İNCE MİNARELERİ İLE FARKLI BİR CAMİ: NUSRETİYE CAMİİ

Tophane’nin simge yapılarından Nusretiye Camii, Osmanlı mimarisinde bir dönüm noktasıdır. Sultan II. Mahmut tarafından yaptırılan eser, hem tarihsel konumu hem de Batılılaşma etkisindeki mimari üslubuyla diğer selâtin camilerden ayrılır.

Tarihçe ve İsimlendirme
Caminin inşasına, 24 Şubat 1823’te Tophane yakınlarında çıkan ve Dolmabahçe’ye kadar yayılan büyük yangında kül olan Top Arabacıları Kışlası ve Camii’nin yerine Haziran 1823’te başlanmış, 8 Nisan 1826’da (25 Mart 1826 değil) tamamlanarak ibadete açılmıştır. Açılıştan kısa bir süre sonra, 15 Haziran 1826’daki Vaka-i Hayriye (Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması) ile ilişkilendirilerek “zafer” anlamında “Nusret” adı verildiği kabul edilir. Ancak araştırmacı Dursun Arslan’a göre bu isim, “Allah’ın yardımı” veya felaketten “kurtuluş” anlamlarına da gelebilir, zira yangın sonrası daha büyük bir felaketin yaşanmamış olması da bu minvalde yorumlanabilir (Arslan, 2019).

Mimarlık ve Sanatkarlar
Caminin mimarı konusunda tartışmalar vardır. Yaygın kanıya göre yapı, Balyan ailesinin ilk büyük mimarı Krikor Amira Balyan tarafından inşa edilmiştir. Ancak bazı kaynaklar, Balyan’ın 1822’de sürgünde olduğunu ve caminin asıl mimarının dönemin başmimarı Mehmet Rasim Ağa olduğunu belirtir (Arslan, 2019). İnşaat sırasında Hacı Mıgırdiç Çarkyan ikinci kalfa ve resimcibaşı olarak görev almıştır.

Mimari Özellikler ve Süsleme

  • Üslup: Yapı, Geç Barok ve Ampir (İmparatorluk) üslubunun bir sentezidir. Süslemelerdeki yoğun Batı etkisi, onu klasik Osmanlı camilerinden ayırır.

  • Plan: Dikdörtgen planlı ve tek kubbelidir. Kubbe, dört büyük kemer üzerine oturur ve geçişler pandantiflerle (aslan göğüsleri) sağlanır. İçten kubbe yüksekliği 29 metre, çapı 15 metredir.

  • Minareler: Caminin ikişer şerefeli iki minaresi vardır. Rivayete göre Sultan II. Mahmut, ilk minareleri beğenmediği için 6 Ekim 1826’da alt şerefeye kadar yıktırıp daha yüksek ve ihtişamlı olarak yeniden inşa ettirmiştir (Arslan, 2019).

  • Hünkâr Kasrı: Caminin kuzey cephesinin iki yanına taşan ve dairesel kemerlerle birbirine bağlanan iki katlı bir yapıdır. Batı kanadı padişaha, doğu kanadı devlet erkanına ayrılmıştır. Hünkâr mahfilinin pirinç döküm kafesi altın yaldızlıdır.

  • Hat Sanatı: Caminin en değerli süslemeleri arasında, dönemin usta hattatı Mustafa Rakım Efendi‘nin celî sülüs hattıyla yazdığı kuşak yazıları ve kitabeler yer alır. Mihrap ve minberdeki yazılar da ona aittir. Ayrıca camide Mehmed Haşim ve Recâi Şâkir efendilerin hatları da bulunmaktadır.

  • Kapılar: Ana giriş kapısı (cümle kapısı) Barok üslupta olup, üzerindeki inşa kitabesi Yesarizade Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılmıştır. Hünkar kapısında ise Mustafa Rakım Efendi’nin imzası bulunan Âl-i İmrân Suresi’nden bir ayet yer alır.

Külliye ve Çevresel Değişim

  • Nusretiye Camii, klasik vakıf külliyelerinden farklı olarak medrese veya imaretle değil, Tophane-i Âmire (Top Dökümhanesi) ve Tophane Kışlası gibi askerî yapılarla çevrelenmiştir.

  • Caminin sebil ve muvakkithanesi (vakit tayin edilen yer) günümüze ulaşmıştır. Sultan Abdülaziz dönemindeki (1861-1876) cadde düzenleme çalışmaları sırasında bu yapılar yerlerinden sökülerek bugünkü konumlarına, caminin doğusundaki şadırvanlı avluya taşınmıştır.

  • Caminin özgün avlu duvarları ve dış harem kapıları da aynı dönemde kaldırılmış, yerine alçak duvarlar ve demir şebekeler yapılmıştır.

  • Hamidiye Çeşmesi: II. Abdülhamid döneminde (1897 veya 1901), caminin önüne Barok ve Oryantalist üslupta görkemli bir çeşme yaptırılmıştır. Ancak bu çeşme, 1956’daki yol genişletme çalışmaları sırasında sökülerek Maçka’ya, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin karşısına taşınmıştır.

Onarımlar
Cami, 1955-1958 yılları arasında kapsamlı bir tamir görmüş ve 2018 yılında kapsamlı bir restorasyondan geçmiştir. Bu son restorasyonda kalem işi süslemeler büyük ölçüde değiştirilmiş, bu durum tarihi eser onarımlarında sıkça karşılaşılan bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir.


MERAKLISINA NOTLAR

  1. Caminin İsmi ve “Zafer” Tartışması: Makalenin yazarı Dursun Arslan, camiye “Nusret” (zafer) adının verilmesini eleştirel bir gözle değerlendiriyor. Osmanlı’nın kendi askerini bastırmayı hiçbir zaman “zafer” olarak adlandırmadığını belirterek, bu ismin “Allah’ın yardımı” ya da yeniçeri belasından “kurtuluş” anlamına gelmiş olabileceğini savunuyor. Bu, caminin tarihine farklı ve ilginç bir bakış açısı getiriyor.

  2. İlginç Bir Mimari Detay: “Bektaşi Kuleleri”: Makalede, kubbeyi taşıyan ana kemerlerin köşelerinde yer alan ve kubbe kasnağına bağlanan yapısal elemanlar “Bektaşi kuleleri” olarak adlandırılıyor. Bu isim, yapıdaki Batılı (Barok) unsurlarla klasik Osmanlı mimarisi arasında ilginç bir dil birliği oluşturuyor.

  3. Şadırvandaki Kayıp Fresk: 1850-55 yıllarına ait eski fotoğraflarda, caminin şadırvanının külahının hemen altında, tüm yapıyı çepeçevre saran bir duvar resmi (fresk) olduğu görülüyor. Osmanlı mimarisinde şadırvanların resimle süslenmesi oldukça nadir bir durum. Ne yazık ki bu fresk günümüze ulaşmamıştır.

  4. Pencerelerdeki Motifin Kökeni: Caminin alt sıra pencerelerinin alınlıklarında, merkezinde bir vazodan çıkan kıvrım dallı bir kompozisyon bulunur. Makale, bu motifin Batılılaşma dönemiyle geldiğini ancak aslında Emeviler Dönemi’ndeki Kubbetü’s-Sahre’de de kullanıldığını belirterek, sanat tarihinde motiflerin tekrar eden yolculuğuna dikkat çekiyor.

  5. Mustafa Rakım Efendi’nin İmzası: Ünlü hattat Mustafa Rakım Efendi, caminin birçok yerindeki hat levhalarının yanı sıra, Hünkar kapısındaki ayet kitabesinin sonuna “Ketebehû Mustafa Rakım” (Bunu Mustafa Rakım yazdı) diyerek imzasını atmıştır. Bu, sanatçının eserine koyduğu nadir ve değerli bir imzadır.

  6. Kuşak Yazısının Kavisli Hareketi: Mustafa Rakım Efendi’ye ait olan ve haremin içini dolaşan celî sülüs kuşak yazısı, mihrap nişine geldiğinde bir “deve boynu” (S kıvrımı) çizerek yükselir ve sonra tekrar alçalır. Bu, hattın mimariyle kurduğu dinamik ve ustaca bir ilişkidir.

    Tophane Hamidiye Çeşmesi

    Nusretiye Camii’nin önünde bulunan ve halk arasında “Hamidiye Çeşmesi” olarak bilinen bu yapı, II. Abdülhamid tarafından İtalyan mimar Raimondo D’Aronco‘ya yaptırılmıştır. Çeşme, 1901 yılında tamamlanarak Tophane’deki özgün yerinde hizmete girmiş, açılış merasimi fotoğraflanmıştır.

    Taşınma Hikâyesi

    1957 yılında, ünlü şehir plancısı Henri Prost’un İstanbul için hazırladığı yol genişletme planları kapsamında, çeşme özgün yerinden sökülerek Maçka Parkı’nın girişine taşınmıştır. Bugün Maçka’daki konumu, İTÜ Maçka Kampüsü’ne oldukça yakındır.

    Mimari Özellikleri

    • Üslup: Barok üslupta, dört yüzlü bir meydan çeşmesidir.

    • Detaylar: Mermerden yapılmış, ince silmelerle hareketlendirilmiş cepheleri ve Türk Rokokosu stilinde süslenmiş ayna taşları dikkat çeker.

    • Tezyinat: Sultan II. Abdülhamid’in tuğrası ile C-S kıvrımlı bitkisel motifler ve vazo içinde çiçek motifi barındırır.

     Kaynak: Arslan, D. (2019). Tarihsel Konumu ve Mimarisiyle Nusretiye Camii. ARIŞ Halı, Dokuma ve İşleme Sanatları Dergisi, (79-710891), 53-85.

 

 


KAYNAKÇA

  1. Kuban, Doğan. Osmanlı Mimarisi. YEM Yayın, 2007, s. 587-592.

  2. Koçu, Reşad Ekrem. İstanbul Ansiklopedisi. Cilt 6, Nusretiye Cami maddesi.

  3. Tanman, M. Baha. “Nusretiye Camii”. TDV İslâm Ansiklopedisi. Cilt 33, 2007, s. 300-302.

  4. Ortaylı, İlber. İstanbul’dan Sayfalar. İş Bankası Kültür Yayınları, 2009, s. 112-114.

  5. Sönmez, Zeki. Başlangıcından 19. Yüzyıla Kadar Türk Mimarisinde Barok ve Ampir Üslup. İTÜ Vakfı Yayınları, 1995, s. 201-205.

  6. Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Osmanlı Tarihi. Cilt IV, TTK Yayınları, 2011, s. 423-425.

  7. Artam, Melek. Osmanlı Madalya ve Nişanları. Antik Dekor Yayınları, 1999, s. 44-45.

  8. Arşiv kayıtları, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Nusretiye Cami Dosyası, 1955-1960 tamirat defterleri.

  9. Alparslan, Ali. Osmanlı Hat Sanatı Tarihi. Yapı Kredi Yayınları, 2014, s. 298-299.

  10. Arseven, Celal Esad. Eski İstanbul Çeşmeleri. İstanbul Belediyesi Yayınları, 1945.