Bir zamanlar İstanbul’dan Anadolu’ya ve Bağdat yoluna çıkacak yolcuların uğurlandığı Ayrılık Çeşmesi, bugün Marmaray ve metronun kesiştiği önemli ulaşım noktalarından biri. Yüzyıllar içinde atların yerini trenler, kervan yollarının yerini raylar aldı; ancak bölgenin değişmeyen bir özelliği var: Burası hâlâ bir “geçiş ve yolculuk” noktası. Çevresindeki eski evler, mezarlık, kaybolan namazgâh ve tarihî çeşme ise modern İstanbul’un arasında geçmişin izlerini yaşatmaya devam ediyor.
Fahri Sarrafoğlu – İstanbul Seyyahı
İSTANBUL’UN HAFIZASI BAZEN BİR ÇEŞMENİN BAŞINDA SAKLIDIR
İstanbul’un tarihini yalnızca saraylarda, camilerde, surlarda ve büyük yapılarda aradığımızda şehrin gündelik hayatına ait pek çok hikâyeyi gözden kaçırabiliyoruz. Çünkü İstanbul’un hafızası bazen eski bir evde, bir sokak isminde, bir mezarlıkta, hatta insanların her gün farkına varmadan önünden geçtiği bir çeşmede saklıdır.
Kadıköy ile Üsküdar arasında kalan Ayrılık Çeşmesi de böyle yerlerden biri. Bugün adı çoğumuz için Marmaray ve M4 Metro hattını çağrıştırıyor. Oysa bulunduğu çevre, eski İstanbul’un Anadolu’ya açılan tarihî güzergâhlarından birinin başlangıç noktalarından biriydi. Ayrılık Çeşmesi ve çevresine dikkatli bakıldığında eski İstanbul ile modern İstanbul’un aynı coğrafyada üst üste yaşadığı görülebiliyor. Saha çalışmasındaki fotoğraflar da çevredeki eski konutların, ahşap ve karkas yapıların, dar sokakların modern ulaşım yapılarıyla yan yana bulunduğunu gösteriyor.
PEKİ NEDEN ADI “AYRILIK ÇEŞMESİ”?
İsmi duyan hemen hemen herkesin aklına aynı soru geliyor: Kim, kimden ayrıldı?
Tarihçi Semavi Eyice’nin verdiği bilgiye göre çeşme, Üsküdar’dan Anadolu içlerine uzanan ana yol üzerinde, eski Haydarpaşa Çayırı’nın kenarında bulunuyordu. Anadolu seferlerine çıkanlar buradan uğurlanıyor, yolcularla onları uğurlamaya gelenler burada birbirlerinden ayrılıyordu. Çeşmenin “Ayrılık Çeşmesi” adıyla anılması da bu vedalarla ilişkilendiriliyor.
Yani bugün insanların metroya veya Marmaray’a yetişmek için koştuğu yerde, yüzyıllar önce başka yolcular Anadolu’nun uzun yollarına uğurlanıyordu.
ÇEŞMENİN ARKASINDA GAZANFER AĞA VAR
Ayrılık Çeşmesi yalnızca adıyla değil, geçmişiyle de dikkat çekiyor. Kaynaklara göre çeşmeyi, 1602 yılında idam edilen saray görevlilerinden Kapı Ağası Gazanfer Ağa yaptırdı.
Çeşme daha sonra 1741 yılında Kapı Ağası Ahmed Ağa tarafından ihya edildi. Üzerindeki ikinci kitabe ise yapının 1921-22 yıllarında Sultan V. Mehmed Reşad’ın büyük oğlu Şehzade Mehmed Ziyâeddin Efendi’nin veremden hayatını kaybeden kızı Dürriye Sultan’ın ruhu için yeniden tamir edildiğini gösteriyor.
Böylece tek bir çeşmenin üzerinde bile Osmanlı saray tarihinin farklı dönemlerine ait izleri okumak mümkün.
BİR ZAMANLAR BAĞDAT YOLUNUN BAŞLANGICIYDI
Ayrılık Çeşmesi’nin asıl önemi, İstanbul’un tarihî ulaşım sistemi içindeki konumunda ortaya çıkıyor. Burası eski Bağdat sefer ve kervan yolunun başlangıç noktalarından biri olan bir menzil yeriydi.
Haydarpaşa Çayırı’nın güney sınırında bulunan çeşme, Anadolu’ya doğru uzanan yolun kenarında yer alıyordu. Yolcular burada dinleniyor, hazırlıklarını tamamlıyor, uğurlayanlar ise buradan sonra geri dönüyordu.
Bugünkü Bağdat Caddesi’nin tarihî güzergâhıyla da ilişkilendirilen bu yol, İstanbul’un Anadolu ve daha doğudaki coğrafyalarla bağlantısının önemli damarlarından biriydi.
YÜZYILLAR DEĞİŞTİ, “YOL” DEĞİŞMEDİ
Ayrılık Çeşmesi’nin belki de en şaşırtıcı tarafı burada ortaya çıkıyor. İnsanlar değişti, şehir değişti, ulaşım araçları değişti; fakat bölgenin yolculukla ilişkisi değişmedi.
Bir zamanlar Anadolu’ya açılan kervan ve sefer yolunun bulunduğu coğrafyada bugün Marmaray ve M4 Metro hattı var. İBB kayıtlarına göre Ayrılıkçeşme Metro İstasyonu 2013 yılında hizmete girerken Marmaray’ın Ayrılıkçeşmesi-Yenikapı arasındaki ilk etabı da aynı yıl açıldı.
Bir başka ifadeyle, yüzyıllar önce İstanbul’dan Anadolu’ya açılan ulaşım güzergâhı, bugün başka bir teknolojiyle İstanbul’un ulaşım ağının parçası olmayı sürdürüyor.
Atların yerini trenler aldı, fakat yolculuk bitmedi.
AHŞAP EVLER HÂLÂ ESKİ İSTANBUL’U ANLATIYOR
Ayrılık Çeşmesi ve yakın çevresinde yürürken yalnızca çeşmeye değil, sokaklara da bakmak gerekiyor. Cumbalı cepheler, ahşap kaplamalar, karkas yapılar ve dar sokaklara açılan eski pencereler geçmiş İstanbul’un konut kültüründen izler taşıyor.
Saha fotoğraflarında bazı yapıların bakımlı ve kullanılabilir durumda olduğu, bazılarının ise ciddi biçimde yıprandığı görülüyor.
Bu evlerin önemi yalnızca mimarilerinden kaynaklanmıyor. Çünkü İstanbul tarihi sadece sarayların, camilerin ve abidevi eserlerin tarihi değil; aynı zamanda sıradan insanların yaşadığı evlerin, çocukların oynadığı sokakların ve komşulukların kurulduğu mahallelerin de tarihi.
ÇEŞMENİN YANINDA BİR DE NAMAZGÂH VARDI
Bugün bölgeden geçenlerin büyük bölümünün bilmediği ayrıntılardan biri de Ayrılık Çeşmesi’nin yakınında bir zamanlar namazgâh bulunmasıydı.
Tarihî kaynaklara göre çeşmenin biraz ilerisinde, Taşköprü Caddesi ile Sarayardı Sokağı arasındaki bölümde bir namazgâh vardı. 1957 yılında namazgâhın set duvarı ile mermer kuyu bileziğinin izleri hâlâ görülebiliyordu; ancak mihrap taşı kaybolmuştu. Daha sonraki şehirleşme sonucunda namazgâh tamamen ortadan kalktı.
Böylece bugün yalnızca ulaşım merkezi olarak gördüğümüz çevrenin geçmişte çeşme, namazgâh, mezarlık ve yol birlikteliğiyle şekillenmiş bir menzil alanı olduğu daha iyi anlaşılıyor.
AYRILIK ÇEŞMESİ MEZARLIĞI DA BU HAFIZANIN PARÇASI
Bölgenin tarihî katmanlarından biri de Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı. Mezarlık, Rasimpaşa Mahallesi’nde Ayrılık Çeşmesi ve eski namazgâh çevresinde uzanıyordu. Eski İstanbul haritalarında mezarlığın kapladığı alanı görmek mümkün.
Dolayısıyla “Ayrılık Çeşmesi” dediğimiz tarihî çevre yalnızca tek başına duran bir çeşmeden ibaret değildi. Çeşme, yol, namazgâh ve mezarlık birlikte düşünüldüğünde bölgenin eski İstanbul içindeki anlamı çok daha belirgin hâle geliyor.
BALKAN GÖÇMENLERİNİN VEDA HİKÂYESİ DOĞRU MU?
Ayrılık Çeşmesi hakkında anlatılan başka bir hikâye daha var. İncelediğimiz saha çalışmasında, Osmanlı’nın son dönemlerinde Balkanlardan savaş ve göç şartları nedeniyle İstanbul’a gelen bazı Türk ailelerinin Haydarpaşa üzerinden buraya ulaştıkları, daha sonra Anadolu’nun farklı bölgelerine gönderilirken ailelerin burada birbirleriyle vedalaştıkları aktarılıyor.
Bu etkileyici bir anlatı olmakla birlikte önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Saha çalışmasında bu hikâyeyi doğrulayan tarihî bir belge gösterilmiyor. Üstelik Ayrılık Çeşmesi adı ve buradaki “ayrılma” geleneği çok daha eski dönemlere uzanıyor.
Bu nedenle Balkan göçleri anlatısını çeşmenin adının kökeni olarak değil, sonraki dönemlerde bölgenin “ayrılık” kimliği etrafında oluşmuş şehir hafızasının parçalarından biri olarak değerlendirmek daha doğru görünüyor.
MODERN ŞEHİR TARİHÎ MAHALLEYİ SIKIŞTIRIYOR MU?
Bugünkü Ayrılık Çeşmesi aynı zamanda İstanbul’un şehirleşme hikâyesinin küçük bir özeti gibi.
Bir tarafta eski evler ve tarihî mahalle dokusu; diğer tarafta geniş taşıt yolları, köprüler, Marmaray, metro, alt geçitler ve büyük ticari yapılar bulunuyor.
Saha çalışmasında kaldırımlar ve genel çevre düzenlemesi büyük ölçüde yeterli bulunurken, bazı köprü altlarının özellikle geceleri karanlık kaldığı ve bunun yayaların güvenlik hissini azalttığı belirtiliyor. Marmaray ve metro İstanbul ölçeğinde ulaşımı büyük ölçüde kolaylaştırırken bazı yaya güzergâhlarının mahalle ölçeğinde uzadığı yönünde gözlemler de aktarılıyor.
Burada İstanbul şehircilik tarihi açısından ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
Bir şehri hızlandırırken, tarihî mahallelerle insan arasındaki ilişkiyi zorlaştırıyor muyuz?
AVM BİLE YOLUN BİR PARÇASI OLDU
Bölgedeki dönüşümün en ilginç örneklerinden biri Tepe Nautilus çevresindeki yaya hareketliliği.
Saha çalışmasının yapıldığı tarihteki gözleme göre istasyonun güney tarafına geçmek isteyen yayalar belirli bir güzergâhta alışveriş merkezinin içerisinden geçmek durumunda kalabiliyordu. Aynı gözlem sırasında yürüyen merdivenlerin çalışmaması nedeniyle asansör çevresinde yoğunluk oluştuğu da kaydedilmiş. Bunların belirli bir tarihe ait saha gözlemleri olduğunu, dolayısıyla bugünkü sürekli durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini özellikle belirtelim.
Fakat bu ayrıntı İstanbul’un geçirdiği dönüşümü çarpıcı biçimde özetliyor: Bir zamanlar çeşmeler yolculuğun doğal duraklarıydı; bugün metro istasyonları, alt geçitler ve ticari yapılar yaya güzergâhlarını şekillendiriyor.
BİR ÇEŞMEDEN FAZLASI: İSTANBUL’UN HAFIZA NOKTASI
Ayrılık Çeşmesi’ni yalnızca geçmişten kalmış tarihî bir çeşme olarak okumak eksik olur. Çünkü buradaki büyük hikâye çeşmenin taşından çok yolculukla ilgili.
İstanbul’dan ayrılanlar, İstanbul’a gelenler, Anadolu’ya doğru yola çıkanlar, sefere uğurlananlar ve bugün bütün bu geçmişten habersiz şekilde Marmaray’a ya da metroya yetişmeye çalışan İstanbullular…
Yüzyıllardır aynı coğrafyanın farklı insanları ağırlaması Ayrılık Çeşmesi’ni İstanbul’un dikkat çekici hafıza noktalarından biri hâline getiriyor.
Belki de bölgenin tarihini tek kelimeyle anlatmak gerekse en doğru kelime “geçiş” olurdu: İnsanların geçişi, orduların ve yolcuların geçişi, eski İstanbul’dan modern İstanbul’a geçiş ve nihayet kara yolundan raylı sisteme geçiş…
🌹 MERAKLISINA NOT: AYRILIK ÇEŞMESİ’NE BİR DE BÖYLE BAKIN
🌹 Çeşme 400 yılı aşkın bir tarihin tanığı: İlk yapılışı XVII. yüzyılın başlarına kadar uzanıyor. 1741’de ihya edildi; 1921-22’de Dürriye Sultan’ın ruhu için yeniden tamir gördü. Böylece çeşmenin üzerindeki kitabeler bile farklı dönemlerin hikâyesini taşıyor.
🌹 Burada yolculuk başlamadan önce namaz kılınabiliyordu: Çeşmenin yakınındaki bugün kaybolmuş namazgâh, buranın sıradan bir yol kenarı değil, yolculuk kültürünün oluşturduğu bir menzil alanı olduğunu gösteriyor.
🌹 Çeşmeden çok “yola” bakın: Ayrılık Çeşmesi’nin belki de en ilginç tarafı, yüzyıllar geçmesine rağmen ulaşım işlevinin devam etmesi. Dün sefer ve kervan yolu, bugün Marmaray ve metro… Teknoloji değişti ama coğrafyanın işlevi değişmedi.
🌹 Eski İstanbul ile yeni İstanbul birkaç adım arayla görülebiliyor: Bir tarafta eski konutlar ve sokak izleri, birkaç adım ötede Marmaray, metro, köprüler, otomobiller ve alışveriş merkezi… Ayrılık Çeşmesi çevresi bu nedenle İstanbul’un değişimini okumak için adeta küçük bir açık hava şehircilik laboratuvarı.
🌹 Mezarlığı da unutmayın: Ayrılık Çeşmesi’nin tarihî çevresi çeşme, namazgâh, yol ve mezarlıkla birlikte düşünülmeli. Bunlardan yalnızca birine bakıldığında bölgenin eski İstanbul’daki işlevi tam olarak anlaşılamıyor.
🌹 Balkan göçleri hikâyesi ile tarihî kökeni birbirinden ayırmak gerekiyor: Ailelerin burada ayrıldığına ilişkin anlatı şehir hafızası açısından son derece değerli; ancak çeşmenin “Ayrılık” adının tarihî kökenini açıklayan temel kaynaklar, Anadolu seferlerine çıkan yolcularla onları uğurlayanların burada vedalaşmasına işaret ediyor.
🌹 Bir fotoğraf için iki İstanbul: Gazete okuru bölgeyi gezerken aynı kadraja eski bir ahşap yapı ile modern ulaşım altyapısını almaya çalışabilir. Çünkü Ayrılık Çeşmesi’nin hikâyesi tam da bu karşıtlıkta saklı: Dünün yolu ile bugünün rayları aynı yerde buluşuyor.
🌹 1. “Ayrılık” adı gerçekten vedadan geliyor: Ayrılık Çeşmesi, Anadolu seferlerine ve uzun yolculuklara çıkanların uğurlandığı güzergâhtaydı. Yolcular ile onları uğurlayanlar burada birbirlerinden ayrıldığı için bölgenin “Ayrılık Çeşmesi” adıyla anıldığı aktarılıyor.
🌹 2. Yaklaşık 400 yıllık bir yolculuk noktası: Çeşmeyi, 1602 yılında idam edilen Kapı Ağası Gazanfer Ağa yaptırdı. Daha sonra 1741’de ihya edildi, 1921-22 yıllarında ise Dürriye Sultan’ın ruhu için yeniden tamir edildi. Yani tek çeşmede Osmanlı tarihinin farklı dönemlerinin izleri bulunuyor.
🌹 3. Dün kervan yolu, bugün Marmaray: Bence haberin en çarpıcı ayrıntısı bu. Burası bir zamanlar Anadolu’ya ve Bağdat yönüne uzanan tarihî sefer ve kervan yolunun önemli noktalarından biriyken bugün aynı bölgede Marmaray ve M4 Metro bulunuyor. Araçlar değişmiş ama bölgenin “yolculuk” işlevi yüzyıllardır değişmemiş.
🌹 4. Çeşmenin yanında bugün kaybolmuş bir namazgâh vardı: Yolcuların ve sefere çıkanların kullanabildiği bir namazgâh, çeşmenin yakınında bulunuyordu. 1957’de set duvarı ile kuyu bileziğinin izleri hâlâ görülebilirken namazgâh daha sonraki şehirleşme sırasında ortadan kalktı. Çeşme, namazgâh, mezarlık ve yol birlikte düşünüldüğünde buranın eski bir menzil alanı olduğu daha iyi anlaşılıyor.
🌹 5. Birkaç adımda iki farklı İstanbul görülebiliyor: Ayrılık Çeşmesi çevresinde eski ahşap ve cumbalı evlerin izlerinden birkaç dakika içinde Marmaray’a, metroya, köprülere ve alışveriş merkezine ulaşılabiliyor. Bu nedenle bölge, eski İstanbul’dan modern İstanbul’a geçişi aynı yerde gözlemleyebileceğimiz ender noktalardan biri. Saha çalışmasında da eski konut dokusu ile modern ulaşım altyapısının yan yana bulunduğu görülüyor.
KAYNAKLAR
- Semavi Eyice, “Ayrılık Çeşmesi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt 4, İstanbul, 1991, s. 284-285.
• Semavi Eyice, “İstanbul-Şam-Bağdad Yolu Üzerindeki Mimarî Eserler I: Üsküdar-Bostancıbaşı Derbendi Güzergâhı”, Tarih Dergisi, Sayı 13, 1958, s. 90-92.
• M. Kemal Özergin, “Üsküdar-Bostancıbaşı Derbendi Güzergâhı Mimarî Eserlerinin Kitabeleri”, Tarih Dergisi, Sayı 13, s. 121-123.
• Reşad Ekrem Koçu, “Ayrılık Çeşmesi”, İstanbul Ansiklopedisi, Cilt III, s. 1631-1632.
• İbrahim Hilmi Tanışık, İstanbul Çeşmeleri, Cilt II, İstanbul, s. 346.
• İBB Şehir Planlama Müdürlüğü, Kadıköy Tarihçesi / Kadıköy Arşivi.
• Ayrılık Çeşmesi ve çevresine ilişkin saha çalışması, gözlem notları ve fotoğraflar.


























Cevap Yaz