Boğazın İncileri..
762 yıldır Boğazını muhafızı olan Yoros Kalesi
Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)
Yoros Kalesi, Boğaziçi’nin Karadeniz girişine hakim bir tepe üzerinde yer alan Bizans dönemi kalesidir. Yoros Kalesi, Anadolukavağının olduğu yerde 1262 yılında yapıldığı kaynaklarda geçmektedir. İstanbul’u muhafaza eden dokuz kaleden bir tanesi ve en önemlilerindendir. Anadolukavağı Kalesi veya Ceneviz Kalesi olarak da bilinen bu kalenin adı, “kutsal yer” anlamına gelen Hieron’dan geldiği tahmin edilmektedir. Yoros adının doğrudan doğruya “dağ” anlamındaki “oros”tan gelmiş olması da muhtemeldir.
BİZANS YAPTIRDI OSMANLI SAHİP ÇIKTI
Yoros Kalesi’nin bir Ceneviz yapısı olduğuna inanılır. Oysa değildir. Kulelerinden birinde görülen tuğladan harflerle yazılmış Grekçe kitabe, buranın Bizans inşaatı olduğunu gösterir. 14. yüzyılın başlarında, 1305’te kale, Şile Kalesi ile birlikte Türklerin eline geçmiş, ancak fazla bir süre elde tutulamamıştır. 1348’den itibaren de, Karadeniz ticaret yolu hakimiyetine sahip bulunan Cenevizliler buraya hâkim olurlar. Fakat 14. yüzyılın sonlarında, Boğaziçi’nin Anadolu yakasına tamamen hâkim olan Osmanlılar tarafından tekrar fethedilmiştir.
KALENİN İÇİNDEİK MESCİD-HAMAM-ÇEŞME KAYIP.
Kale, yüzyılın sonlarına doğru Yıldırım Bayezid tarafından fethedilerek Osmanlılara geçmiştir.56 Osmanlıların eline geçmesinden sonra içerisine mescit, daha sonraları da bir hamam ve çeşme inşa edilmiştir. Yıldırım Bayezid’ın oğlu Çelebi Mehmed kardeşi Musa Çelebi ile yaptığı taht savaşı sırasında 1414’de Gebze Kadısı Fazlullah’ı Bizans İmparatoru II. Manuel Palaiologos’a göndererek yardım istemiş, Rumeli’ye geçmek için Bursa’dan hareket ederek Yoros’a gelmiş ve bir müddet burada konaklamıştır. Daha sonra da İmparatorun gönderdiği gemilere, ordusuyla birlikte binerek buradan Rumeli’ye geçmiş, kardeşini saf dışı bırakarak Osmanlı tahtının tek hakimi olmuştur.
PADİŞAHLARIN SAHİP ÇIKTIĞI BİR KALE
Yıldırım Bayezid, kale içerisine yerleştirdiği Müslüman ahali için birde mescid inşa ettirir (Yoros Kalesi Mescidi). Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden sonra kaleyi tamir ettirip içine asker koyar. Zamanla tahrip olan kale II. Bayezid devrinde tekrar onarılır.
Kalenin, 18. Yüzyıl’ın ikinci yarısında Sultan III. Mustafa ve I. Abdülhamid dönemlerinde sahilde yapılan yeni istihkamlar ve tabyalardan sonra tamamen terk edildiği düşünülmektedir ki 1800’li yıllara ait bir arşiv belgesinde Osmanlı Devleti’nde bulunan mevcut kaleler arasında ismi yer almamaktadır.
MESİRE YERİ OLARAK KULLANILIYOR
Son yüzyıllarda boğazın savunulması amacıyla inşa edilen modern tabyalarla beraber askeri önemini kaybetmekle beraber Yoros Kalesi, bir mesire yeri durumuna gelmiştir. Osmanlı Devleti’nde sefirlik yapan bir çok Avrupalı diplomat, seyyah ve turistler kaleye ilgi gösterip ziyaretlerde bulunmuşlardır.
1.DÜNYA SAVAŞINDA AKTİF OLARAK KULLANILDI
Yoros Kalesi 1870’lerden sonra çeşitli açılardan çekilen fotoğraflarda bakımsız bir halde görülmektedir. Özellikle iç kalenin son yüz yıllarda kapatıldığı düşünülen giriş cephesinin üst bölümündeki taş sıralarında eksilmeler dikkat çekicidir. Kalenin aşağı kısmında 1900’lü yıllardan sonra binalar inşa edilmiştir. Bu yapıların 1. Dünya Savaşı sırasında aktif olarak kullanılan tabyalara ait binalar olması muhtemeldir. Sözü edilen yapılar 1930’lara kadar çekilen fotoğraflarda görülmektedir. Daha sonraki fotoğraflarda ise bu kısımda hiçbir yapı görülmemektedir. Tabyaların artık kullanılmamasıyla beraber, bu yapıların da yıkılmış olma ihtimali yüksektir.
İBB’YE DEVREDİLMİŞ
Yoros Kalesi, Cumhuriyet döneminde de askeri amaçla kullanılmıştır. İç kale 1980’li yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmekle beraber aşağı kısım olan dış kale ve Anadolu Kavağı Kalesinin bulunduğu alan hala askeri bölge sınırları içerisindedir. Kalenin alt kısmında 1980’li yıllarda sur duvarları tahrip edilerek askeri lojmanlar inşa edilmiştir.
Kalenin Karadeniz’e bakan bölümü oldukça engebeli bir yapıdadır. Doğu- batı istikametinde 500 m. uzunluğa sahip olan kalenin genişliği ise 60 ile 130 m. arasında değişmektedir. Kalenin toplam alanı 48.500 m² olup, 7.300 m² iç kaleye aittir. Yoros Kalesi bu büyüklüğü ile İstanbul’da ayakta kalan kalelerin en büyüğüdür.
Bu kabartmalarda benzer şekilde işlenmiş yarım ay içerisinde bir haç ve dört köşede Grekçe harfler yer almaktadır. Kitabelerdeki şekiller aynı olmakla beraber dört köşede yer alan harfler değişiktir. Eyice, bu harfleri Δ,Π,Μ,C “Ey sahip, despot Mihael Palaelogos’a yardımcı ol” şeklinde okur. Eyice kitabede yer alan Π harfinin Palailogos sülalesinin baş harfi olabileceği M harfininde bu süleleden VIII. Mikhael’in baş harfi olabileceğini aktarır ve kaleyi Mihael Palaelogos (1261-1282) dönemine tarihlendirir. Yine bu kulelerin girişe bakan cepheerinde karşılıklı iki mermer levha yer almaktadır. Söz konusu mermer levhalarda geniş dairevi bir silmenin içerisinde haç deseni yer alır. Haçın kollarında ise grekçe IC, XC, NH, KA harfleri monogram halinde yerleştirilmiştir. Semavi Eyice bu harfleri Xpıotoç Nika “İesos Hristos Zafer” olarak tanımlar.
Kaynak: Yoros Kalesi Kazılarında bulunan Osmanlı Dönemi Sikkeleri Yüksek Lisans Tezi Ömer Çepnioğlu



















Cevap Yaz