NAPOLYON’UN CASUSUNUN TUTULDUĞU RUMELİFENERİ KALESİ

İstanbul Boğazı’nın yorulmaz bekçileri

Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)

İstanbul kalelerini gezmeye devam ediyoruz. Boğazımızı yüzyıllardır koruyan kalelerden biri de Rumelifeneri Kalesi’dir.  İstanbul‘da Rumelifeneri sırtlarındaki 17. yüzyıl döneminden kalma kaledir. Adını hemen yanındaki köye de adını veren Rumeli Feneri’nden almıştır. Kaleye kara yoluyla Sarıyer ilçesine bağlı Rumelifeneri Köyü‟nün içinden geçilerek gidilmektedir. Köye ismini veren fenerin geçmişi çok eskilere dayanmakta, ilkçağlardan itibaren Boğaz girişinde gemicilere yol göstermek amacıyla ateşler yakıldığı bilinmektedir. Ayrıca Napolyo’nun casusu da burada tutulmuştur. Rumeli Fenerinin bulunduğu köyün Bizans dönemindeki ismi Fanariyan Burnu olarak bilinmektedir. Bu isim küçük fener ve Avrupa feneri gibi anlamlara gelmekte olup antik çağlarda da Panyum Burnu diye anılmaktadır.

NAPOLYO’NUN CASUSU BURADA TUTULDU
Osmanlı Devleti ile iyi ilişkileri bulunan Fransa, 1798 yılında Mısır’ı işgal etmiştir. Bu sırada Ebukır’da bulunan Fransa donanması İngiltere deniz gücü tarafından yakılınca Napolyon’un Paris ile irtibatı kesilmiştir. Savaş ilanına mahal bırakmadan aldığı yerleri Fransa’ya kazandırmak isteyen Bonapart, gizlice bir diplomatını temsilci olarak İstanbul’a gönderme yolunu tercih etmiştir. İskenderiye’de mahsur bulunan bir Osmanlı kalyonu ile kendi adamı olan diplomat Beauchamp’ı gizlice İstanbul’a yollamıştır. Ancak Beauchamp, Akdeniz’de İngiltere filosu tarafından yakalanmış ve savaş esiri olarak İstanbul’a gönderilmiştir. Osmanlı Devleti, bu diplomatı savaş sonuna kadar Rumelifeneri Kalesi’nde mahpus olarak tutmuştur. Osmanlı arşiv belgeleri Rumelifeneri Kalesi’nde Beuachamp’ın beraberinde bir kişinin daha mahpus olduğuna göstermektedir. Hizmetkâr olarak kayıtlı olan sahsın kimliği ve ne tür bir hizmet sunduğuna dair vesikalarda açıklama bulunmamaktadır. Ancak yakalanmasıyla ilgili bir belge casusun yanında bir kılavuzun da bulunduğuna işaret etmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE DE KULLANILDI
İstanbul Boğazı‘nın Karadeniz tarafından en uç noktada yer alan kalenin kemerli bir giriş kapısı bulunmaktadır. Cumhuriyet döneminde askeri karakol olarak kullanılmıştır. Günümüzde Kale, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 12 Mart 2008 tarih ve 2938 sayılı kararı ile ilan edilen Birinci Derece Doğal Sit Alanı içerisinde kalmaktadır. Rumelifeneri Kalesi ile ilgili en eski kayıt T.C. Başbakanlık Osmanlı Devlet Arşivi’nde bulunan 1769/1183 H.tarihli belgedir.

Kale hakkındaki tarihi bilgiler kesin değildir. İlk olarak 15. yüzyılda Cenevizliler tarafından, hatta belki daha önce Bizanslılar tarafından inşa edildiği iddia edilmektedir. Ancak çoğu kaynak, 1769 civarında Osmanlı İmparatorluğu için adı bilinmeyen bir Yunan mühendis tarafından inşa edildiğini belirtir. Sonradan 1783’te Toussaint, 1785’te Latife-Clavé ve 1794’te Monnier adlı Fransız mühendisler tarafından yeniden tasarlanmıştır.

Kalenin alanı 46 bin 185 metrekare olarak belirlenmiştir. Kale, Plan şeması kuzeydoğu ve kuzeybatı köşeleri pahlanmış bir dikdörtgenin, güneybatı duvarına kemerli ana giriş kapısının ve güneydoğu ile kuzeybatı duvarlarına sekizgen planlı birer kule yerleştirilmesi ile oluşturulmuştur. Eşsiz manzarası ile seyir zevki sunan 55×70 metre boyutlarındaki kale, yığma taş ile inşa edilmiştir.

Mevcut yapı farklı malzemelerin bir arada kullanılmasıyla oluşturulmuştur.

Deniz seviyesinden 58 metre yükseklikte ve 30 metre uzunluğunda olan fener, ilk olarak gaz yağı ve daha sonra asetilenle aydınlatılmıştır. Fenerin ışığı ise 18 deniz mili mesafesinden görülebilmektedir.

Söz konusu fenerlerde çoğunlukla zeytinyağı yakılıyor ve yağ temininde görevli olan kişiler vergiden muaf tutuluyorlardı. Fenerlerin aydınlatılması için görevli olan memurlara işaret hocaları ismi verilmekteydi. İşaret hocalarının sayısı 1817 tarihinde 11 idi.106 Söz konusu kişilerin yirmi dört saat görev yapmaları gerektiğinden görev mahallinde ikamet etmeleri istenmiştir.107 Ayrıca işaret hocalarının yanı sıra buralara belirli sayıda cerrah da görevlendirilmiştir.

İSTANBUL BOĞAZI NERDE BAŞLAR NERDE BİTER?
Diğer bir ifadeyle Boğaziçi, Beşiktaş-Üsküdar hattından başlayıp kuzeye doğru kıyı boyunca devam eden, Rumeli ve Anadolu Fenerlerinde son bulan yerin adıdır -arşiv belgelerinde ise daha çok Karadeniz Boğazı şeklinde adlandırılmıştır-. Yaklaşık 30 km uzunluğa sahip olan Boğaziçi, 285.000-300.000 hektarlık çevreyi kaplamaktadır.
KARANTİNA İSTASYONU OLARAK DA KULLANILDI
Rumelifeneri‟nde 1831 yılında yerli gemiler, İstinye‟de yabancı gemiler için karantina istasyonları kurulmuştur. 1855‟te Fransız Kaptan Marius Michel(1820-1907) ya da bilinen adıyla Mişel Paşa önderliğinde “Memalik-i Mahrusa Fenerler İdaresi” kurulmuş ve 1856 yılında Kırım Savaşı‟na giden Fransız ve İngiliz gemilerinin Karadeniz‟e çıkışlarında yaşanan sorunlardan dolayı Anadolu Feneri ile beraber Rumeli Feneri de yenilenmiştir.


Kaynak:
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2012804

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1926205

https://polen.itu.edu.tr:8443/server/api/core/bitstreams/86c516e6-9795-47b3-8238-e1b10474c973/content