İLK MİLLİ SİLAH FABRİKASI NASIL ORTADAN KALDIRILDI?
Edirnekapı Şehitliğini adım adım geziyoruz.  Şehitlikte bir mezarlık var ki burada 22 şehidimiz yatıyor.  Bir zamanlar Sütlüce’de bir silah fabrikamız vardı. İşte o fabrika ’da 1949’un 2 Martında bir patlama oldu. Patlama sonrası 28 çalışanı ve fabrikanın da kurucusu- sahibi şehit oldu.  Şimdi bazı sorular soralım:

-Bu fabrika nasıl kurulmuştu? Aslında ne fabrikası olarak kurulmuştu?
-Kim bu fabrikanın kurucusu?
-Bu fabrika aslında ne olarak kuruldu?
Veee bu fabrika neden patladı yoksa sabotaja mı uğradı? İşte bu soruların cevapları:

İSTANBUL’DA SİLAH FABRİKASI
Tarihçi Murat Bardakçı’nın verdiği bilgiye göre, yıl 1949 Haliç’te, Sütlüce sahilindeki bazı binalar havaya uçmuştu… Bu patlamalar iki gün sürdü. Havaya uçan bina bir silâh fabrikası, sahibi de Osmanlı İmparatorluğu’nun son senelerindeki en güçlü adamı olan Harbiye Nâzırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın sekiz yaş küçük kardeşi Nuri Killigil idi. Nuri Killigil, “Nuri Paşa” yahut “Bakü fâtihi” Kafkas İslam Ordusu Kumandanı olarak biliniyor. Paşa İstanbul’a dönünce fabrikatör olmaya karar verdi. Zeytinburnu’ndaki büyük bir kömür atölyesini satın alıp “madenî eşya fabrikası” haline getirdi, fabrikasını daha sonra Sütlüce sahiline taşıdı ve daha da büyüttü. Resmî olarak madenî eşya imal ediyordu ama asıl üretimi, Millî Savunma Bakanlığı’nın verdiği izinle yapılan silâh üzerine idi ve fabrikada tabanca, tüfek ve hattâ havan topu mermisinin yanı sıra gaz maskesi ile başka askerî malzemeler de yapılıyordu. Paşa fabrikasının ürünlerini orduya da satıyordu ama daha sonra fiyat konusunda anlaşmazlık yaşanması üzerine imal ettiği askerî malzemenin çoğunu yurtdışına, talep eden memleketlere göndermeye başladı.
İSLAM ÜLKELERİNE VE ÖZELLİKLE FİLİSTİN’E DE SİLAH SATIYORDUK
1949’a gelindiğinde, bazı Arap ülkelerinden ve Pakistan’dan siparişler almaya başladı. O günlerde yeni kurulmuş olan İsrail ile savaş halinde olan Mısır, Suriye ve İngiliz hâkimiyetinin sona ermesi ile Hindistan’dan ayrılıp devlet olarak ortaya çıkan Pakistan silâh bulmaya uğraşıyor ve Sütlüce’deki fabrika siparişleri karşılayabilmek için gece gündüz çalışıyordu. BM Güvenlik Konseyi, Mısır ile Suriye’ye silâh satışını yasaklamıştı ama sevkiyat yasağa rağmen devam etti…

Enver Paşa – Babası Ahmet Bey – Kardeşi Nuri Killigil

PAŞA 27  ÇALIŞAN ŞEHİT OLUYOR…
2 Mart 1949’da, öğleden sonra saat beşi on geçe, Sütlüce’deki fabrikada artarda patlamalar meydana geldi ve neredeyse tamamı havaya uçtu. İlk patlama atölyede olmuş, daha sonra cephane deposu da yok olmuştu. Nuri Paşa da o sırada fabrikada idi… Ceset parçaları Sütlüce’nin yüzlerce metre ilerisine yayılmıştı ama günlerce aranmasına rağmen Nuri Paşa’nın cesedine ait hiçbir şey bulunamadı. Kaç kişinin can verdiği bile belirlenemedi, ölü sayısı resmî raporlara “27 çalışan”  olarak geçti ve Nuri Paşa ile birlikte 28 kişinin şehit olduğu tahmin ediliyor.  Nuri Paşa’nın yerine sembolik olarak boş bir tabut defnedildi.

VE CEVAP BEKLEYEN SORULAR…
Soruşturmanın ardından hazırlanan raporda patlamalara laboratuvardaki bazı maddelere sıçrayan elektrik kıvılcımının sebep olduğu yazılıydı ama ortada çeşit çeşit söylenti vardı. Halk, Nuri Paşa’nın Mısır ile Suriye’ye silâh satması yüzünden, fabrikanın bu memleketlerin düşmanları tarafından hazırlanan bir sabotaja uğradığına inanıyordu. Konu daha sonra Meclis’e de intikal etti ve görüşmeler sırasında bazı milletvekilleri de “hadisenin örtbas edildiğini” söylediler.
Acaba patlamada kimin parmağı var? Müslüman ülkelere silah satıldığı için mi fabrikaya kundaklama yapıldı? Ya da Filistin’e silah desteği sonucu mu fabrika kundaklandı? Bütün bu soruların bugün bile cevabı bulunamadı?

PATENTİ KENDİNE AİT TABANCALAR İMAL ETTİ
Sütlüce’deki kömür deposunu seri üretim yapabilen bir silâh ve mühimmat fabrikası haline getiren Nuri Paşa, fabrikasında kendi adını verdiği ve patenti kendisine ait olan tabancalar da imal etmişti.9 milimetre çapında ve “Nuri Paşa Tabancası” diye bilinen silâhın modeli, Paşa tarafından bizzat çizilmişti. Nuri Paşa’nın ağabeyi Enver Paşa’nın torunu olan Osman Mayatepek tabancanın hiç kullanılmamış bir örneğini yedek şarjörleri, mermileri ve namluyu temizlemeye yarayan harbisi ile bundan birkaç sene önce ‘İstanbul’daki Askerî Müze’ye bağışladı. Silâh, şimdi müzede sergileniyor.

Kaynak: http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/670635-aradan-tam-62-yil-gecti-ama-kendi-11-eylulumuzu-hala-aydinlatamadik

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website