Bu bölümde yolumuz Fatih’in dört farklı hikâye taşıyan mabedine düşüyor: Hırka-i Şerif Camii, Molla Fenari İsa Camii, Bali Paşa Camii ve Mimar Sinan Mescidi. Her biri, İstanbul’un başka bir dönemine ve başka bir hatırasına açılıyor.
Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
Sevgili dostlar, İstanbul’u ışıklar altında gezmenin ayrı bir güzelliği var. Gündüzün kalabalığı çekilince camilerin taşları, minareleri ve avluları başka türlü görünmeye başlıyor. Bu kez Fatih’te dört mabedin önünde duruyoruz. Birinde kutsal bir emanetin hatırası, birinde Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan bir yapı hikâyesi, diğerlerinde ise Mimar Sinan’ın ve Osmanlı şehir hayatının izleri var. Gelin, bu duraklara birlikte bakalım. 🌙🕌
HIRKA-İ ŞERİF CAMİİ: BİR EMANETİN HAFIZASI
Hırka-i Şerif Camii, Sultan Abdülmecid tarafından 1851 yılında, Hırka-i Şerif’in muhafazası ve halk tarafından ziyaret edilebilmesi amacıyla yaptırıldı. Rivayete göre Hz. Muhammed’in Veysel Karani’ye hediye ettiği hırka, Üveysi ailesi tarafından uzun yıllar korundu. Emanetin ziyaret edilmesi için caminin içinde özel bir bölüm de düzenlendi.
Hırka-i Şerif Camii’nin hikâyesi yalnızca bir yapının tarihinden ibaret değil. Burada bir ailenin nesiller boyu sürdürdüğü emanet sorumluluğu ile halkın ziyaret geleneği bir araya geliyor. Cami, özellikle Ramazan ayındaki ziyaretlerle İstanbul’un hafızasında özel bir yer tutuyor. TDV İslâm Ansiklopedisi: Hırka-i Şerif Camii
MOLLA FENARİ İSA CAMİİ: BİZANS’TAN OSMANLI’YA
Akşemsettin Mahallesi’ndeki Molla Fenari İsa Camii’nin geçmişi Bizans dönemine uzanıyor. Yapı, 907 yılında açılışı yapılan Lips Manastırı’nın kilisesiydi. II. Bayezid döneminde, 15. yüzyılın sonlarında Fenârîzâdeler’den Kazasker Alâeddin Ali Efendi tarafından mescide çevrildi.
1633 yangınından sonra Bayram Paşa’nın yaptırdığı onarımın ardından yapıya minber eklendi ve cami olarak kullanılmaya başlandı. Bugün burada durduğumuzda, İstanbul’un farklı dönemlerinin aynı yapıda nasıl iz bıraktığını görebiliyoruz: Bizans’tan kalan mimari unsurlar, Osmanlı dönemindeki cami işleviyle yan yana duruyor. TDV İslâm Ansiklopedisi: Fenârî Îsâ Camii
BALİ PAŞA CAMİİ: TARİHİ KİTABESİNDEKİ SORU
Bali Paşa Camii, Hırka-i Şerif çevresindeki önemli Osmanlı yapılarından biri. Caminin banisi Bali Paşa’dır; vefatından sonra eşi Hümâ Hatun’un yapıyı tamamladığı kabul edilir. Ancak caminin yapım tarihi kaynaklarda tartışmalıdır. Kapı kitabesindeki tarih 1504-1505’e işaret ederken, TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki Semavi Eyice incelemesi arşiv kayıtlarına dayanarak yapının Kanuni Sultan Süleyman döneminde, yaklaşık 1546’da tamamlandığı sonucuna varıyor. Bu nedenle cami, Mimar Sinan’ın eserleri arasında anılıyor. TDV İslâm Ansiklopedisi: Bali Paşa Camii
Bu küçük tarih ayrıntısı bize şunu hatırlatıyor: Tarihî eserlerin kapısındaki bir kitabeyi okumak önemli; fakat bazen yapının hikâyesini anlamak için kitabe ile arşiv kayıtlarını birlikte değerlendirmek gerekiyor.
MİMAR SİNAN MESCİDİ: BÜYÜK MİMARIN KENDİ MESCİDİ
Akşemsettin Mahallesi’ndeki Mimar Sinan Mescidi, Koca Sinan’ın kendi adına yaptırdığı mescit olarak biliniyor. Yapının yanında bir sıbyan mektebi ve çeşme de bulunuyordu. Mescidin dikkat çeken ayrıntılarından biri, avlu girişinin yanındaki sade ve şerefesiz taş minaresi.
1918 Fatih yangınında mescidin yalnız minaresiyle bazı duvarları ayakta kaldı. Yapı zamanla büyük ölçüde zarar gördü; 1976’da Vakıflar İdaresi tarafından eski çizimler ve arkeolojik çalışmalar dikkate alınarak yeniden ihya edildi ve ibadete açıldı. Bugün mescidi ziyaret ederken, bir yandan Mimar Sinan’ın mütevazı vakfını, diğer yandan İstanbul’un yangınlar ve değişimlerle şekillenen şehir tarihini hatırlıyoruz. TDV İslâm Ansiklopedisi: Mimar Sinan Mescidi
DÖRT MABET, DÖRT AYRI HATIRA
Hırka-i Şerif Camii bir emanet geleneğini, Molla Fenari İsa Camii İstanbul’un Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan katmanlarını, Bali Paşa Camii tarihî kayıtların nasıl dikkatle okunması gerektiğini, Mimar Sinan Mescidi ise büyük bir mimarın mütevazı vakfını hatırlatıyor.
İstanbul’u ışıklar altında gezdiğimizde yalnızca güzel siluetler görmüyoruz; şehrin hafızasına da yaklaşıyoruz. Bir sonraki yürüyüşümüzde bu camilerin önünden geçerken birkaç dakika durup hikâyelerini düşünelim. Çünkü İstanbul’u tanımak, sokaklarının ve mabetlerinin taşıdığı hatıraları da tanımaktır.
MERAKLISINA NOT
Fatih’te Molla Fenari adıyla anılan başka bir yapı daha bulunuyor: Çatalçeşme Mescidi, halk arasında Molla Fenari Camii olarak da biliniyor. Bu yapı, Molla Fenari İsa Camii’nden farklıdır. Hakkı Göktürk’ün İstanbul Ansiklopedisi kaydı, Çatalçeşme Mescidi’nin banisini Fenârîzâde Yusuf Bâli Efendi olarak gösteriyor. İstanbul Ansiklopedisi: Çatalçeşme Mescidi
Hırka-i Şerif Camii’nin mimarı ise kaynaklarda kesin olarak belirtilmiyor. TDV İslâm Ansiklopedisi, Garabet Amira Balyan’ın eseri olabileceğini kuvvetli bir ihtimal olarak değerlendiriyor; bu nedenle mimar adını kesin bilgi gibi vermemek gerekiyor.
Kaynaklar: Hırka-i Şerif Camii · Molla Fenari İsa Camii · Bali Paşa Camii · Mimar Sinan Mescidi · Çatalçeşme Mescidi






















Cevap Yaz