Mimar Sinan’ın minarelerdeki imzası
Şerefesiz Minareler
Fahri Sarrafoğluh/İstanbul Seyyahı
İstanbul’un tarihi yarımadasında Mimar Sinan deyince aklımıza onun tekrarı olmayan özgün eserler yapması geliyor. Yaptığımız gezilerden başta kendi adına yaptırmış olduğu Sinan Mescidi ve K.Çekmecedeki eserlerinde özellikle minarelerdeki estetiği görebiliyoruz. Fatih Derviş Ali Mahallesinde gezerken farklılığıyla dikkat çeken bir minareyle karşılaştık. Derviş Ali Camii’nin minaresi, alışageldiğimiz minarelerden değildi. Bizde bu yazımızda şerefesiz minarelere yer verelim dedik. İşte detaylar:
DERVİŞ ALİ CAMİNİN AYAKTA KALAN MİNARESİ
Derviş Ali Caminin avludan içeri girip cami duvarında yer alan mermer kitabeden aldığımız bilgilere göre, “II. Bayezid devri mimarlarından Mimar Derviş Ali tarafından yaptırılan mescidin kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak H. 918 / M. 1512 tarihli bir vakfiyesi mevcuttur. Cami 1812 yılında yeniden inşa edilmiş, zamanla harap olmuş, 1978 yılında cami derneği tarafından yıkılıp yeniden yaptırılmıştır. Mihrap duvarına bitişik olan 19. yüzyıla ait minaresi, İstanbul’da az rastlanan bir tarza sahiptir. Cami banisinin kabri hazirededir.”
ŞEREFESİZ MİNARELERİN ÖZELLİĞİ NEDİR?
Bu ilginç yapıdan hareketle, mimarî tarihte yerini alan “şerefesiz minare” kavramını biraz daha araştırdık.
İslam mimarisinde minareler genellikle kürsü, pabuç, gövde, şerefe, petek, külâh ve alemden oluşur. Şerefe, müezzinin ezan okumak için çıktığı balkon kısmıdır. Ancak İstanbul’da bazı camilerde bu bölümün yer almadığı, yani “şerefesiz minare” olarak adlandırılan örneklerin bulunduğu görülür. Bunun sebebi hep estetik kaygısı hem de sesin çevreye daha geniş olarak yayılması için bu mimari teknik kullanıldığı bilinmektedir.
Mimar Sinan, klasik Osmanlı mimarisinde bu tür minarelerin öncüsüdür. Eyüp’teki Semiz Ali Paşa Mescidi‘nde, Sinan’ın yaptığı şerefesiz minarelerden biri bulunmaktadır. Benzer şekilde, yine Eyüp’teki Silahşör Mehmet Bey Mescidi (diğer adlarıyla Selahi Mehmet Bey Camii veya Sürahi Mescidi) ve Karagümrük’teki Derviş Ali Camii ile Fatih’teki Sinan Mescidi de bu mimari anlayışı sürdüren yapılardır.
Bu örneklerin arasında özellikle dikkat çeken bir yapı da Büyükçekmece’deki Sokullu Mehmet Paşa Camii’dir. İstanbul’un Kültür Park içinde yer alan bu caminin en dikkat çekici yönü, dünyada yalnızca iki örneği olduğu belirtilen minaresidir. Mimar Sinan’ın yaptığı bu minare, yekpare taştan oyularak inşa edilmiştir. Bu tarz bir minarenin ikinci örneğine ise Mısır’da rastlanmaktadır.
KÖŞK TİPİ MİNARESİ İLE SİNANIN MİNAREYE ATTIĞI İMZA
Mimar Sinan’ın yine kendi adına yaptırdığı Fatih’teki Sinan Mescidi’nde yer alan şerefesiz minare ise bu anlayışın zarafetini gözler önüne serer. Küfeki taşından yapılmış, kürsüsüz ve pabuçsuz olan bu minare 10 metre yüksekliğindedir. Sekizgen gövdesi, her cephesinde bir pencere barındıran köşk tipi mimarisiyle, camiyle bütünleşmeden ama ondan kopuk da olmayan bir duruş sergiler. Üst kısmı küçük bir kubbecikle sonlanan bu minare, dıştan bakıldığında bir baca ya da nöbet kulesi izlenimi verir.
Schacht gibi bazı araştırmacılar, dıştan merdivenli bu tip minarelerin İslami minare tipinin en eski örneklerinden biri olduğunu ve benzer yapıların Mısır’da da bulunduğunu belirtir. Minarenin camiyle bütünleşik olmayıp avlu girişinin yanına yerleştirilmesi ise bu yapıları farklı ve sembolik kılar.
Şerefesiz Minare: Simgesel Bir Sessizlik
Şerefesiz minare, sadece mimari bir tercih değil, aynı zamanda bir semboldür. Klasik formların dışına çıkarak sadeliğiyle bir derinlik sunar. Bugün İstanbul’un kalabalığı arasında kaybolmuş bu sessiz minareler, dikkatli bir gözün yakalayacağı zarif bir ayrıntı, bir hatırlatma gibidir



















Fahri bey tevafuk eseri sizden haberdar oldum. Yazılarınızı okumaya çalışacağım. Bu arada şerefesiz minareler demişken bir de memleketimiz Aksaray’ın meşhur kesik minare camiinden de bahsetmiş olsanız. Sadece İstanbul değil Anadolu’nun kadim şehri Aksarayımızın tanıtımına da katkı yapmış olursunuz.
Allah’a emanetsiniz.