Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
(İstanbul’un sırları:682)
Tarihin kalbi İstanbul’un yedi tepesinde, bir imparatorluğun görkemini ve hüznünü mermer sandukalarında saklayan padişah türbeleri, ziyaretçilerin günümüzden geçmişe taşıyor. İstanbul, sadece yaşayanların değil, bir cihan imparatorluğunu yöneten sultanların da ebedi istirahatgahı. Her biri mimari bir şaheser olan bu türbeler, Osmanlı’nın yükselişinden çöküşüne kadar geçen asırların sessiz tanıklarıdır. İşte Ayasofya’nın gölgesinden Eyüp’ün sularına uzanan o muazzam liste:
Fatih Sultan Mehmed Türbesi: Depremden Doğan Barok Şaheser
İstanbul’un en önemli padişah türbelerinden biri olan Fatih Sultan Mehmed Türbesi, Fatih Camii külliyesi içinde, caminin kıblesinde yer alır. İstanbul’un fethinden sonra inşa edilen ilk büyük külliyedendir. Ne yazık ki ilk türbe 1766 depreminde büyük hasar görmüş, Sultan III. Mustafa tarafından 1767-1768 yıllarında barok üslupta yeniden inşa ettirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed’in yanı sıra eşi Gülbahar Valide Sultan ve II. Beyazıt’ın eşi gibi hanedan üyeleri de burada yatmaktadır.
II. Beyazıt Türbesi: Sadeliğin ve Mihrimah Sultan’ın Huzuru
Fatih Camii’nin haziresinde, Fatih Sultan Mehmed Türbesi’nin hemen arkasında yer alan II. Beyazıt Türbesi, 1512’de vefat eden padişah için yaptırılmıştır. Sekizgen planlı, sade bir yapıdır. Bu türbede ayrıca Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan ile sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın eşi İsmihan Sultan gibi önemli isimler yatmaktadır.
Yavuz Sultan Selim Türbesi: Sert Padişahın Sade İstirahatgâhı
Yavuz Selim Camii’nin kıble tarafında, avlu içinde yer alan türbe, 1522’de Kanuni Sultan Süleyman tarafından babası için yaptırılmıştır. Dıştan sekizgen, içten daire planlıdır. Osmanlı’nın en sert dönem padişahlarından biri olan Yavuz’un türbesi, sadeliğiyle dikkat çeker. Türbede ayrıca Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan ve IV. Murad’ın annesi Kösem Sultan gibi güçlü valide sultanlar yatmaktadır.
Kanuni Sultan Süleyman Türbesi: En Fazla Padişahın Bulunduğu Türbe
Süleymaniye Camii’nin kıble avlusunda, Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. 1566’da Zigetvar Seferi’nde vefat eden Kanuni’nin naaşı buraya getirilmiş, türbe 1568’de tamamlanmıştır. Türbede Kanuni’nin yanı sıra eşi Hürrem Sultan, kızı Mihrimah Sultan, II. Süleyman ve II. Ahmed gibi diğer padişahlar da yatmaktadır. Bu yönüyle en fazla padişahın bulunduğu türbelerden biridir.
Sultan II. Selim Türbesi: Sinan’ın Son Şaheseri ve Kayıp Çiniler
İstanbul Türbeleri’nin en güzellerinden biri olan Sultan II. Selim Türbesi, ünlü mimar Sinan’ın yaptığı 18 türbeden biridir. Sultan henüz hayattayken Mimar Sinan’a kendisi için Ayasofya’nın yanında bir türbe yapmasını emretmiş, ancak 1574’te öldüğünde türbe henüz bitmemiş olduğundan inşasına devam edilerek üç yıl sonra, 1577’de tamamlanmıştır.
Dışı tamamen mermer kaplı olan yapı sekiz köşelidir. Giriş kapısının iki yanına beyaz zemin üzerine mor, kırmızı, yeşil, mavi çiçek desenli çini panolar yerleştirilmiştir. 16. yüzyılın en güzel çini örneklerinden olan bu panolardan sol taraftaki, aslının taklididir. İşte bu noktada İstanbul’un en acı sırlarından biri devreye giriyor: Eski eser koleksiyoncusu ve aynı zamanda Sultan II. Abdülhamid’in başdişçisi (başhekim yardımcısı) olan Albert Sorlin Dorigny tarafından 1895 yılında “restore edilmek üzere” Fransa’ya götürülen bu pano, asla geri getirilmemiştir. Yerine bir imitasyonu takılan orijinal çini, bugün Louvre Müzesi’nin “Arts of Islam” bölümünde 3919/2-265 envanter numarasıyla sergilenmektedir. Bu olay, Osmanlı’daki yabancı nüfuzun ve tarihi eser kaçakçılığının en çarpıcı örneklerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır.
Türbenin ana giriş kapısı ise kündekari tarzında, sedef kakmalı ve geometrik bağa bezemeli olup ahşap işçiliği açısından seçkin bir örnektir. Türbede 42 sanduka yer almaktadır. Girişin karşısında, Osmanlı tahtında 8 yıl 2 ay 19 gün saltanat sürmüş olan Sultan II. Selim yatmaktadır.
Sultan III. Murad Türbesi: Altın Şamdanların ve Mercan Kırmızısı Çinilerin Sırrı
Sultan III. Murad Türbesi, 1599 yılında Mimar Davud Ağa ve yardımcısı Dalgıç Ahmet Ağa tarafından, III. Murad’ın 1595’te ölmesinden dört yıl sonra, II. Selim ve Şehzadeler Türbesi arasına inşa edilmiştir.
Altıgen planlı, çift kubbeli, dıştan mermer kaplı ve ön tarafta revaklı bir bölümü bulunan bu türbe, en büyük Osmanlı türbelerinden biridir. Dıştan sade görünümlü olan yapı, içte ise 16. yüzyıla tarihlenen mercan kırmızısı renkteki İznik çinilerinin en güzel örnekleri ve kalem işi süslemeleriyle zengin bir görünüme sahiptir. İçte lacivert zemin üzerine beyaz renkle yazılmış celi sülüs çini kuşağı bulunmaktadır.
Pencereler üç sıra hâlinde yapılmıştır. Alt sırada kapaklı pencere aralarına ahşap kündekâri dolaplar yerleştirilmiştir. Türbenin giriş kapısının sağ kanadında “Herkes ölümü tadacaktır”, sol kanadında ise “O’na döndürüleceksiniz” ile Dalgıç Ahmed Ağa yazılıdır. Dikkat çeken bir başka detay ise türbe içindeki sandukaların üzerinde bulunan altın yaldızlı, fes şeklindeki üst örtüler ve özellikle III. Murad’ın sandukasının baş ucundaki dünyanın en büyük şamdanlarından biridir. Bu şamdanların İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth tarafından hediye edildiği, Osmanlı-İngiliz ittifakının bir nişanesi olduğu bilgisi, türbenin görkemine görkem katmaktadır. Türbede Sultan III. Murad, eşi Safiye Sultan, kızları, saray mensubu kadınlar ile şehzadelere ait 54 sanduka bulunmaktadır.
Sultan III. Mehmed Türbesi: Klasik Dışı Bir Üslup
Sultan III. Mehmed Türbesi, padişahın 1603 yılında vefat etmesi üzerine oğlu Sultan I. Ahmed tarafından 1608 yılında Mimar Dalgıç Ahmed Ağa’ya yaptırılmıştır.
Dıştan mermer kaplı, sekiz köşeli ve çift kubbeli olan türbe, ortada büyük bir mekân ve giriş tarafına bitişik iki kısımdan oluşmaktadır. Türbeye girişi sağlayan revaklı kısmın yan taraflarında yıldız, çiçek ve manzara resimleri yapılmış olup bu özelliği ile dönemin klasik süsleme unsurları dışında bir üslup sergilemektedir. İçte pencereler üç sıra hâlinde olup alt sırada pencere ve dolapların arası 17. yüzyıl başına ait İznik çinileri ile süslüdür. Alt sıra pencereler üzerinde lacivert zemin üzerine beyazla yazılmış bir çini kuşağı bulunmaktadır. Yapının iki yanına daha sonraları sultan kızları için bölümler ilave edilmiştir. Türbede Sultan III. Mehmed, Sultan I. Ahmed’in annesi Handan Sultan, Sultan I. Ahmed’in şehzadeleri ve kızları, Sultan III. Murad’ın kızı Ayşe Sultan ile diğer şehzadelerle birlikte toplam 26 sanduka yer almaktadır.
Sultanahmet Türbesi: I. Ahmed, II. Osman ve IV. Murad
Sultan I. Ahmed’in türbesi, külliyenin Ayasofya’ya bakan cephesinde yapılmıştır. Böylece İstanbul’da sekizinci padişah türbesi olmuştur. Sultan I. Mustafa’nın, külliyenin de mimarı olan Sedefkâr Mehmet Ağa/Paşa’ya inşa ettirmeye başladığı türbeyi, Sultan I. Ahmed’in oğlu Sultan II. Osman (Genç Osman) tamamlatmıştır (1619).
Mimar Sinan’ın yanında yirmi yıl öğrencilik yapmış olan Sedefkâr Mehmet Paşa, burada içi sütunlu ve çift kubbeli geleneği bırakarak giriş kapısı karşısına derince bir niş yapar. Türbenin pencere üstlerinde Mülk Sûresi’nin tamamı lacivert çini zemin üzerinde beyaz celî sülüs hatlarıyla türbeyi bir baştan bir başa sarmalamaktadır. Kubbe göbeğinde ise istifli olarak Fâtır Sûresi’nin kırk birinci ayeti yazılmıştır. İşte bu türbeyle ilgili rivayete göre, Genç Osman babasının ruhuna ithafen türbenin inşasında işçilere dağıtmak üzere sırtında bir torba altın sikke getirip “Bunu babamın ruhu için harcayın” demiştir. Bu hareket, Genç Osman’ın babasına olan bağlılığını ve cömertliğini gösteren güzel bir anekdottur. Türbede padişah olarak Sultan I. Ahmed, Sultan II. Osman ve Sultan IV. Murad yatmaktadır. Bunlarla beraber toplam otuz altı sanduka mevcuttur.
Sultan I. Mustafa ve Sultan İbrahim Türbesi: Vaftizhaneden Türbeye
Günümüzde Sultan I. Mustafa ve Sultan İbrahim Türbesi olarak kullanılan yapı, Ayasofya’nın güneybatı yönünde en önemli ek yapılarından biri olan vaftizhane kısmıdır. Yapı dıştan dört köşe, içten ise sekizgen planlı olup üstü kasnaksız kubbe ile örtülüdür. Fetihten sonra Ayasofya’nın kandil yağları deposu olarak kullanılmış, daha sonra Sultan I. Mustafa’nın 1639’da aniden ölmesiyle türbeye çevrilmiş, 1648 yılında vefat eden Sultan İbrahim de buraya defnedilmiştir. Türbede Sultan I. Mustafa, Sultan İbrahim, Sultan I. Ahmed’in kızları, Sultan IV. Murad’ın kızı Kaya Sultan, Sultan II. Ahmed’in şehzadeleri, kızları ile bazı hanedan mensupları gömülü olup toplam 19 sanduka bulunmaktadır.
Hatice Turhan Valide Sultan Türbesi: Altı Padişaha Kucak Açan “Devlet Ana”
İstanbul’da öyle bir Valide Sultan vardır ki, türbesinde altı padişaha yer ayırmıştır. Sultan İbrahim’in kadını, Sultan IV. Mehmed’in annesi olan Hatice Turhan Valide Sultan, Osmanlı sarayına cariye olarak gelmiş ancak hayatı boyunca Osmanlı Devleti tarihinde çok müstesna bir yer edinmiştir. “Devlet Ana” unvanını alacak kadar güçlü bir valide sultandır; oğlu IV. Mehmed adına uzun yıllar naip olarak devleti yönetmiştir. Devletin selamet ve bekâsı hususunda haris olan bu yaman ve hamiyetli kadın, 68 yıl sonra bitirilen Valide Camii/Yeni Cami’nin yapımını bitirtmekle kalmamış, bir külliye halinde tamamlatmış ve bir köşesine de kendisi için bir türbe inşa ettirmiştir. Mimarı, külliyenin de mimarı olan Mustafa Ağa’dır. Türbesinde kucağında bebek (IV. Mehmed) tasviri olan bir çeşme bulunur. Bu tasvir, Osmanlı sanatında çok nadir görülen bir figüratif örnek olup Turhan Sultan’ın devlet yönetimindeki konumunu simgeleyen güçlü bir imgedir.
Bu türbede Sultan IV. Mehmed Han, Sultan II. Mustafa Han, Sultan III. Ahmed Han, Sultan III. Osman Han ve Sultan I. Mahmud ile birlikte hanedana mensup toplam kırk dört kişi metfundur. Hatice Turhan Valide Sultan Türbesi’ne içeriden bağlantılı ve bu türbeye mülhak olarak yapılmış olan Havatin Türbesi’nde ise hanedana mensup on yedi kişi ile beraber Sultan V. Murad Han yatmaktadır.
Sultan III. Mustafa ve Sultan III. Selim Türbesi: Batı Etkisi ve Kadem-i Şerif
Sultan III. Mustafa Türbesi, III. Mustafa’nın yaptırdığı Laleli Külliyesi’ndedir. Bu türbe, Nuruosmaniye Türbesi’nden sonra Batı etkilerinin görüldüğü ikinci sultan türbesidir. Ordu Caddesi üzerinde, Laleli Camii’nin giriş kapısı ile han bölümünün yan tarafındadır. 1759–1763 yıllarında Mimar Mehmed Tahir Ağa’ya inşa ettirilmiştir. Bu türbede III. Mustafa’nın yanı sıra III. Selim, Heybetullah ve Fatma Sultan yatmaktadır. Ayrıca İstanbul’da bilinen dört yerden birindeki Peygamber Efendimiz’in Kadem-i şerif’i de buradadır.
I. Abdülhamid Türbesi: Barok Üslubun ve Kadem-i Şerif’in Buluştuğu Yer
İstanbul’un Fatih semtinde, Eminönü’ne bağlı Hobyar mahallesinde bulunan I. Abdülhamid Türbesi, barok üslupta bir yapıdır. Padişah I. Abdülhamit’in 1776-1777 yıllarında yaptırdığı imaretin bir bölümünü oluşturur. Padişah buradaki arsa üzerine bir cami yaptırmak istemiş ancak yakında Yeni Camii gibi büyük bir mabet bulunduğu için cami yerine imaret yaptırmayı uygun görmüş; yanına medrese, çeşme, sebil, kütüphane eklemiştir. Mimarlığını Mehmed Tahir Ağa, bina eminliğini Mustafa Ağa’nın yaptığı imaret Meşrutiyet yıllarında yıkılarak ortadan kaldırıldığından yerinde sadece türbe kalmıştır. İmaretin sebili ise Gülhane Parkı karşısında durmaktadır.
Kare planlı türbe tamamen mermerden yapılmıştır. Önünde bir avlu bulunur. Dıştan iki katlı görünen, kubbeli yapı 26 pencere ile aydınlanır. Kuzey duvarının ortasına Hazreti Muhammed’in ayak izini kapsayan bir mermer pano (Kadem-i şerif) yerleştirilmiştir. Türbede 27. Osmanlı padişahı I. Abdülhamit ile 29. Osmanlı padişahı olan oğlu IV. Mustafa yatmaktadır.
II. Mahmut Han Türbesi: Armacılığın ve Hattatlar Müzesi’nin Adresi
Suriçi İstanbul’da en iyi bilinen ve ulaşımı en kolay olan türbelerden biri, Divanyolu Caddesi üzerinde bulunan II. Mahmut Türbesi’dir. Sultan II. Mahmut 1839 yılında vefat edince kardeşi Esmâ Sultan’ın Cağaloğlu’ndaki sarayının bahçesine defnedilir ve üzerine çadır kurulur. Türbesi oğlu Sultan Abdülmecid tarafından 1840 yılında yaptırılır. Vefatı Tanzimat Fermanı’nın ilanından sadece birkaç gün önce gerçekleşmiştir. Cenaze namazına halkın büyük ilgi göstermesi ve devletin ileri gelenlerinin yeni padişah Abdülmecid’e bağlılık yemini etmesi, Osmanlı’nın bir dönüm noktasına tanıklık ettiği bu an, türbenin tarihsel bağlamı açısından büyük önem taşır.
Türbe, sebil, muvakkithane ve çeşmeden oluşan kompleks, ampir mimari üslubun bir örneğidir. Ebniye-i Hassa Müdürü Abdülhalim Efendi inşaatı yürütse de, Ohannes ve Bogos kalfaların temsil ettiği yabancı ruh burada tamamen kendini gösterir. Türbe içi hat yazıları Mustafa Rakım Efendi’nin talebesi Mehmet Haşim Efendi’ye aittir. Kubbenin hemen altında yeşil zemin üzerine altın yaldızlı celî sülüs hatla yine Mülk Sûresi’nin tamamı yer almıştır. Türbede cephelere aplike edilmiş stilize bitkisel motifler ve armalar mevcuttur. Bu armalar yalnız bu türbeye mahsus olup başka bir padişah türbesinde rastlanılmamaktadır. Türbede Sultan II. Mahmut Han, Sultan Abdülaziz Han ve Sultan II. Abdülhamid Han metfundurlar. Haziresinde ise Osmanlı son döneminin tanınmış devlet adamı, sanatçı, düşünür gibi şahsiyetleri gömülü olup, buradaki mezar taşlarının birbiri ile yarışırcasına estetik unsurlar haline geldiği ve üzerlerindeki hat yazıları ile resmen bir hattatlar müzesi gibi göründüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz.
Sultan Abdülmecid Han Türbesi: Ceddi Yavuz’un Gölgesinde
Tarihçilerin zarif, nazik, duygulu ve merhametli olarak tarif ettikleri Sultan Abdülmecid Han, çok sevmiş olduğu ve sık sık ziyaret ettiği büyük ceddi Yavuz Sultan Selim Han’ın türbesinin bulunduğu yerde, kendi sağlığında inşa ettirmiş olduğu türbede yatmaktadır. On üçüncü Osmanlı padişahı türbesidir. Kesin olmamakla birlikte Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı Garabet Balyan’a 1855 tarihinde yaptırılmıştır. Kemersiz giriş kapısı üzerinde Hattat Hulûsi Efendi’nin celî sülüsle yazmış olduğu 1910/1328 tarihli Sad Sûresi’nin ellinci ayeti vardır. Kapı üzerinden başlamak üzere, Hattat Şefik Efendi tarafından celî sülüs hat ile sürme altın tekniğiyle farklı sûrelerden ayetler yazılmıştır. Türbe içinin bu zenginliğine rağmen dışı sadeliğini korumuştur. Burada Sultan Abdülmecid Han ile birlikte üç oğlu yatmaktadır.
V. Mehmet Han Türbesi: Sur Dışındaki Tek Padişah Türbesi ve Mimar Kemaleddin’in Vedası
İstanbul’da son inşa edilen padişah türbesi, otuz beşinci Osmanlı Padişahı Sultan V. Mehmed Han (Sultan Reşad)’a aittir. Aynı zamanda sur dışında kalan tek padişah türbesi olma özelliğine de haizdir. Padişahın bir Eyüp Sultan ziyareti esnasında beğendiği yere yapılan türbe, yine onun isteği üzerine çok hoşlandığı su ve çocuk sesleri arasındadır. Padişahın vasiyeti üzerine türbenin çocuk seslerinin duyulduğu bir yere yapılması, onun Eyüp semtine ve sıradan hayata verdiği önemi gösteren duygusal bir detaydır.
Türbe, Osmanlı mimarisinde yeni bir sanat anlayışı olan Neo Klasik üsluptadır. Mimar Kemaleddin’e 1332/1913-14 yılında yaptırılmıştır. Mimar Kemaleddin Bey’in bu türbeyi yaparken eski Osmanlı türbe mimarisine (özellikle Yeşil Türbe’ye) öykündüğü, aynı zamanda dönemin son teknolojisi olan betonarme kullanarak geleneksel ile moderni harmanladığı bilinir. Türbe ilk yapıldığında deniz kenarındaydı. Haliç boyunca yapılan sahil yolu bugün yapının geride kalmasına sebep olmuştur. İçeride kullanılan Kütahya çinileri bile 16. asır İznik çinilerinin desenlerinin kopyasıdır.
MERAKLISINA DETAYLI NOTLAR:
- Kanuni’nin Türbesindeki “Işıltılı Atmosfer” Sırrı: Süleymaniye’deki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi’nin kubbesi sadece bir mimari örtü değildir. Akademik çalışmalarda (özellikle Mimar Sinan’ın eserlerini inceleyen makalelerde), iç kubbedeki süslemelerin arasına gerçek kristaller yerleştirildiği belirtilir. Pencerelerden süzülen ışık bu kristallere çarptığında türbe içinde “yıldızlı bir gökyüzü” veya “parıldayan bir nur” atmosferi oluşması amaçlanmıştır. Sinan, padişahın haşmetini ışık oyunlarıyla ebedileştirmiştir.
- Ayasofya Türbelerinde “Kayıp” Değil, “Üsküdar” Çinileri: III. Murad Türbesi’nin iç süslemeleriyle ilgili ilginç bir detay da, buradaki bazı çinilerin o dönemde sökülen Üsküdar Sarayı’ndan getirilmiş olmasıdır. Yani türbe, sadece o gün için üretilen değil, Osmanlı’nın eski saray ihtişamını da içinde taşıyan bir “sanat deposu” hüviyetindedir.
- Hatice Turhan Sultan: 17. Yüzyılın Tek Padişah Türbesi: İstanbul Türbeleri üzerine yapılan istatistiksel bir çalışma (Bkz. Büyük İstanbul Tarihi), ilginç bir gerçeği ortaya koyar: 17. yüzyıl boyunca İstanbul’da inşa edilen tek padişah türbesi Hatice Turhan Valide Sultan Türbesi’dir. Bu durum, o yüzyıldaki ekonomik daralmalar veya hanedan tercihlerinin, “Devlet Ana” olarak anılan güçlü bir kadının himayesinde toplandığını gösterir.
- Abdülmecid Türbesindeki “Siyah-Gri” Gizemi: Yavuz Selim Külliyesi içindeki Sultan Abdülmecid Türbesi’nde yakın zamanda (2024 restorasyonuyla) yapılan raspalarda, ilk döneme ait siyah ve gri tonlarda çok sade kalem işleri bulunmuştur. Bu, o dönemdeki Batılılaşma etkisine rağmen, Sultan Abdülmecid’in dedesi Yavuz’un sadeliğine ve vakarına duyduğu saygının bir yansıması olarak yorumlanmaktadır.
- Hâcet Pencereleri ve İtikadi İncelik: Birçok padişah türbesinde bulunan ve dışarıdan insanların dua etmesi için bırakılan “hâcet pencereleri”, sadece mimari bir boşluk değildir. Akademik metinlerde bu pencerelerin, türbe içindeki sandukaya doğrudan bakmayacak şekilde, ancak türbe atmosferine dahil olacak açıyla tasarlandığı; böylece türbenin içindeki zattan yardım dilemek (şirk riski) yerine, orada yatanın ruhuna dua göndermeyi kolaylaştıran bir “edep sınırı” olduğu vurgulanır.
- V. Mehmed (Sultan Reşad) Türbesi ve Beton Teknoloji: Mimar Kemaleddin’in bu eseri sadece bir Neo-Klasik şaheser değildir; aynı zamanda Osmanlı türbe mimarisinde betonarme teknolojisinin kullanıldığı nadir örneklerdendir. Geleneksel görünümün altında, dönemin en modern mühendislik tekniği yatar.



















Cevap Yaz