FM0 FC111111111:zzzzzz0 c128 07805a05724164aa380 f90 bac2fd159 d56 ab6147 bf5 99a135 c5b a30123 970 75413b 797 5b4141 a27 82b147 b38 93914d cff add153 ea4 c92159 fea dbf15d130810d715d15b31311

İSTANBUL BOĞAZI’NIN UNUTLUMAYAN VAPURU !

Bir Zamanlar Suhulet Vapurumuz Vardı

Boğaz’ın iki yakasını birleştiren Suhulet, İstanbul’da araçlı ulaşımı kolaylaştırdı; savaş yıllarında asker ve mühimmat taşınmasında da görev aldı.

Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)

Boğaz’da yeni bir ihtiyaç

İstanbul’da vapurlar yolcu taşımacılığını kolaylaştırmıştı. Ancak atları, arabaları, ağır yükleri ve topçu malzemelerini karşı kıyıya geçirmek hâlâ zahmetliydi. Şirket-i Hayriye Müdürü Hüseyin Haki Efendi, bu ihtiyaca çözüm olacak bir arabalı vapur tasarımı üzerinde çalıştı. Tasarımın hazırlanmasında İskender Efendi ve Hasköy Tersanesi’nden Mehmet Usta’nın da katkısı oldu. Vapur, İngiltere’de Maudslay, Sons and Field şirketine yaptırıldı. 26 baca numaralı Suhulet, 1872’de İstanbul’da hizmete girdi.
Denizcilik tarihinin önemli gemilerinden biri

Suhulet yalnızca İstanbul’un değil, denizcilik tarihinin de önemli gemilerinden biri kabul edilir. Birçok kaynakta “dünyanın ilk arabalı vapuru” olarak anılır. Yaklaşık 45,7 metre uzunluğunda, 8,5 metre genişliğinde ve 3 metre su çekimindeydi. 450 beygir gücündeki tek silindirli buhar makinesi yandan çarkı döndürüyor, gemiye saatte yaklaşık 7 mil hız kazandırıyordu. Bu teknik özellikler, onun sadece bir şehir vapuru değil, aynı zamanda bir mühendislik denemesi olduğunu da gösterir.

Suhulet’in gövdesi sacdan, tahrik sistemi yandan çarklıydı. İki ucunun da kıyıya yanaşabilecek şekilde tasarlanması, araçların vapura binip karşı kıyıda kolayca inmesini sağlıyordu. DergiPark’ta yayımlanan bir araştırmaya göre Suhulet’in maliyeti 8 bin İngiliz lirası, ardından yaptırılan Sahilbent’in maliyeti ise 12 bin İngiliz lirasıydı. Aynı kaynak, bu vapurların 1.000 yolcu ya da 130 büyükbaş hayvan ya da 16 yük arabası taşıyabildiğini aktarıyor.

Suhulet ve Sahilbent

Suhulet, “kolaylık” anlamına gelen adıyla vapurun şehir hayatına kattığı işlevi anlatıyordu. Kısa süre sonra ikinci bir arabalı vapur hizmete girdi. 27 baca numaralı Sahilbent’in adı, iki kıyıyı birbirine bağlama düşüncesini ifade ediyordu. İki geminin isimlerinin Namık Kemal tarafından verildiği, Suhulet’in tarihini aktaran kaynaklarda belirtiliyor. “Suhulet” ismi “kolaylık, yumuşaklık” anlamına gelirken, “Sahilbent” iki kıyıyı birbirine bağlayan anlamını taşıyordu. İsim babalarının Namık Kemal olması, bu vapurların sadece ulaşım araçları değil, aynı zamanda şehrin kültürel hafızasına yerleşen simgeler olduğunu da gösteriyor.

Kayıkçıların direnişi

Yeni vapurların hizmete girmesi, yük taşımacılığından geçimini sağlayan kayıkçı ve mavnacılar arasında tepkiye yol açtı. Mehmet Yavuz Erler’in DergiPark’ta yayımlanan “İstanbul’da Deniz Ulaşımı (1870-1875)” başlıklı makalesi, Suhulet’in ilk döneminde yaşanan rekabeti ve kayıkçıların tepkisini ele alıyor. Bu tepki yalnızca sözlü bir itirazla sınırlı kalmadı. 1872’de kayıkçılar, Suhulet’in Üsküdar’a yanaşmasını engellemek için kayıklarını birbirine zincirleyerek iskelenin önünü kapatmış, hatta vapuru taşlamışlardı. Bazı kaynaklar, görevlilerin mavnaları topla yok edeceğini anlayınca zincirleri çözdüklerini aktarır. Bu olay, Suhulet’in şehir hayatına girişinin ne kadar sancılı bir rekabet ortamında gerçekleştiğini gösteriyor.

Savaş yıllarında askerî görev

Suhulet’in görevi şehir içi ulaşımın ötesine geçti. Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi’ne göre vapur, 1911-1912 Türk-İtalyan Savaşı sırasında torpido donanımıyla asker ve mühimmat taşımak üzere Çanakkale’ye gönderildi; süvari ve topçu birliklerinin naklinde de kullanıldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Şirket-i Hayriye gemileri askerî sevkiyat görevleri üstlendi. Marmara Üniversitesi’nde hazırlanan bir yüksek lisans tezinde, Suhulet’in 1914’te askerî sevkiyat için kiralandığı ve İstanbul limanındaki asker taşımacılığında kullanıldığı kaydediliyor.
4 GÜNLÜK YOLU 2.5 SAATTE ALDI

TRT Haber’in aktardığı tarihî anlatıya göre Suhulet, dört bataryadan oluşan bir topçu taburunu karşı kıyıya yaklaşık iki buçuk saatte geçirdi. Bu anlatıda, söz konusu geçişin başka koşullarda dört gün sürebileceği de belirtiliyor. Suhulet, Çanakkale Savaşı sırasında asker ve mühimmat taşıyarak cepheye destek olmuş ve bu hizmetlerinden dolayı “Gazi” unvanını almıştır. Bu unvan, vapurun sadece sivil ulaşımın değil, aynı zamanda yakın Türkiye tarihinin de tanığı olduğunu gösteriyor.

Uzun hizmet, yaşayan bir isim

Suhulet, İstanbul’da uzun yıllar çalıştı. Bazı kaynaklar vapurun 1958’de aktif seferlerden çekildiğini, 1961’de ise filodan çıkarıldığını belirtiyor. Şehir Hatları’nın tarihçesinde de Suhulet’in 1961’de hizmet dışı bırakıldığı kaydediliyor. Kaynaklara göre Suhulet, 1872’den 1958’e kadar yaklaşık 86 yıl boyunca İstanbul sularında hizmet verdi. Bu uzun ömür, onun şehir hafızasında neden bu kadar kalıcı bir yer edindiğini de açıklıyor.

1850’de kurulan Şirket-i Hayriye, 1945’te devlete devredilinceye kadar yaklaşık 95 yıl boyunca İstanbul ve Boğaziçi arasında yolcu ve yük taşımacılığı yaptı. Şirketin vapurları, Boğaz çevresindeki semtlerin şehir merkeziyle bağını güçlendirdi. Suhulet ise araçlı ulaşımın simge gemilerinden biri olarak hafızalarda yer etti.
HER İKİ GEMİYE DE VEFA !

2007’de yeni arabalı vapurlardan ikisine Suhulet ve Sahilbent adları verildi. Bu yeni gemiler, tarihî vapurların kendisi değil; onların adlarını ve Boğaz’da başlattıkları araçlı ulaşım geleneğini sürdüren gemilerdi. Yeni nesil Suhulet, 11 Aralık 2007’de törenle hizmete girdi ve Harem-Sirkeci hattında çalışmaya başladı. Bu yeni vapur, Boğaz geçişini 8 dakikaya indirecek kapasitedeydi. Böylece Suhulet adı, yalnızca tarihî bir hatıra olarak değil, Boğaz’daki araçlı ulaşım geleneğinin yaşayan bir parçası olarak da sürdürüldü.

Vapurun İngiltere’den İstanbul’a Yolculuğu Neredeyse Felaketle Sonuçlanıyordu
Suhulet, İngiltere’de inşa edildikten sonra İstanbul’a getirilirken ciddi zorluklar yaşandı. Vapurun teknesi ufak ve safrası (denge ağırlığı) yoktu; bu yüzden yolda fena halde sallandı ve birkaç kez batma tehlikesi geçirdi. Vapuru getiren İngiliz kaptan, yaşadığı bunca meşakkat ve üzüntüden sonra bir daha bu tarzda vapur getirmemeye yemin ettiği rivayet edilir. Bu ayrıntı, “dünyanın ilk arabalı vapuru”nun İstanbul’a ulaşmasının bile başlı başına bir macera olduğunu gösteriyor.

SUHULET, AVRUPA’DAKİ FERİBOTLARDAN HANGİ YÖNÜYLE FARKLIYDI?

Suhulet’in önemi yalnızca araç taşıyan bir vapur olmasından kaynaklanmıyordu. İstanbul Tarihi araştırmasında dikkat çekilen bir ayrıntıya göre, Avrupa’da o dönemde bazı araba vapurları iki kıyı arasına gerilmiş halatlar üzerinde çalışıyordu. Suhulet ise açık sularda kendi makinesiyle hareket edebilen, iki ucunda da araç giriş çıkışına uygun kapakları bulunan bir gemiydi. Bu özelliği onu modern feribot tasarımının öncü örneklerinden biri hâline getirdi.

SUHU­LET’İN İLK YÜKÜ TOP ARABALARIYDI

Suhulet’in ilk hareket merasiminde hükümet görevlileri de hazır bulundu. 2024 yılında DergiPark’ta yayımlanan bir araştırmada, vapurun ilk yükünün top arabaları olduğu belirtiliyor. Bu ayrıntı oldukça anlamlı: Suhulet, daha ilk seferlerinden itibaren yalnızca şehir içi ulaşım için değil, ağır askerî malzemelerin taşınması için de düşünülmüştü.

SUHU­LET’İN TEKNOLOJİSİ ZAMANLA YENİLENDİ

Suhulet’in hikâyesi, 19. yüzyılda inşa edilen bir geminin değişen teknolojiye nasıl ayak uydurduğunu da gösteriyor. Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’nde yer alan Suhulet kaydında, Şirket-i Hayriye’nin devredilmesinden sonra vapurun kömürlü buhar makinesinin yerine mazotla çalışan bir motor takıldığı aktarılıyor. Aynı kayıtta bu değişiklikten sonra 200 yolcu, 10 kamyon ve 22 otomobil taşıyabildiği belirtiliyor.

Bu bilgi, Suhulet’in yalnızca geçmişte kalmış bir teknoloji olmadığını, hizmet ömrü boyunca yenilendiğini göstermesi bakımından ilgi çekici.

ŞİRKET-İ HAYRİYE’NİN ARKASINDA BÜYÜK BİR FİLO VARDI

Şehir Hatları’nın tarihî kayıtlarına göre Şirket-i Hayriye, faaliyet gösterdiği dönemde 81 araçlık bir filoya sahipti. Bu filoda 74 yolcu vapurunun yanı sıra üç arabalı vapur da bulunuyordu. Gemilerin önemli bir bölümü İngiltere, Fransa, Almanya ve Hollanda’daki tersanelerde üretilmişti.

Bu bilgi, Suhulet’in tek başına ortaya çıkmış bir yenilik olmadığını; İstanbul’un deniz ulaşımını modernleştirmeye yönelik daha geniş bir girişimin parçası olduğunu gösteriyor.

SUHU­LET’İN HİKÂYESİ ASLINDA BİR EKONOMİK DÖNÜŞÜMÜN HİKÂYESİ

Suhulet’in hizmete girmesiyle yalnızca ulaşım biçimi değişmedi. Daha önce kayık ve mavnalarla yapılan yük taşımacılığı da yeni bir rekabetle karşılaştı. Mehmet Yavuz Erler’in araştırmasında anlatılan kayıkçıların direnişi, teknolojik yeniliklerin toplumdaki ekonomik dengeleri nasıl değiştirebildiğinin çarpıcı bir örneği.

2024 tarihli Büşra Karataşer araştırması da Şirket-i Hayriye’nin gelir ve giderlerini 1857-1909 dönemi üzerinden inceleyerek bu değişimin ekonomik boyutunu ortaya koyuyor.

 

 

Kaynaklar

  • Mehmet Yavuz Erler, “İstanbul’da Deniz Ulaşımı (1870-1875)”, Osmanlı Araştırmaları, 2001 — DergiPark. Makale Google Akademi’de başlığıyla da aranabilir.
  • Fatma Şensoy, “Şirket-i Hayriye: Osmanlı Boğaziçi Taşımacılık Şirketi”, Muhasebe ve Finans Tarihi Araştırmaları Dergisi, 2018.
  • Şehir Hatları, Şirket-i Hayriye Vapurları.
  • Murat Koraltürk, “Şirket-i Hayriye”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi.
  • Levent Kaya Ocakaçan, Birinci Dünya Savaşı’nda Şirket-i Hayriye, Marmara Üniversitesi yüksek lisans tezi.
  • “Dünyanın ilk arabalı vapuru Suhulet’in 86 yıllık hikâyesi”, TRT Haber.