Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)
Düşünün yıllar önce ihtiyaç olduğu için bir çeşme yaptırıyorsunuz hem de dönemin en güzel çeşmesi ve en usta mimarların elinden çıkmış. Ama aradan zaman geçiyor aman canım deniyor ve kitabesi de kazınarak gözlerden uzak bir yere taşınıyor. Ama buna da şükrediyoruz, çünkü denize de atılabilirdi ya da bir inşaatın temeline de konabilirdi. Evet, Edirnekapı Sultan Aziz Çeşmesinin hikayesi bu onu sizinle paylaşmak istiyorum.
DUVAR ÇEŞMESİ İKEN MEYDAN ÇEŞMESİ OLDU
Çeşmeler kısım kısımdır, duvar çeşmesi, meydan çeşmesi, orta çeşme, çoban çeşmesi vb gibi isimleri vardır. Sultan Abdülaziz Çeşmesi de orijinalinde bir duvar çeşmesi olan eser, günümüzde Edirnekapı’da mezarlık içerisinde bağımsız bir şekilde ayakta dimdik duruyor. Sultan Abdülaziz Han Çeşmesi, 1939 yılında Fatih İlçesi, Edirnekapı Semti, 15 Temmuz Şehitliği içindeki Cemal Gürsel Caddesi ile Atatürk Caddesi arasına taşındı.
HASTANE DUVARINDAN MEZARLIĞA
Buraya taşınmadan önce eser, Taksim’de bulunan Gümüşsuyu Hastanesinin duvarına bitişik bir şekilde bulunmaktaymış. Üzerinde Lâtin harfleri ile yazılmış iki kitabe vardır.
Sol taraftakinde:
“Bu çeşme1862 senesinde Gümüşsuyu Askerî Hastanesi yanında inşa edilmiştir.”
Sağ tarafındakinde ise:
“1939 senesinde Şehitlik İmar Cemiyeti tarafından buraya naklolundu” denilmektedir.
Çeşme Ampir üslûbundadır. Zengin kabartma süsleri Batı motiflerinden oluşmaktadır. Teknesi iki yandaki seki hizalarından dışarıya hafif bombedir. Ayna taşının üstündeki kitabeliğinde:
“Bin Türk bin hasma bedeldir, ne mutlu Türküm diyene” yazılmıştır. Bu kitabe üzerinde eskiden bir tuğranın bulunması muhtemel bir madalyon içine de “T.C.” harfleri konmuştur.
TAMAMEN MERMER
Tamamen mermer malzeme ile inşa edilen eserin, en üst kısmında yer alan tacının merkezinde, büyük bir madalyon vardır. Üzerinde büyük harflerle “TC” yazan bu madalyonun, iki tarafında aşağıya doğru sarkan güllerle donatılmış girland motifi ile tepe noktasında büyük bir kenger yaprağı motifi bulunmaktadır.
Tacın altında yer alan ve iki taraftan volütlü konsollarla desteklenmiş dikdörtgen pano içerisinde “Bir Türk bin hasma bedeldir, Ne mutlu Türküm diyene” sözleri yazılıdır. Cumhuriyet döneminde yazılmış olması muhtemel olan bu yazının bulunduğu yerde, orijinalinde büyük bir ihtimalle eserin kitabesi yer almaktaydı.

Reşad Ekrem Koçu’nun “İstanbul Ansiklopedisi”nde verdiği bilgiden anlaşıldığına göre bu abidevî çeşme Gümüşsuyu’ndan Edirnekapı Şehitliği’ne nakledilmiştir.
İ.H. Tanışık çeşmenin yok olan esas kitabesindeki tarih beytini şöyle nakletmektedir.
“Su gibi atşana işrab eyle tarihin Senih”
“Kıldı Han Abdülâziz icra beca âb-ı zülâl”
(1278)
İ.H. Tanışık ayrıca “Mir’at-ı İstanbul’a atfen Ziyaeddin Abdülhamid Paşa tarafından yazıldığı anlaşılan iki buçuk kıtalık manzumenin tarih beytini de vermektedir:
“Eyledim tebşir atşana Ziya tarihini”
“Oldu cari gel Gümüşsuyu’nda iç âb-hayat”
Adı geçen Ziyaeddin Abdülhamid Paşa “Harabat” şairi Adan Valisi Ziya Paşa imiş.
Abdülaziz Han Çeşmesi – Su Vakfı











Cevap Yaz