Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
Allah Bakara Suresinde “Eğer sadakaları gizler de, onları gizli olarak fakirlere verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmını örter.” Buyuruyor. Sağ eli ile verdiği sadakayı, sol elinin haberi olmayacak ilkesi İmrahor ya da Mirahur Camii’nde görebilirsiniz. İmrahor ya Mirahur Cami İstanbul’un Üsküdar ilçesinin Salacak Mahallesinde yer alan, Osmanlı döneminden kalma tarihi bir camiidir. Bu camii’de bulunan sadaka taşı ile gerçekleştirildi. Osmanlı döneminde örnek alınası bu destura Mihrahur Camii ile riayet edildi. İşte Detaylar
Sadaka Taşının Bulunduğu En Meşhur Camii
Kökeni Selçuklu Hanedanına kadar uzanan yardım şeklidir. Fakir insanları rencide etmemek için düşünülmüş bir modeldir. Osmanlılar döneminde daha da yaygınlaştırıldığı biliniyor. Yardım yapan ile alan birbirini görmez, tanımaz ve bilmez. Alanın mahcubiyetten, verenin ise riya ve gösterişten uzak durması beklenir. Bulgaristan, Bosna-Hersek, Makedonya, Tunus ve Cezayir gibi Osmanlı’nın egemen olduğu farklı coğrafyalarda izleri vardır. Sadaka taşları, ihtiyaç sahibi insanların kolaylıkla ulaşabileceği camilerin, çeşmelerin (Kazlı Çeşme), köprülerin (Nasrullah Köprüsü), hastane ve bakımevlerinin yakınında bulunduğu gibi sık geçilen sokakların bir köşesinde de yer alabiliyordu. İstanbul’da bir zamanlar 160 adet sadaka taşının olduğu kaynaklarda yer alır. Bunların en meşhuru Üsküdar İmrahor Cami önünde bulunan ve Üsküdar Belediyesi tarafından korumaya alınan devşirme kırmızı granitten yontulmuş sadaka taşıdır.
İmrahor ya da Mirahur Camii, İstanbul’un Üsküdar ilçesinin Salacak Mahallesinde yer alan, Osmanlı döneminden kalma tarihi bir camiidir. Sinan Paşa’nın imrahoru (ahır görevlisi) olan Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yapımına 1597 yılında başlanan cami, 1 yıllık inşaat sürecinden sonra 1598 yılında ibadete açıldı.
Mimarisi Osmanlıyı Yansıtmaktadır
Cami mimari olarak Osmanlı esintilerini yansıtmaktadır. Cami inşa gününden bugüne orijinal özelliklerini yansıtmaktadır. Özgün planda bir cami olarak inşa edilmiştir. Cami, İmrahor Meydanı’nın üstünde kalmıştır. Caminin bulunduğu bölge 2008 yılındaki düzenlemelere değin İmrahor-Salacak Mahallesi olarak anılıyordu. Cami,Ayazma Camii’ye çok yakındır. Caminin banisi Mehmet Ağa’nın kabri bilinmemektedir. Cami inşa gününden bugüne kadar yapılan yenilemelerle orijinal özelliklerini kaybetmiştir. Cami kagir olarak inşa edilmiş olup, dikdörtgen bir plana sahiptir. Yapının duvarları kagir çatısı ahşap idi. Çatısı kiremit kaplıdır. Çatısı ahşap olup, döşeme sonradan betonarmeye dönüşmüştür. Cami, İmrahor Meydanı’nın üstünde kalmıştır. İmrahor meydanı çok fazla tarihi değerli yapının bulunduğu bir meydandır. Caminin bulunduğu bölge 2008 yılındaki düzenlemelere değin İmrahor-Salacak Mahallesi olarak anılıyordu.
Camii Etrafında Yapılar Var
Cami, Ayazma Camii’ye çok yakındır. Caminin arkasında Rüstempaşa Sıbyan Mektebi ve yanında iki ayrı Valide çeşmesi bulunmaktadır. Karşısında Ayşe Sultan Darü’l-kurrası vardır. Yine karşısında cami sahibi Mihrimah Sultan’ın mektebi vardır. Sinan Paşa, Eğri fethinden sonra 1005 Rebiyülevvelinin evahirinde (1596 Ekiminin başları) Damat İbrahim Paşa’nın azlinde Sadrazam olmuştur. Ocak / Şubat 1605’de Diyarbakır’da vefat etmiştir. Bu mescidin mahallesi vardır.” Osmanlı Arşivi’ndeki 1207 (1792) tarihli bir inhâda “Ayşe Sultan’ın Üsküdar’da yaptırdığı Mirahur Camii” diye yazılıdır. Mihrimah Sultan’ın kızı olan Ayşe Hanım Sultan 1005 (1596) tarihinden hemen sonra vefat etti. Kabri, Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Türbesi civarındadır. Mabet, 1006 (1597) senesinde yapıldı. Kapısı önünde iki beton direğin taşıdığı bir saçağı vardır. Son cemaat yerinin üzeri kadınlar mahfilidir. Bu mahfil sol tarafta mihraba doğru uzamaktadır. Mabet alt üst pencerelerden ışık alır. Minberi ahşap olup mihrabı mermer kaplı ve dışa taşmalıdır. Sağ taraftaki minaresinin kaidesi kesme taş, üstü tuğladır. Üzeri sonradan çimento ile sıvanmıştır. Camiin önünde asırdide bir çınar mevcuttur. Karşı kaldırım kenarında bulunan sadaka taşı ise taşıtılarak cami penceresi önüne diktirildi.
MERAKLISINA NOT:
Arapça emîr (bey) kelimesinin Farsçalaşmış şekli olan mîr ile Farsça âhûrun (ahır) birleşmesinden meydana gelen mîrâhûr (emîrâhûr) Osmanlıca’da bu şeklin yanı sıra imrahor imlâsıyla da kullanılmıştır. Sarayda at işlerine bakan memurun ünvanıdır.
Osmanlı Sarayı’nda at işlerine bakan memura verilen bir ünvandır. Ahır beyi demek olan “emîr-i âhur” dan bozmadır. Bazen mîr-i âhur şeklinde de kullanılırdı. Osmanlı Devleti’nden önce de var olan bu vazife, Osmanlılarda bir mansıb idi. Osmanlılarda ilk mîrâhurluk I. Murad zamanında kurulmuştur. Fâtih Sultan Mehmed’in hükümdarlığının son yıllarında hazırlandığı tahmin edilen teşkilât kanunnâmesi iki mîrâhurdan söz eder. Böylece teşkilâtın Fâtih döneminde son şeklini aldığı anlaşılır. Mîrâhurlar, ölen veya katledilen devlet adamlarının muhallefatını tesbit edip defterini hazırlamak için mübâşir olarak görev yaparlardı (BA, HH, nr. 16604, 25390, 25399). Aynı şekilde mallarına el konulan devlet adamlarının mallarının zaptedilerek hazineye tesliminde görevlendirilebilirlerdi.
Mîrâhurların bazı durumlarda suçlu devlet adamlarının idamı için görevlendirildiği, meselâ Anadolu müfettişi Vezir İpşir Hasan Paşa’nın zulmünden dolayı idamı için hakkında ferman çıkınca küçük mîrâhur Gürcü Hasan Ağa’nın gönderildiği, ölen şehzadelerin defin işlemlerinin de yine küçük mîrâhur tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir.
- Mahmud zamanında devlet teşkilâtının yeniden düzenlenmesi sırasında 1835’te küçük mîrâhurluk kaldırıldı. Padişahın selâmlık resminde bulunması için ayrılan kırk rikâb kapıcıbaşı da büyük mîrâhura bağlandı. 1837’de büyük mîrâhurluğun ismi Istabl-ı Âmire Müdürlüğü’ne dönüştürüldü (BA, HH, nr. 31750, 31750-A). Mîrâhurluk görevi kaldırılmış olmasına rağmen daha sonraki tarihlerde bir unvan olarak sürmüştür.
KAYNAKÇA
https://zeytinburnu.istanbul/wp-content/uploads/2021/09/dokuman_infak_ve_zerafet.pdf
https://www.turkiyenintarihieserleri.com/?oku=381
https://www.uskudar.bel.tr/tr/main/erehber/camiler/8/mirahur-camii-imrahor-camii/329
https://www.filozof.net/2012/02/mirahur-mirahurluk-nedir-ne-demektir.html
https://www.arkeolojikhaber.com/haber-mirahur-imrahor-18510/


















Cevap Yaz