HERGÜN GÖRDÜĞÜMÜZ AMA İSMİNİ BİLMEDİĞİMİZ CAMİ

Her Gün Önünden Geçtiğimiz Bu Caminin Gerçek İsmi Ne?

Yapımı sırasında beş padişah değişen ve tam 68 yıl süren bu caminin bir kaderi daha var: Gerçek ismi bugün bile halk arasında adeta unutulmuş durumda.

Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)

Eminönü denince akla ilk gelen cami, kuşkusuz Yeni Camii’dir. Ancak, peki ya caminin adı gerçekten “Yeni Camii” mi? Birçoğumuz buraya defalarca girdik, namaz kıldık ama caminin kapısındaki ismine hiç dikkat ettik mi? Caminin ismi “Eminönü Yeni Camii” mi? Yoksa “Zulmiye Camii” mi? Ya da “Hatice Turhan Sultan Camii” mı? “Zulmiye Camii” ifadesini duyunca şaşırdınız mı? Gelin, neden böyle anıldığına dair detaylara birlikte bakalım.

Neden “Zulmiye Camii”?

Bugün İstanbul’un en önemli yapılarından biri olan Yeni Camii, geçmişte halk arasında bir dönem “Zulmiyye” adıyla anılmıştır. Hikâye, Sultan III. Mehmed’in annesi ve Sultan III. Murad’ın eşi Safiye Sultan ile başlar.

1597 yılında, Mimar Davut Ağa tarafından büyük bir külliye inşasına başlanır. Bahçekapı’da, limana yakın bir ticaret bölgesi seçilir. Ancak bu bölge, sıkışık ve pis bir Yahudi-Hristiyan mahallesidir. Bölgedeki bir kilise ve sinagog, evlerle birlikte bedellerinin iki katı ödenerek istimlâk edilir; kilise ve sinagogların ibadethaneleri ise başka bölgelerde onarılmak üzere taşınır.

1598’de veba salgını sırasında Mimar Davut Ağa ölür, yerine Dalgıç Mehmet Çavuş geçer. Yapı, kubbeyi taşıyacak kemerlere kadar yükselir ancak 1603’te Sultan III. Mehmed ve Safiye Sultan’ın vefatı üzerine inşaat durur. Yaklaşık 68 yıl boyunca harabe halinde kalan cami kalıntısı, halk arasında “Zulmiyye” adıyla anılmaya devam eder. Bu süreçte tam beş padişah değişmiştir.

Yıllar Sonra Muhteşem Görkemine Kavuştu

1660’ta çıkan büyük İstanbul yangını sonrası, Sultan IV. Mehmed’in annesi Hatice Turhan Sultan, şehri gezerken caminin harabe halini görür ve inşaatı tamamlatmaya karar verir. Dönemin mimarbaşı Mustafa Ağa, Davut Ağa’nın orijinal planlarına sadık kalarak çalışmalara başlar. Üç yıl süren inşaatın ardından cami, 1663 yılında Cuma namazıyla ibadete açılır.

Peki, Neden “Yeni Camii”?

Osmanlı hazinesinin zayıf olduğu bu dönemde, inşaat masraflarının karşılanması için ilk kez halktan para toplanır. Bu uygulama, “Bu yeni bir adet mi?” şeklinde tepkilere yol açar. Böylece cami, halk arasında “Yeni Adet Camii” veya “Para Toplanan Cami” olarak anılmaya başlanır.

Temelinde Kubbe Olan Cami

Yeni Camii’nin planı, Mimar Sinan’ın Şehzade Camii planının geliştirilmiş bir versiyonudur. Bazı kaynaklara göre caminin temeli, su almaması ve rutubetin önlenmesi amacıyla, ana kubbeye benzer şekilde kubbeli olarak yapılmıştır. Cami, Haliç’e yakın olduğundan temeli ekstra sağlamlaştırılmıştır.

  • Büyük merkezi kubbe dört ayak üzerinde yükselir; yanlarda dört yarım kubbe bulunur.
  • Avlunun her kenarında altışar sütun olmak üzere toplam 20 sütun, 24 kubbeyi taşır.
  • Sekiz köşeli şadırvan, zarif istalaktitli başlık ve kemerlerle süslenmiştir.
  • İç mekânda kubbe ve yarım kubbeler, süslemeli geniş silmelerle çevrilidir.

Hünkâr mahfilinin altında, Girit Savaşı ganimetlerinden alınmış iki somaki mermer sütun yer alır. Mihrabın iki yanındaki balıksırtı desenli küçük sütunlar, ince işçilikleriyle dikkat çeker.

Çiniler ve Süsleme Sanatı

Yeni Camii’nin çini süslemeleri, Sultanahmet Camii kadar zengindir.

  • Açık ve koyu mavi, beyaz ve az miktarda yeşil renkler hâkimdir.
  • Mihrabın çevresi, renkli mermer mozaiklerle bezenmiştir.
  • Dış galerilerde de çini kaplamalar devam eder; köşk giriş kapıları tamamen sedef işlemelidir.

Valide Sultan Köşkü, Haliç, Galata ve Boğaziçi’ne hâkim manzarasıyla dikkat çeker. Köşke, Bahçekapı’daki büyük kapıdan meyilli bir yolla çıkılır.

Tek Avlulu Olmasının Nedeni

Osmanlı’da sultan camilerinin çoğu iç ve dış avlu olmak üzere iki avludan oluşur. Ancak Yeni Camii’nin dış avlusu, 19. ve 20. yüzyıllarda ticarethaneler tarafından işgal edilmiştir. Denize bakan avlu duvarları ve kapılar yıkılmıştır. Bugün Osmanlı Bankası ve İş Bankası binalarının bulunduğu yerler, geçmişte bu avluya aitti.

Cami Neden Buraya Yapıldı?

O dönemde kara yoluyla ithal edilen ticari malların gümrüğü Karagümrük’te ödenirken, deniz yoluyla gelen mallar için bugünkü Eminönü semtinde gümrük kapanı bulunmaktaydı. Bu alan, gümrük eminlerinin nezaretinde olduğu için “Gümrükönü” ya da “Eminönü” olarak adlandırılmıştır.

En İhtişamlı Hünkâr Kasrına Sahip

Külliyenin önemli yapılarından biri de Hünkâr Kasrı’dır. Padişah ve Vâlide Sultan’ın ara sıra ikamet edip ibadet etmeleri için inşa edilen kasrın mimarı Mustafa Ağa’dır (Kılıç, 2022, ss. 9, 137). Hünkâr Kasrı ya da kasr-ı hümâyun, sivil mimari örneği olarak değerlendirilebilmekte ve aynı zamanda resmi kabul bölümü olarak kullanılmaktadır.

İstanbul’daki en eski hünkâr kasrı örneği Sultanahmet Camii’ndedir. Ayrıca Ayazma, Beylerbeyi, Selimiye, Nusretiye, Ortaköy Büyük Mecidiye, Pertevniyal Valide Sultan, Dolmabahçe Bezmiâlem Valide Sultan ve Yıldız Hamidiye gibi camilerde de hünkâr kasrı örnekleri mevcuttur. Bunlar arasında en ihtişamlısı Yeni Camii’de yer almaktadır.

Hünkâr Kasrı Çok Değerli Çinilere Sahip

Türk evi biçiminde inşa edilen hünkâr kasırlarında, padişah namaz vaktinden önce veya sonra dinlenir, abdest alır, namaz vaktini bekler ve bazı devlet işlerini görüşürdü. Yeni Camii Hünkâr Kasrı, 17. yüzyıl Türk sivil mimarisini yansıtan ve orijinal formunu koruyan önemli bir örnektir.

Celal Esat Arseven tarafından “Türk sivil mimarisinin en güzel parçalarından biri” olarak tanımlanan kasr, çini panoları, sedef kakma, kalem işleri ve ahşap işçiliğiyle adeta bir Türk dekorasyon sergisi görünümündedir ve Türk çiniciliğinin en güzel örneklerine sahiptir.

Hünkâr Kasrı Az Kalsın Yıkılacaktı

Cumhuriyet döneminde, 1933 yılında İmar Müdürlüğü kurulmuş ve İstanbul’un imarı konusunda ilk çalışmalar başlamıştır. 1936’da Fransız mimar ve şehircilik uzmanı Henri Prost İstanbul’a davet edilmiştir.

1938 Ocak ayında gazetelerde, kasrın yıkılmasının gündemde olduğu ancak kesin kararın verilmediği belirtilmiştir. Ulus gazetesinde yayımlanan “Eminönü Meydanının Açılma Hazırlıkları” başlıklı haberde, bazı uzmanların “Bu kemerin camiye sonradan ilave edildiği ve meydanı çirkinleştirmekten başka bir işe yaramadığı” görüşünde olduğu yazılmıştır.

Mısır Çarşısı Yeni Cami’ye Gelir İçin Yaptırılmıştı

Mısır Çarşısı’nın inşaatını Safiye Sultan (III. Murad’ın eşi ve III. Mehmed’in annesi) başlatmıştır. Külliyenin ilk yapım döneminde, yani 1597 civarında temeli atılan Yeni Camii’nin ekonomik kaynaklarından biri olarak Mısır Çarşısı planlanmış ve inşa edilmiştir.

Daha sonra Mısır Çarşısı da, Yeni Camii gibi Hatice Turhan Sultan tarafından tamamlanmıştır. Yapılışından kısa süre sonra “Mısır Çarşısı” olarak anılan arasta, 1663 – 1664 yıllarında bir törenle açılmıştır.

Mısır Çarşısı, caminin finansmanını sağlamak amacıyla kurulmuş bir vakıf yapısıdır. O dönemde Mısır’dan (Osmanlı toprakları içinde olan Mısır eyaletinden) getirilen vergiler ve gelirler bu çarşıya tahsis edilmiştir; bu nedenle adı “Mısır Çarşısı” olarak anılmıştır.

Kaynakça

  1. Yeni Şafak – Zulmiye Camii
  2. İslam Ansiklopedisi – Yeni Cami Külliyesi
  3. Fatih Belediyesi – Yeni Camii
  4. Sezer Şimşek – Eminönü Yeni Cami Hünkâr Kasrı’nın Yıkılmasının 1930’lu Yıllarda Gündeme Gelmesi ve Türk Basınındaki Tartışmalar
  5. İslam Ansiklopedisi – Yeni Cami Külliyesi
  6. İslam ve İhsan – Mimari ve Sanatsal Detaylar