Çatalçeşme ile Ticarethane sokaklarının köşesindeki bu yapı, bir zamanlar yalnızca bir ev ve matbaa değildi. Abdullah Cevdet’in dergisine, hekimliğine ve dönemin edebiyat sohbetlerine aynı adreste yer açıyordu.
Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
Sevgili dostlar, Cağaloğlu’nda yürürken bazen bir kapının üzerindeki yazı insanı durduruyor. Bu kez gözüm, “İctihad Evi” yazan kapıya takıldı. Üstelik kapının üzerinde iki tarih var: 1904 ve 1910. İlk bakışta bunlar binanın yapım tarihini düşündürüyor. Oysa biri İctihad dergisinin Cenevre’de yayımlanmaya başladığı yılı, diğeri Abdullah Cevdet’in İstanbul’a dönüş dönemini hatırlatıyor. Peki, bu adresin hikâyesinde başka neler var?
BİR SOKAK KAYDINDAKİ İZ
İctihad Evi’nin yerini yalnız bugünkü sokak levhalarından öğrenmiyoruz. Hakkı Göktürk’ün Kasım 1963 tarihli İstanbul Ansiklopedisi kaydı, Abdullah Cevdet’in “İçtihad Evi” adını verdiği matbaanın Çatalçeşme Sokağı ile Ticarethane Sokağı’nın köşesinde bulunduğunu belirtiyor. Aradan geçen yıllara rağmen bu yazılı tanıklık, binanın şehir hafızasındaki yerini görmemize yardımcı oluyor.
Cephesine bakarken yapının görünen özelliklerini fark edebiliriz; ancak mimarını ya da kesin yapım tarihini yalnızca fotoğrafa bakarak söyleyemeyiz. Bu bilgiler için ayrıca yapı kayıtlarına ve belgelere ihtiyaç var.
CENEVRE’DE BAŞLAYAN DERGİ
Abdullah Cevdet’in çıkardığı İctihad, 1904’te Cenevre’de yayımlanmaya başladı. Dergi daha sonra Kahire’de çıktı; Abdullah Cevdet’in İstanbul’a dönmesinin ardından 1911’de burada yayımlanmaya devam etti. Eylül 1904’ten Aralık 1932’ye uzanan yayın hayatında toplam 358 sayı yayımlandı. Ancak bu, derginin kesintisiz çıktığı anlamına gelmiyor; yayın farklı dönemlerde durduruldu.
Burada iki tarihi birbirine karıştırmamak gerekiyor: Derginin yayın hayatının başlangıcı 1904, İstanbul’daki yayın dönemi ise 1911’dir. Kapıdaki 1910 tarihi, Abdullah Cevdet’in İstanbul’a dönüş dönemiyle örtüşüyor; bu yüzden tek başına binanın yapım yılı olarak değerlendirilmemeli.
HEKİMLİK VE YAYINCILIK AYNI ADRESTE
Abdullah Cevdet yalnızca dergi çıkaran bir yazar değildi; göz hekimiydi. Ali Okumuş’un 2025 tarihli araştırmasına göre İctihad Evi’nin bir katını muayenehane olarak kullanıyordu. Böylece bu adres, hem hastaların geldiği hem yayın çalışmalarının yürütüldüğü bir mekâna dönüşmüştü.
Bir binanın hikâyesini bazen orada yapılan işler anlatır. İctihad Evi’nde hekimlik, yayıncılık ve gündelik hayat aynı çatı altında buluşuyordu.
YAZARLARIN BULUŞTUĞU BİR MECLİS
TDV İslâm Ansiklopedisi, İctihad Evi’ni dönemin yazarlarının buluşup tartıştığı bir fikir ve edebiyat meclisi olarak anlatıyor. Rıza Tevfik, Süleyman Nazif, Cenab Şahabeddin, Abdülhak Hâmid ve Peyami Safa, burada toplantılara katıldığı belirtilen isimlerden bazıları.
Bu ayrıntı, İstanbul’un kültür hayatının yalnız kitaplarda ve dergi sayfalarında oluşmadığını hatırlatıyor. Yazıların arkasında sohbetler, karşılaşmalar ve fikir ayrılıkları da vardı. Bir edebiyat meclisini ilginç kılan, herkesin aynı düşünmesi değil; farklı fikirlerin aynı şehirde karşılaşabilmesidir.
TARTIŞMALARIYLA BİRLİKTE OKUMAK
İctihad çevresini anlatırken derginin güçlü Batıcılık anlayışını ve bunun dönemin aydınları arasında doğurduğu tartışmaları da göz ardı etmemek gerekir. Abdullah Cevdet’in düşünceleri geniş bir uzlaşının konusu değildi; dönemin başka yazarlarıyla fikir ayrılıkları yaşadı.
İctihad Evi’ni tanımak, burada savunulan her görüşü benimsemek demek değildir. Bu adresin şehir tarihi açısından değeri, farklı düşüncelerin nasıl üretildiğini ve tartışıldığını göstermesidir. Geçmişi anlamak için kişileri kusursuzlaştırmaya değil, dönemin fikir dünyasına dikkatle bakmaya ihtiyaç var.
BİR KAPIDAN ŞEHİR HAFIZASINA
İctihad Evi’nde hekimlik, dergicilik ve edebiyat sohbetleri aynı adreste buluştu. Cağaloğlu’nda bu köşeden geçerken kapının üzerindeki yazıyı okumak, binaya başka türlü bakmamızı sağlıyor. Bazen bir semti daha iyi tanımak, önünden geçtiğimiz bir yapının adında durup onun hikâyesini sormakla başlıyor.
MERAKLISINA NOT — DERGİNİN İZİNİ SÜRMEK
Kapıdaki iki tarihi okurken şunu da hatırlayalım: İctihad dergisinin ilk sayısı 1 Eylül 1904’te Cenevre’de yayımlandı. Derginin eski sayılarını bugün dijital arşivlerden incelemek mümkün. İSAM kayıtlarında ilk sayının künye bilgisi yer alıyor; SALT Research arşivinde ise 1904’ten 1932’ye uzanan farklı dönemlerden sayılar bulunuyor.
Dergi, kapatıldığı dönemlerde farklı adlarla yayımlanmaya devam etti. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bazı sayılar Cehd, İşhâd, İştihâd ve Âlem adlarıyla çıktı. Bir derginin adındaki bu değişiklikler, yalnızca yayın tarihini değil, dönemin basın üzerindeki baskılarını da takip etmemizi sağlıyor.
Kaynaklar ve ileri okuma:
- Hakkı Göktürk, “Çatal Çeşme Sokağı”, İstanbul Ansiklopedisi, c. 7, s. 3780–3781.
- Nazım H. Polat, “İctihad”, TDV İslâm Ansiklopedisi.













Cevap Yaz