DİKİLİTAŞ’TAN DAHA ESKİ BİR ROMA ANITI

İSTANBUL BOĞAZININ SESSİZ BEKÇİSİ

Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
Fota: Muharrem Arslan

İSTANBUL – Topkapı Sarayı’nın gölgesinde, Gülhane Parkı’nın Sarayburnu’na bakan en uç noktasında yükselen ve şehrin ayakta kalan en eski Roma kalıntısı olarak bilinen Gotlar Sütunu, binlerce yıllık gizemiyle ziyaretçilerini selamlıyor. Gülhane Parkı’nın sessiz bir köşesinde, her gün binlerce insanın fark etmeden yanından geçtiği bir hazine olarak İstanbul’u gözetlemeye devam ediyor.
Antik Bizans Akropolü’nün kuzeydoğu yamacında, Sarayburnu’na yaklaşık 300 metre mesafede konumlanan bu devasa mermer blok, İstanbul’un sadece bir Osmanlı başkenti değil, aynı zamanda kadim bir Roma metropolü olduğunu hatırlatıyor.

İstanbul’un kalbinde, her gün binlerce adımın uzağında ama tarihin tam merkezinde duran bu sütun, şehrin “sessiz koruyucusu” ünvanını sonuna kadar hak ediyor. Ziyaretçilerini, sadece Roma zaferlerine değil, aynı zamanda kökeni Güney İskandinavya’ya dayanan Gotların Avrupa’dan Kırım’a uzanan ve 15. yüzyılda Osmanlı fethiyle son bulan hikayesine de tanıklık etmeye davet ediyor.

 

 

Yaklaşık 1700 Yıllık Bir Zafer Anıtı
Yüksekliği 18,5 metreyi bulan (gövdesi 15 metre) ve üç basamaklı bir kaide üzerine oturan bu anıt, tamamen Prokonnesos (Marmara Adası) mermerinden yapılmış olmasıyla Roma dönemindeki mühendislik ve lojistik başarının bir göstergesi. Adını, kaidesinin doğu tarafında yer alan ve Gotlara karşı kazanılan zaferi müjdeleyen Latince yazıttan alıyor: “Fortunae Reduci Ob Devictos Gothos” (Gotların yenilmesiyle geri dönen Talih’e). Tarihçiler, sütunun MS 3. veya 4. yüzyılda, Roma’nın Cermen kabilelerine karşı kazandığı askeri başarının bir sembolü olarak dikildiğini belirtiyor.

Ancak sütunun hangi imparator adına dikildiği kesin olarak bilinmemektedir. Yazıtta Gotlara karşı kazanılan bir zaferden bahsedilmesi, bilim insanlarını farklı tarihlendirmelere yöneltmiştir. Genel kanı, kitabenin İmparator II. Claudius’un (MS 268-270) Gotlara karşı kazandığı zaferi andığı yönündedir. Öte yandan, ünlü tarihçi Semavi Eyice, sütunun I. Theodosius (379-395) dönemine ait olabileceğini belirtirken, kitabedeki Latin harflerinin biçimine dayanarak anıtın I. Konstantin (306-337) dönemine ait olabileceği de ifade edilmektedir. Hatta bazı araştırmalar Justinianus dönemine kadar uzanan farklı tarihler önermektedir. Bu tartışma, anıtın gizemini daha da artırıyor.

Sütun, birbirinden bağımsız, keskin hatlı yapraklara sahip Korint tarzı bir başlıkla taçlandırılmıştır. Kaide üzerinde yer alan kartal figürü ise Roma’nın güç sembolü olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, sütunun yeniden kullanılan malzemelerden oluşmuş olabileceği ihtimali üzerinde de duruyor.

Tarihin En Eski Sakini ve Bizans Literatüründeki Yeri
Pek çok kişi Sultanahmet’teki Dikilitaş’ı şehrin en eski yapısı sansa da, Gotlar Sütunu orijinal yerinde bozulmadan kalmış en eski anıtsal yapıdır. Korint tarzı başlığıyla dikkat çeken sütun; Bizans’tan Osmanlı’ya, imparatorlukların yükselişinden modern İstanbul’un doğuşuna kadar her şeye tanıklık etti.

Bizans edebiyatında bu sütundan bahsedilip bahsedilmediği kesin olmamakla birlikte, 5. yüzyılda yaşamış yazar John Lydus’un, Pompey’e atfettiği ve daha sonra meyhaneye dönüştüğünü eklediği Fortuna Redux (Tyche) sütunu ile aynı yapı olması muhtemeldir.
Bu durum, sütunun, dördüncü yüzyıl şairi Palladas’ın bahsettiği meyhaneye dönüştürülmüş Tyche Tapınağı ile özdeşleştirilmesine olanak sağlayabilir. Diğer Konstantin öncesi tapınaklar Bizans Akropolü’nde bulunduğundan, Gotlar Sütunu’nun, yakındaki bir akropol kapısından (Aziz Barbara Kapısı veya Türkçe adıyla Top Kapı) Augustaion ve Ayasofya’ya doğru uzanan pagan Bizans’ın Kutsal Yolu’nun yakınında yer aldığı düşünülmektedir. Sütunun muhtemelen kendi forumu (meydanı) vardı ve Aziz Nikolaos’a adanmış bir kilisenin yakınında bulunuyordu. Ayrıca, 14. yüzyıl tarihçisi Nikephoros Gregoras’ın kayıtlarında, sütunun şehrin efsanevi kurucusu Byzas tarafından taçlandırıldığı da öne sürülmüştür.

Şehrin Gürültüsünden Uzak Bir Miras
Gülhane Parkı’nın sessiz bir köşesinde yer alan anıt, bugün hem tarih meraklılarının hem de huzur arayanların uğrak noktası. Sütunun hemen yanındaki etrafı çevrili harabelerin ise yapılan araştırmalar sonucunda Hagios Paulos Yetimhanesi’ne ait olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, bölgenin sadece bir zafer anıtına değil, aynı zamanda önemli bir Bizans dönemi sosyal yapısına da ev sahipliği yaptığını gözler önüne seriyor.

Yakın Geçmişte Kapsamlı Bir Restorasyon
Yılların yorgunluğunu üzerinde taşıyan bu kadim yapı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Ocak 2021’de kapsamlı bir restorasyona alındı. Vinçler yardımıyla sütunun en üstünde bulunan Korint üslubundaki kartal kabartmasından başlayarak gerçekleştirilen çalışmalarla anıt, geleceğe güvenle devredildi.