Fahri Sarrafoğlu/ İstanbul Seyyahı
1566 yılında Kanuni Sultan Süleyman son büyük seferine çıktı. 72 yaşında olmasına rağmen orduları bizzat kendisi yönetti. 1 Mayıs 1566’da ordusu ile İstanbul’dan ayrıldı. Viyana’yı ele geçirmek istemişse de Zigetvar Beyi’nin isyanı üzerine oraya gitti. Osmanlı Devleti zaferi kazandı ama Sultan Süleyman bu zaferi göremeden öldü. Zigetvar Kuşatması, 1566 yılında Zigetvar kalesinin Osmanlı güçlerince fethedilmesiyle sonuçlanan kuşatma ve Kanuni Sultan Süleyman’ın son seferidir. Ordunun düzeni bozulmasın, karışıklık olmasın diye Kanunin öldüğü oğlu 2.Selim tahta çıkana kadar gizlenmiş onun yerine ona çok benzeyen bir paşa onun yerine geçmiştir. İşte o paşa Cafer Paşadır. Cafer Paşa’nın hikayesi kısaca şöyle:
CAFER PAŞA MEDRESESİ
Caferpaşa Medresesi, İstanbul’un Avrupa Yakasında yer alan tarihi ilçesi Eyüp’te Kalenderhane Caddesi ile Kızıl Değirmen Sokağı’nın birleştiği yerde ve Cafer Paşa Türbesi’nin gerisinde yer alır. Mimar Sinan’ın yapıtların biri olan Caferpaşa Medresesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın son savaşında (Zigetvar Savaşı) silahtar olarak bulunan Cafer Paşa’nın adına yaptırılmış olup günümüze kadar gelmeyi başarabilen bir eserdir. Cafer Paşa’nın önemli bir özelliği daha var. Kanuni Sultan Süleyman’a çok benzemektedir ve Kanuni şehit edildikten sonra ordu dağılmasın diye başa getirilmiştir ve Kanuni Sultan Süleyman adına ferman yayınlamıştır.
Caferpaşa Türbesi’nin sol tarafındaki kemerli kapıdan içeri girdiğinde uzun bir koridora girmiş olursunuz. Bu koridoru geçip bitirdiğinizde bir meydancığa çıkarsınız. Meydanın hemen karşında da medresenin dershanesini görürsünüz. Sol tarafta ise bir kuyu bileziği vardır. Eski dilde ‘Darül-hadis’ yani yeni dilde dershane tek kubbeli ve kare planlı bir yapıdır.
Caferpaşa Medresesi’nde on tane küçük sınıf ve bir tane büyük salon bulunmaktadır. Şu an bir kültür merkezi olarak varlığına devam eden Caferpaşa Medresesi’nde birçok meslek eğitimi verilmektedir.
EVLİYA CELEBİ SEYEHATNAMESİNDE KANUNUNİN VEFATI
Evliya Çelebi’nin yazdıkları büyük önem arz eder. Evliya Çelebi (1611-1684?) Türbe’yi Fâzıl Ahmed Paşa’nın Avusturya seferine katıldığı zaman görmüştü (1663/64). Türbe bu tarihte bir tahribat geçirmişti. Evliya Çelebi kitabında önce Sultan’ın vefatını ve iç organlarının defnedilişini, ardından palankanın tahribatını, tamir ve tarifini verir. Ardından Türbe’yi tasvir eder (Evliya Çelebi, 2013): “Dahi Sigetvar’ın iç kalesi alınmadı ise işte henüz benim vücudum kalesi alındı deyip o gün sıkıntısından, Süleyman han 974 Safer ayının 22. günü saltanat tahtını terkedip ebedî dünyaya gidince hemen akıllı ve tedbirli Sokollu Vezir, Silâhdar Cafer Ağa, Feridun Bey, bizim babamız, Kuzu Ali Ağa ve Abdi Efendi ile Süleyman Han’ın naaşının karnını yarıp ûd, amber, mûşg ve safran ile tuzlayıp Süleyman Han’ın obası içre, Süleyman Han’ın vücudunu emaneten diye yere defnedip kalbini, bağırsaklarını ve ciğerini hâlâ Türbe Kalesi olan yere defnederler…” (c.6/s.353, 173a)
Kaynak: https://www.turanakinci.com/eyupsultan-cafer-pasa-medresesi
https://www.eyupsultan.bel.tr/tr/main/pages/cafer-pasa-medresesi/1004














Cevap Yaz