MEVLÂNÂ’NIN SOYUNDAN GELEN PAŞA NİYE ŞEHİT EDİLDİ?

Osmanlı devlet düzeninin şekillenmesinde büyük emeği bulunan Karamânî Mehmed Paşa, üç dilde şiirler yazan edebî bir kişiliğe sahipti. Ancak Fatih Sultan Mehmed’in ölümünün ertesi günü yeniçeriler tarafından öldürüldü. Mevlânâ soyundan gelen bu sıra dışı devlet adamının hatırası, bugün İstanbul’un Nişanca semtindeki tarihî cami ve hazîresinde yaşamaya devam ediyor.

Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)

VEFA VE HATIRAYA SAYGI

İstanbul’un tarihî yarımadasında, Kadırga yakınlarındaki Nişanca Mahallesi’nde bulunan mütevazı bir cami, Osmanlı tarihinin en çalkantılı iktidar mücadelelerinden birinin izlerini taşıyor. Bugün yeşil renkli ahşap bölümü, tek şerefeli minaresi ve ağaçların gölgesindeki eski mezar taşlarıyla dikkat çeken Nişancı Mehmed Paşa Camii, Fatih Sultan Mehmed’in son sadrazamı Karamânî Mehmed Paşa’nın hatırasını günümüze ulaştırıyor. Bu tarihî mekânın ardında yalnızca bir hayır eserinin hikâyesi değil; ilim, edebiyat, devlet reformları ve trajik bir ölümle son bulan siyasi mücadelenin izleri bulunuyor.

MEVLÂNÂ’NIN SOYUNDAN SADRAZAMLIĞA

Karamânî Mehmed Paşa, Konya’da dünyaya geldi. Babası Ârif Çelebi, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin soyundan geliyordu ve Konya Mevlânâ Dergâhı’nda postnişinlik yapmıştı. Konya’da aldığı medrese eğitiminin ardından Osmanlı hizmetine giren Mehmed Paşa, önce müderrislik ve divan kâtipliği yaptı. 1464 yılında nişancılığa, 1478 yılında ise Fatih Sultan Mehmed tarafından vezîriâzamlığa getirildi. Onu dönemin diğer devlet adamlarından ayıran özelliklerinden biri, askerî başarılarından ziyade ilmî birikimi ve bürokratik yetenekleriyle yükselmesiydi.

ÜÇ DİLDE ŞİİR YAZAN DEVLET ADAMI

Karamânî Mehmed Paşa yalnızca devlet işlerinde değil, edebiyat ve tarih alanlarında da eserler verdi. Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazan Mehmed Paşa, şiirlerinde Nişânî mahlasını kullandı. Osmanlı hanedanının ve Fatih Sultan Mehmed döneminin tarihine ilişkin Arapça eserler kaleme aldı. Tarihçi Yusuf Küçükdağ’ın 2006 yılında İSTEM dergisinde yayımlanan akademik araştırmasına göre Mehmed Paşa, özellikle ilimle uğraşanları ve farklı düşünceler geliştiren genç âlimleri destekleyen bir devlet adamıydı. Bu yönüyle onun hayatı, Osmanlı yönetiminde yalnızca askerî gücün değil, bilgi ve kalem kudretinin de önemli olduğunu gösteriyor.

FATİH’İN REFORMLARININ ARKASINDAKİ İSİM

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden sonra genişleyen Osmanlı Devleti’ni yeni bir hukuk ve yönetim düzeni içerisinde yapılandırmaya çalıştı. Bu süreçte Karamânî Mehmed Paşa önemli roller üstlendi. Kanunnâmelerin hazırlanması, devlet teşkilatının düzenlenmesi, kazaskerlik ve maliye kurumlarının yeniden yapılandırılması gibi konularda etkili oldu. Yusuf Küçükdağ’ın araştırmasında, Fatih Kanunnâmesi’nin kaleme alınmasında Mehmed Paşa’nın belirleyici rol oynadığı savunulmaktadır. Ancak bu reformların tamamı herkes tarafından olumlu karşılanmadı. Özellikle bazı vakıf ve mülk arazilerinin timar sistemine aktarılması, dönemin çeşitli çevrelerinde tepkiye yol açtı.

1481: BİR PADİŞAHIN ÖLÜMÜ, BİR SADRAZAMIN SONU

Osmanlı tarihinin en dikkat çekici siyasi krizlerinden biri 1481 yılında yaşandı. Fatih Sultan Mehmed’in Gebze yakınlarında vefat etmesi, imparatorluğun geleceğini belirleyecek bir taht mücadelesini başlattı. Tahtın iki güçlü adayı vardı: Şehzade Bayezid ve Cem Sultan. Karamânî Mehmed Paşa’nın Cem Sultan’ı desteklediği biliniyordu. Fatih’in ölüm haberini bir süre gizleyerek İstanbul’da düzeni korumaya ve gelişmeleri kontrol altında tutmaya çalıştı. Yeniçerilerin İstanbul’a geçişini engellemek amacıyla Üsküdar yakasına gemi ve kayık yanaştırılmaması yönünde emirler verdi. Ancak ölüm haberi kısa sürede yayıldı. Bir grup yeniçeri, sadrazamın divanhanesini basarak Mehmed Paşa’yı öldürdü. Dönemin tarihî kaynaklarında, kesilen başının mızrak üzerinde İstanbul sokaklarında dolaştırıldığı da anlatılmaktadır. Böylece Fatih döneminin güçlü devlet adamlarından biri, padişahın ölümünün hemen ardından yaşanan iktidar krizinin kurbanı oldu.

NİŞANCA’DAKİ CAMİ VE UNUTULAN HATIRA

Karamânî Mehmed Paşa’nın İstanbul’daki önemli hayır eserlerinden biri, bugün Nişancı Mehmed Paşa Camii olarak bilinen yapıdır. Caminin ilk inşa tarihi konusunda kaynaklarda 1465 ve 1475 yılları yer almaktadır. Yapı zaman içerisinde deprem ve onarımlarla değişime uğramış, özellikle 19. yüzyılda yeniden şekillenmiştir. Bugün görülen ahşap bölümün tarihî camiye sonradan eklendiği, bir dönem imam ve müezzin lojmanı olarak kullanıldığı, ardından ibadet mekânına dâhil edildiği belirtilmektedir. Caminin çevresindeki mezar taşları ise İstanbul’un tarihî hafızasını sessizce yaşatıyor. Karamânî Mehmed Paşa’nın da bu caminin kıble tarafındaki defin alanında medfun olduğu tarihî kaynaklarda kaydedilmektedir.

BİR MEZARIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Karamânî Mehmed Paşa’nın hikâyesi, Osmanlı tarihinin yalnızca fetihlerden ve zaferlerden ibaret olmadığını hatırlatıyor. İmparatorluğun içinde düşünce ayrılıkları, reform mücadeleleri, taht rekabetleri ve siyasi çatışmalar da yaşanıyordu. Bir zamanlar devletin en güçlü isimlerinden olan, üç dilde şiir yazan ve tarih kaleme alan bir sadrazamın hikâyesi bugün Nişanca’nın sakin sokaklarında yaşamaya devam ediyor. Belki de İstanbul’un en büyük sırlarından biri budur: Şehrin en sessiz köşeleri, tarihin en gürültülü olaylarını saklar.

Kaynaklar: Yusuf Küçükdağ, “Mevlânâ’nın Soyundan Gelen Reformcu Bir Osmanlı Vezîriâzamı: Karamânî Mehmed Paşa”, İSTEM, 2006, Sayı 7, s. 23–35; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Karamânî Mehmed Paşa”; Fatih Belediyesi, Nişanca tarihî miras çalışmaları.

www.istanbulunsirlari.net