BUHURİ OSMAN AĞA VE KOKULU CAMİSİ

 (İstanbul’un Sırları: 576) 

Kadıköy’ü ve rıhtımı sessizce bekleyen cami

Fahri Sarrafoğlu-İstanbul Seyyahı

Kadıköy benim de sık gitmediğim bir İstanbul semti, epeydir gitmiyorum. Geçenlerde yaptığımız kısa bir ziyarette Buhuri Osman Ağa Camini görmek imkanı bulduk. Cami Kadıköy’de Osmanlı mimarisini, tarihini, dokusunu temsil eden bir yapı ve dimdik ayakta ama başından neler geçmiş neler…İşte detaylar:

Buhurî Osman Ağa Kimdir?

Osman Ağa, her sene Topkapı Sarayı’ndan Haremeyn-i Muhteremeyn’e (Mekke ve Medine) surre alayı ile kendi tasarladığı buhurdanları yollamasıyla ünlenen bir Kapı Ağası’dır. Kurduğu vakfından yüzyıllarca buhurdan yollanmaya devam edilmiştir. Osman Ağa 17. yüzyılın hemen başında, o zamanlar gerek suriçi gerekse bilad-ı selasenin uzağındaki küçük bir köy niteliğindeki Karye-i Kadı’ya (Kadıköy) bir cami yaptırarak bölgenin gelişmesine katkıda bulunur.
ÇARŞININ TEK CAMİSİ
Caminin inşa kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ancak yazılı kaynaklardan öğrenilir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nin “Kadıköy imareti” bahsinde çarşı içindeki yapının tek minareli, dörtgen şekilli, kiremitli ve derli toplu bir cami olduğunu bildirir ve kitabesinin ebced hesabıyla tarihini veren son iki mısrasını yazar; ayrıca, Kadıköy’de başka bir cami olmadığını, bu caminin de bir hamamı ve yüz dükkânı olduğunu belirtir

400 yıllık bir tarihin sessiz tanığı

Bazı kaynaklarda, Buhurî Osman Ağa’nın rüyasında Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) gördüğü ve onun emriyle bu camiyi yaptırdığı söylenir. 

Zamanla çeşitli onarımlar geçiren cami, 1811 yılında II. Mahmud tarafından yenilenmiş, ancak 1878’de Kadıköy’de meydana gelen büyük bir yangında tamamen yanmıştır. Aynı yıl içerisinde, bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiştir.

Caminin avlusunda, 1621 yılında Mısırlı Osman Ağa tarafından yaptırılan bir çeşme bulunmaktadır. Ayrıca, bahçesinde 1880 yılında caminin imamı Mehmet Asım Efendi tarafından dikilmiş bir çınar ağacı mevcuttur.

Osman Ağa, Mekke ve Medine ahalisine gönderilen hediyeler arasında yer alan ve kendi icadı olan emsalsiz buhurdan dolayı “Buhuri Osman Ağa” olarak da anılmaktadır.

 

 

VAKARLI DURUŞUYLA DİMDİK AYAKTA

Günümüzde Osman Ağa Camii, Kadıköy’ün en tanınmış ve merkezi camilerinden biri olarak ibadete açık olup, tarihi dokusuyla ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
CAMİ HAKKINDA BAZI HİKAYELER

 Özellikle yaşlı Kadıköylüler arasında, caminin Kadıköy’ü denizden gelecek felaketlere karşı koruduğuna inanılır. Bunun nedeni, caminin konumunun Marmara’ya hâkim bir noktada olmasıdır.

Osman Ağa’nın Buhur (Tütsü) Merakı

Osman Ağa, sarayda görevliyken Mekke ve Medine’ye gönderilen hediyeler arasında özel olarak hazırladığı, kokusuyla ünlü tütsüleriyle tanınırdı. Hatta kendisi bu yüzden “Buhurî” unvanını almıştır. Rivayete göre, Osman Ağa camiyi yaptırdıktan sonra içeride sürekli olarak hoş kokulu tütsüler yakılırdı. Caminin havasının her zaman mistik ve huzur verici olduğu, bu yüzden cemaatin camiye severek geldiği anlatılır.

Yanık Koku Rivayeti

1878’deki büyük Kadıköy yangınında caminin tamamen yanmasına rağmen, caminin bahçesinde bulunan büyük çınar ağacının sadece bir kısmının zarar gördüğü anlatılır. Mahalle halkı, bu ağacın Osman Ağa’nın ruhu tarafından korunduğuna inanır ve uzun yıllar bu çınarın çevresinde dualar edilir. Hatta bazı yaşlılar, caminin yeniden inşasından sonra bile belirli gecelerde cami avlusunda hafif bir yanık koku hissedildiğini söyler.