve aynı şekilde öğrenim yapma şahitlik eden Eyüboğlu , emeksiz bir işin olmadığını ve her şeyin hakkını vererek elde edilebileceğini öğretiyor. Genç kızlarımızın okuma isteklerini uyandıran, ailelere de güvenle bu yönde nasihat veren Mualla Hanım, çok güzel izler bırakmış, Anadolu ile iç içe geçmiş ve meraklı yapısı ile bir hayli kendini gelişmiştir. Ayrıca Anadolu hanımların daha da farklı olduklarını, okuma yazma bilmemelerine rağmen gelişmiş, görgülü ve sorumlulukları olan kişiler olarak yetişmesinde önem atfediyor. Eyüboğlu, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde yaşama dahil olmayan binaları hem tasarlamış hem de uygulamıştır. Kuşbakışı, orak ve çekiç şeklinde olduğu dedikodusu yayılan Güzel Sanatlar binasını, hamamı, kantini, büyük ve küçük marangoz atölyeleri ile çocuk bahçesini tasarladı ve inşa etti. Erzurum’un Aziziye ilçesinde (eski adı Ilıca) 1942’de açılan Pulur Köy Enstitüsü’nü ve Aydın’ın Ortaklar Bucağında 1944 yılında kurulan Ortaklar Köy Enstitüsü’nü tasarladı. Eğitim görevleri kapsamında Enstitü’de Mimarlık Bilgisi, Teknik Resim, Zirai Yapıcılık, İç Süslemeciliği, İşlik ve Seminer Çalışmaları, Sanat ve Uygarlık Tarihi derslerini verdi. 1945-1946’da Ortaklar Köy Enstitüsü’nde görevli iken zehirli sıtma hastalığına yakalanınca köy enstitülerindeki görevini bıraktı.
KÖY ENSTİTÜLERİNDEN SONRA ÜNİVERSİTEDE DERSLER VERİYOR
1947 yılından itibaren arkeolojik kazılarda, koruma kurullarında, tarihi anıtların onarımlarını yürüten Eyüboğlu, 1947 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne asistan olarak atandı. Şehircilik ve yüksek matematik derslerinde asistanlık, Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksekokulu’nda seramik tarihi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Arkeoloji Bölümü’nde tasarı geometri dersleri verdi. Asistanlık yıllarında Celâl Esat Arseven’in Türk Sanatı Tarihi kitabına yardım etti ve Fransız Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Albert Gabriel’in Bursa kitabı için röleveler çıkardı.

KEŞİF MERAKI VE ARKEOLOJİK KAZILARA KATILIŞI
Her yıl Efes ve Albert Gabriel’in Yazılıkaya kazılarına katıldı. Robert Anhegger ile birlikte 1945-1947 yıllarında Yugoslavya, Trakya ve Anadolu’daki Osmanlı eserlerini belgeleme çalışmalarında bulundu. 1952 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’na raportör olarak atandı. Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki şantiyelerde raportörlük yaptı. 1956’da Antakya Yayladağ kazası ile Çanakkale Eceabat kazasının imar planlarını hazırlayarak oralardaki eski eserlerin rölövelerini çıkardı.

YAZILMIŞ TARİHİN YENİDEN İNŞASI İÇİN İLK ADIMLAR
1958 yılında Alman tarihçi Robert Anhegger’le evlendi. Hocalarının yönlendirmesiyle restorasyon alanına yönelen Mualla Eyüboğlu, 1970’e kadar, Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı yüksek mimar olarak görev yaptı. Mimarlık ile başlayan mesleği restore mimarlığa dönüşmeye başlamıştır. Sayısız tarihi eserleri özgün duruma getirmiştir. Dini tarihi anlamda yapılmış birçok binanın tamiratında yer almıştır. Sivas’ta Muzaffer Buruciye Medresesinin tamiratında yer aldı ve özellikle çevre halkı ve Müslümanlar hakkında güzel deneyimler edinmiştir. Sonrasında İstanbul’da Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi’nden başlayarak, Sultan İbrahim Türbesi, Süleymaniye Arastası, Tabhane Binası, Ebufadıl Medresesi, Ayasofya Haziresi’nde III. Mehmed Türbesi, II. Selim Türbesi, III. Murad Türbesi, Ayasofya Şadırvanı ve Kütüphane, Topkapı Sarayı’nda Has Ahır’ın restorasyonlarında çalıştı ve  buralarda ciddi anlamda emeği geçen Eyüboğlu, 1959 yılında Rumeli Hisarı’nın restorasyonunda çalışmaya başladı.

ÖZEL OLARAK TOPKAPI SARAYI VE RUMELİ HİSARI TAMİRİ…
Bir zaman sonra Rumeli Hisar onarımın da yer almıştır ve çalıştığı diğer yerlerden farklı bir durum ise askerlerden yardım isteyerek o projeyi yetiştirip açılışa tertemiz bir şekilde bitmiş halde teslim etmişlerdir.300 asker gelerek yapımda yardımcı olmuş.. yardım etmiştir. Bu da birlik beraberlik ve halkın azmini gösteriyor.

Topkapı Sarayının onarımına gelindiğinde ise ; çok emeği olduğunu ve yaklaşık olarak 10 senesini Topkapı Sarayı tarihi yaşanmışları araştırarak ,düşünerek vaktini enerjisini harcamıştır. Aynı zamanda  on yıl içerisinde bütün tarihi öğrenmiş ve tarihi yapının çok güzel ve dikkat çekici özelliklerini keşfetmiştir. Çok basit olarak bir dolabın iki defa kaplandığını ve dolabın öz materyaline ulaşmaları bile hayran verici bulmaktadır.Veya sonradan sarayın haremlerinin son dönemlerinde bazı değişiklikler yaşadığını ve mesela bir kubbenin dahi gizlendiğini ortaya çıkarmıştır. 1961-1971 arasında çalışma yaşamının en önemli işlerinden biri olarak niytelendirebileceğimiz Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nin onarımını da yürüttü.

YURTDIŞI MACERASI ‘’HOLLANDA’’
Eşinin Hollanda’da Goethe Enstitüsü direktörlüğüne getirilmesi üzerine onunla birlikte Amsterdam’a gitti ve 1973 yılına kadar orada yaşadı. Bu dönemde radyo ve üniversitelerde konferanslar verdi. Emirgân Yalısı ve Siyavuş Paşa Köşkü onarımlarını yurtdışından yürüttü. Robert Anhegger’in emekli olmasından sonra Türkiye’ye döndü. Emirgan Yalısı’nın restoratörü olduğu dönemlerde izinsiz yurt dışına gittiği gerekçesiyle görevinden alındı.

EMEKLİLİKTEN SONRA YİNE ÜRETİME DEVAM EDİYOR…
Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nde fahri rehberlik yaptı. 1976’da İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne atandı. Ayasofya Türbeleri, Galata Mevlevihanesi ve II. Mahmud Türbesi onarımlarında çalıştığı başlıca yapılardandır.
1983 yılında emekli oldu. 1986’da Topkapı Sarayı’nda Padişah Evi (Harem) adlı kitabını yayımladı. Mimarlığı restore mimarlığına dönüşmeye başladı ve sayısız tarihi eserleri özgün duruma getirmiştir.1997’de TRT tarafından çekilen Harem’in Gizemi belgeselinde danışmanlık yapıp çekim kadrosunda yer aldı. 2001 yılında eşini kaybettikten sonra yaşamını İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Doğan Apartmanı’ndaki müze evinde tek başına sürdürdü. 2003 yılında kendisiyle yapılmış bir röportajdan oluşan Hitit Güneşi Mualla Eyuboğlu Anhegger adlı bir kitap yayımladı.

 

Mimarlar Odası tarafından verilen 11. Ulusal Mimarlık Ödülleri’nde Mimarlığa Katkı Jüri Özel Ödülü’ne değer görüldü. Onunkisi Sadece mimarlık değil onun yaptığı faaliyetler birçok mekana, evrensellik oldu ve birçok kişiye dokundu. Yaşamı yer yer kişilerde tefekküre yol açtığını da söylemesek olmayacak. 16 Ağustos 2009’da Kalp yetmezliği nedeniyle 90 yaşında hayata gözlerini yumdu. Teşvikiye Camii’nde düzenlenen dini cenaze töreninin ardından Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi

KAYNAKÇA

https://www.biyografya.com/biyografi/9877

https://www.muhalif.com.tr/

https://www.academia.edu/

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3347085