Çocuk ve fakir hastaların gönlünde taht kurdu
Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
Aşiyan Mezarlığını öğrencilerimizle ziyaret ettiğimiz sırada, Ord.Prof. Dr. Eric Frank ismini görünce şaşırdık biraz, kimdi acaba diye? Sonra bir araştırdık ki tıp alanında neler yapmış neler. Erich Frank ikinci dünya savaşı başlamadan önce Hitler zulmünden kaçarak ailesi ve kütüphanesi ile birlikte İstanbul’a gelir. İstanbul’da Vakıf Gureba Hastanesinde göreve başlar. Ve Türkiye ile ilgili şunları söylemiştir: ““Yurdumdan atılmış olmanın acı şaşkınlığına uğradığım günlerde bütün dünya kapılarını kapattığında yalnız ve yalnız Türkiye kollarını açarak bağrına bastı. Burası artık benim vatanımdır. Ayrılıp, nimetlerine küfranda bulunamam. Burada kalacak ve bu kutlu topraklara karışacağım.”

İşte detaylar:
ÇOCUK VE FAKİR HASTALARIN GÖNLÜNDE TAHT KURDU
Frank Almanya’da Ord. Prof. derecesine kadar yükselmiş, uluslararası bilim çevrelerinde saygınlığı olan bir hoca iken ülkemize gelmiştir. Onun çocuk ve fakir hastalara insancıl yaklaşımı, hekim olarak çok başarılı olması, birlikte çalıştığı hekimlere üst düzeyde katkısı olması kısa zamanda onu efsanevi hoca haline getirmiştir. O dönemde Almanya’dan ülkemize sığınmak için gelen hocaların katkısı ile İstanbul Üniversitesi dünyanın önde gelen üniversitelerinden birisi haline gelmiştir.
HEM MUAYENE YAPIYOR HEM BİLİMSEL ARAŞTIRMA
Frank kliniğinde eğitim ve hasta bakımının yanı sıra bilimsel araştırma için de tüm alt yapıyı hazırlamıştır. Frank genç asistanların mükemmel yetişmesi için tüm imkanları gençler için seferber etmiştir. Frank yetiştirdiği asistanların belli alanlarda uzmanlaşması için elinden geleni yapmış, böylece yetiştirdiği hocaların bazıları kendisi gibi dünya çapında ün kazanmışlardır.
TÜRKİYE DIŞINA HİÇ ÇIKMAYARAK ÜLKEMİZE HİZMET ETTİ
Frank Türkiye’yi çok sevmişti. Yaşamının son 20 yılında Türkiye dışına hiç çıkmamıştır. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Alman Tıp Akademisi üyeliğine seçilmesi, altın liyakat madalyası ile onurlandırılması ve Almanya’da göreve çağrılması onu bu ülkeden ayıramamıştır. O zaman Frank duygularını şöyle ifade etmiştir. “Yurdumdan atılmış olmanın acı şaşkınlığına uğradığım günlerde bütün dünya kapılarını kapattığında yalnız ve yalnız Türkiye kollarını açarak bağrına bastı. Burası artık benim vatanımdır. Ayrılıp, nimetlerine küfranda bulunamam. Burada kalacak ve bu kutlu topraklara karışacağım.” “Erich Frank Amerikan Üniversitelerinden yapılan teklifleri de geri çevirmiştir. O büyük insan 1934-1957 yılları arası 23 yıl bu ülkeye gece gündüz hizmet etmiştir.”
TC VATANDAŞI OLARAK DEFNEDİLİR
Frank, Alman vatandaşlığından çıkarıldığı için vatansızdı. Sonra Türk vatandaşlığına kabul edilmiş olsa da son bazı işlemleri tamamlanamamıştı. Türkiye’ye ilk geldiğinde Taksim Parkı karşısındaki Cumhuriyet Apartmanında yerleştiği dairede 13 Şubat 1957 tarihinde vefat eder. Vefat edince, haber verilir verilmez, İstanbul Valisi Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay gelir ve Başbakan Menderes ile bir telefon görüşmesi yapar. Bu görüşme sonrası Frank’a acilen nüfus kâğıdı çıkarılır. Frank TC vatandaşı olarak devlet töreniyle, vasiyeti üzerine, Rumeli Hisar’da Aşiyan’a gömülmüştür. Mezar taşına öğrencisi olan Prof. Dr. Orhan Nuri Ulutin’in önerisi olan “Nur içinde yat Erich Frank, 1884-1957 Türk tıbbının minnet ve şükranlarıyla” ifadesi yazılmıştır.

İSTANBUL HALKI BÜYÜK BİR KALABALIKLA CENAZEYE KATILDI
Ord. Prof. Dr. Erich Frank’ın cenaze töreni oldukça görkemli bir devlet töreni olması yanı sıra İstanbul halkı da o büyük hocaya son saygısını gösterme fırsatı bulmuştur. Halkın gösterdiği sevgi-saygı seli yıllardır dillerde dolaşmaktadır. Tüm Türkiye’de onun kaybına öğrencileri, hastaları, hasta yakınları, Anadolu halkı gözyaşı dökmüştür. Bu büyük klinisyen ve bilim adamının eksikliğini üniversitesi her zaman duymuştur ve duyacaktır da. Frank’ın kızı Sabine Frank Gahagan, Frank ve ailesinin Türkiye’de mutlu bir yaşamı olduğunu, babası hakkında yazdığı makalede dile getirmiştir.
Frank’ın ailesi Türklerin kendilerine ne denli sevgi ve saygı ile bağlı olduğunu bildikleri için babalarının ait olduğu bu topraklarda kalmasını uygun bulmuşlardır.
https://guncel.tgv.org.tr/journal/35/pdf/364.pdf
KISACA HAYATI
Frank 28.06.1884 yılında dünyaya gelir. Annesi Musevi, lise öğretmeni olan babası ise Hıristiyan idi. Tıp eğitimini Breslau’da yapar. Wiesbaden Tıp Fakültesi’ni üstün başarı ile bitirir. Strassburg’daki Kaiser Wilhelm Üniversitesi Tıp Fakültesi ile bağlantılı olarak çalışan Wiesbaden şehir hastanesinde Weintraup’un yanında asistan olarak çalışır (1908-1911). Frank orada çalışırken kimya laboratuvarı şefi Casimur Funck’tır. Frank “Ortostatik Albuminüri” isimli tezi ile Strassburg Üniversitesi’nde doktor (Phd) unvanı alır. Frank önce hekim, sonra doktor, sonra tıpta uzman olmuştur. Frank doktora tezini vererek bilim dünyasına da ilk adımını atmıştır
Frank, böbrekte hiçbir hastalık olmadığı halde ”Ortostatik Albuminüri”nin olabileceğini ilk kez ortaya koyan bilim adamıdır. Frank, daha sonra Diabetes Mellitus konusundaki yaptığı araştırmalar ile büyük bir ün kazanmış. Kulak memesinden elde edilen bir damla kanda yaptığı şeker tayini ile yaptığı şeker yükleme testi popüler hale gelir. Frank 1911’de “Esansiyel Hipertansiyon”u tanımlar. Frank’ı daha sonra Breslau’da Oscar Minkowski’nin kurduğu iç hastalıkları kliniğinde görüyoruz. Frank 1912’de Diabetes Insipidus’u tanımlar. Frank 1913’te doçent, 1919’da profesör ve 1925’te Ord. Prof olur. Frank “Esansiyel Trombositopeni”yi (1915’te) ilk tanımlayan bilim adamıdır.

Amerika’da Damashek 1946’da Frank’ın tanımladığı hastalığı “ITP-İdiopatik Trombositopenik Purpura” olarak tanımlar. 1957’de İstanbul’a gelen Damashek bu hastalığı ilk kez Erich Frank’ın tanımladığını söyleyince, Frank ayağa kalkarak Damashek’e teşekkür etmiştir. E. Frank şeker hastalığının tedavisinde oral anti diyabetiklerin kullanılmasında öncülük etmiştir. E. Frank 1925’te Guanidine’in kan şekerini düşürdüğünü gösterdikten sonra, keşfettiği sentetik (1926) “Synthaline” maddesi ile oral yoldan kan şekerinin kontrol edilebileceğini de ortaya koymuştur.
“Synthalin”in yan etkileri nedeniyle daha sonra “Synthalin B”yi geliştirir. Böylece ilk oral anti diyabetik ortaya çıkmış olur. Erich Frank Amerika’nın farklı eyaletlerinde seri konferanslar vermek üzere davet edilir. Bu bilim adamı yeni dünyayı da konferansları ile etkilemiştir. Frank 1927’de ilk kez faktör VIII’i tanımlayan bilim adamıdır. Frank 1928-1933 yılları arasında 350 yataklı Breslau Wenzel-Hancke Şehir Hastanesi başhekimliğini yürütür.










Merhaba,
Babam Dr. M. Oğuz İmer, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 1950 yılı mezunlarından olup, Ord. Prof. Dr. Erich Frank’ın öğrencilerindendir. Erich Frank Hoca, Müslüman Mezarlığı’nda (Aşiyan Mezarlığı) metfundur; çünkü Ord. Prof. Dr. Erich Frank vefat ettiğinde, vasiyeti açılınca kendisinin din değiştirerek İslamiyet’i anlaşılmıştır.
Vasiyetinde mealen şöyle demektedir:
Ben Ord. Prof. Dr. Erich Frank, Müslüman’ım, öldüğümde beni Müslüman mezarlığına gömünüz. Ben iki sebepten Müslümanlığımı gizledim:
1. Türkiye bize kapılarını açtı; o yüzden bir minnet duygusuyla Müslüman görülmek istediğim zannedilir endişesi,
2. Dinler tarihi açısından, Yahudilerin muhtelif peygamberlere tutumları dolayısıyla, kalben Müslüman olmadığım şeklinde bir düşünce akla gelebilir düşüncesiyle bu vasiyetnamede samimiyetle İslamiyet’i seçtiğimi belirtiyorum.
…gibi bir vasiyet metninden babam söz etmişti.
R. Celalettin İmer
Not: Ben tıp mensubu değilim.