İSTANBUL’UN İŞGALİNDE İNGİLİZLERİN TAHRİP ETTİĞİ KALE

(İstanbul’un Kaleleri : 3)

 

Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)

İstanbul’un Anadolu yakasının kuzeyinde, İstanbul Boğazı’na ve Karadeniz’e sahili bulunan Beykoz ilçesinin Riva semtinde bulunan kale, İstanbul işgalinde İngilizler tarafından gelir gelmez niye tahrip edilmiştir acaba? Bir makale de bunu okuyunca kalkıp gidip kaleyi görelim ve İngilizlerin neden korktuklarını görelim dedik.  Riva kalesi o kadar önemli ki, İngilizler bunu bildikleri için kendilerini güvenliğe almak için kaleyi kullanılmaz hale getirdiler. İşte kalenin hikayesi:

 

LABİRENT GİBİ KALE
Riva’nın adının, Rumca bir kelime olan “Rhebas”tan geldiği düşünülmektedir. Rhebas Rumca “bataklık, sulak alan” anlamına gelmektedir. Başka bir söylence ise Riva’nın eskiden “İrva” olarak söylendiğine dairdir. Riva Deresi’nin Karadeniz’e kavuştuğu noktada inşa edilmiştir . Kale, düşman gemilerinin derin olan Riva Deresi ve İstanbul Boğazı’ndan içeri girişlerini engellemek ve sahil bölgesinin güvenliğini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Batıya açılan bir kapı aracılığıyla içine girilen Riva Kalesi’nin küçük avlusundan geçilerek, daha yüksek olan iç kaleye ulaşılmaktadır. Kalenin yapımında, genellikle Riva ve çevresinde bulunan kayaçlardan elde edilen taşlar kullanılmıştır. Bununla birlikte, yer yer tuğla örgülere de rastlanmaktadır. Bu kale, gerek ifade ettiği stratejik önem gerek de gösterdiği yapı özellikleri bakımından, Marmara kıyısındaki Eskihisar ve Yoros kalelerinden farklılık göstermektedir. Kapıların yarım daire taş kemerleri, mahzenler ve geniş mazgallar, buranın on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl İstanbul kaleleri ile benzerlik gösterdiği izlenimini uyandırmaktadır. Günümüzdeki hali ile on dördüncü yüzyılda Yıldırım Bayezid döneminde Türklerin eline geçen kale aynı değildir. İstanbul’un işgalinin ardından İngilizler tarafından tahrip edilen kale, günümüzde stratejik önemini kaybetmiştir ve bir gezi yeri olarak hizmet vermektedir.

SULTAN 3.MUSTAFA KALEYE ÖNEM VERİYOR
Özellikle 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı esnasında başkentin ciddi iaşe sorunları yaşaması neticesinde İstanbul Boğazı’nın tahkim edilmesine daha bir önem verilmeye başlanmıştır. Sultan III. Mustafa zamanında donanmanın Çeşme’de Ruslar tarafından yakılmasından sonra Boğaziçi’nin savunması gözden geçirilmiş, Avrupa yakasında Kilyos ve Anadolu yakasında Riva Kaleleriyle, Boğaz’ın girişindeki fenerlerde kaleler inşa edilmiş, yine Boğaz’ın girişine yakın iki yakanın birbirine yaklaştığı Poyrazköy ve Garipçe burunlarına, bir de Büyükliman olarak bilinen yere üç kale daha yaptırılarak savunma güçlendirilmiştir.

KALENİN KORUNMASI İÇİN KÖY OLUŞTURULMUŞ
Kaleyi korumak için burada bulunan askerlere bazı
ayrıcalıklar tanınmıştır. Onların evlenmesine izin verilmiş bu duruma bağlı olarak kalelerin çevrelerinde küçük köyler oluşmaya başlamıştır. Sultan III. Selim ise Boğaz savunmasını güçlendirmek için daha çok göçmen, mülksüz ve yamakları buralara yerleştirmiş, 1807 Kabakçı İsyanı akabinde Alemdar Mustafa Paşa bunları tekrar memleketlerine geri göndermiştir.

1962 YILINDA TÜRK FİLMİNDE YER ALDI

Osmanlı Arşivinde yer alan belgelerde kale yerleşimi ada olarak tanımlanır. 1838 tarihli bir haritada, kalenin güneydoğu tarafında bir hendeğin bulunduğu ve bunun üzerinden bir köprü geçtiği görülür. Atıf Yılmaz’ın yönettiği 1962 yapımı Beş Kardeştiler filminde de deniz suyunun kalenin batı tarafındaki eteklerine kadar geldiği belirtilir. Günümüzde ise bu hendek doldurulmuş hâldedir.

CAM SANAT MERKEZİNİZİ GÖREBİLİRSİNİZ
Riva Cam Sanat Merkezi,
el yapımı cam boncuk ve cam ürünleri konusunda uzmanlaşmış bir atölye ve sanat merkezidir. Sanatseverler ve benzersiz el işi ürünleri sevenler için özel olarak tasarlanmış olan atölyemizde, geleneksel el sanatlarını modern tasarımlarla birleştiriyoruz.

Kaynak: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/806653