OSMANLI’DA ÇOCUK SAĞLINA VERİLEN ÖNEM

İngiliz baskısına rağmen zararlı şekerleri ülkeye sokmadı

Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)

 

  1. yüzyıl başlarında yaşanan ve arşiv belgelerine yansıyan ilginç bir olay, Osmanlı Devleti’nin halk sağlığı konusundaki hassasiyetini ve bilimsel verilere dayanan kararlı duruşunu gözler önüne seriyor. İngiltere’den ithal edilen, çocukların ilgisini çeken renkli şekerlemeler, içerdikleri kimyasal boyalar nedeniyle gümrükte el konuldu. İngiliz diplomatik baskıları ve tazminat taleplerine rağmen Osmanlı yetkilileri, “halk sağlığı” gerekçesiyle bu ürünlerin ülkeye girişine asla izin vermedi.

Gümrükte Takılan Renkli Tehlike

Bu ilginç tarihi vaka, Serüven Yayınevi’nin Ekim 2025’te yayımladığı “Tarih ve Edebiyat Bilimleri Alanında Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler” adlı eserde, Jüilde Akyüz Orat imzalı “Londra-İstanbul Hattında Şeker Kaynaklı Bir Gümrük Vakası” başlıklı makalede arşiv belgeleri ışığında detaylarıyla anlatılıyor.

1900’lü yılların başında, İngiltere’den Osmanlı’ya gönderilen ve özellikle çocuk pazarına hitap eden rengârenk şekerlemeler, İstanbul gümrüğüne ulaştı. Dönemin Gümrük İdaresi (Rüsumat Emaneti), ürünlerin “simya maddeleri ile boyalı olduğu” şüphesiyle hemen el koydu. İşlenmiş şeker ürünleri, basit şekere göre daha katı kurallara tabiydi ve içerdiği yapay renklendiriciler büyük risk oluşturuyordu.

Bilimsel Analizler ve “Çocuklar İçin Tehlike” Uyarısı

Konu, hem Osmanlı hem de İngiliz taraflarının katıldığı karma komisyonlara taşındı. Ürünler, dönemin en saygın laboratuvarlarından biri olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Kimyahanesi‘nde titizlikle analiz edildi. Raporda çarpıcı bir ifade yer aldı: “Mülevven, alizarin kırmızısı, naftol sarısı gibi renklere sahip, gayet parlak ve cazip şekerlemeler, özellikle çocuklar için büyük tehlike arz etmektedir.” Tahliller, şekerlemelerde sağlığa zararlı “maden kömürü katranından yapılmış maddelerle” boyama yapıldığını ortaya koydu.

İngiliz Israrcılığı ve Osmanlı Duruşu

İngiliz Sefareti, ürünlerin serbest bırakılması için yoğun diplomatik baskı uyguladı. Kendi kimyagerlerinin “zararsız” raporunu öne sürdü ve katkı maddesi oranının düşük olduğunu iddia etti. Hatta, gümrükte bekletilen ve bozulma riski taşıyan mallar için tazminat talebinde bulundu. Ancak Osmanlı tarafı bilimsel verilerden ve Fransız sağlık mevzuatından aldığı referansla geri adım atmadı. Fransız kanunlarının da benzer kimyasal boyaları yasakladığı belirtildi.

Osmanlı yetkilileri, konuyu sadece bir gümrük meselesi olarak değil, “umumi sıhhati ilgilendiren” (genel sağlığı ilgilendiren) bir mesele olarak gördü. Şura-yı Devlet ve Hariciye Nezareti, İngiliz tazminat taleplerini kesin bir dille reddetti.

Yerli Esnaf ve Haksız Rekabet Kaygısı

Makalede ilginç bir başka detay da, yerli üreticilerin korunmasına yönelik kaygılar. Osmanlı ülkesinde henüz modern anlamda şeker fabrikası yoktu ve şekerci esnafı geleneksel yöntemlerle üretim yapıyordu. İthal, fabrikasyon ve renkli şekerlerin serbestçe girmesi, bu yerli esnafı iflasa sürükleyebilirdi. Ayrıca, yasak maddeleri “merdiven altı” üretimde kullanma riski de düşünülerek, yerli esnafa yönelik de katı kurallar getirilmesi ve denetimlerin artırılması kararlaştırıldı.

Sonuç: Sağlığın Siyasetin Önünde Olduğu Bir Karar

Uzun yıllar süren yazışmalar, komisyon toplantıları ve bilimsel analizlerin sonucunda, söz konusu İngiliz şeker ve şekerlemeleri hiçbir zaman Osmanlı pazarına giremedi. Bu süreç, dönemin siyasi olarak zayıf sayılabilecek Osmanlı Devleti’nin, halk sağlığı söz konusu olduğunda nasıl kararlı ve bilimsel bir duruş sergileyebildiğini gösteriyor. Diplomatik kriz ve ticari kayıp riskine rağmen, insan sağlığını ve yerli ekonomiyi koruma refleksi ön plana çıktı.

Bu tarihi olay, gıda güvenliği ve ithal ürün denetiminin aslında yüz yılı aşkın bir süredir ülke gündeminde olduğunun ve Osmanlı bürokrasisinin bu konuda şaşırtıcı derecede ileri bir hassasiyete sahip olduğunun kanıtı niteliğinde.

Kaynak:
Jüilde Akyüz Orat, “Londra-İstanbul Hattında Şeker Kaynaklı Bir Gümrük Vakası”, Tarih ve Edebiyat Bilimleri Alanında Akademik Araştırma ve Değerlendirmeler, Ed. Prof. Dr. Gökay Durmuş, Doç. Dr. Arzu Boy, Serüven Yayınevi, Ekim 2025, s. 1-12