Bir hamam düşünün ki sırf orada çalışan tellak yüzünden yıktırılmak isteniyor. Basında sık sık hamamın yolun geçişi engellediği haber yapılarak biran önce yıktırılması yazılıp, çiziliyor. O hamamın tarihi özelliği, ecdat yadigarı olup olmadığı önemli değil. İşte 2.Beyazıt Hamamı’nın başından geçen tarih serüven:

ÇOK DEĞERLİ VE ÇOK GÖSTERİŞLİ BİR HAMAM
Şehrin merkezinde Sultan II. Beyazıt Camii’nin biraz uzağında (Edebiyat Fakültesi yanında) bulunmakla beraber külliyenin bir parçası olarak kabul edilmektedir. Başbakanlık Arşivi’ndeki XVI. yüzyıla ait bir tapu tahrir defterinde, Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun’un (ö. 911/1505-1506) Trabzon’daki imareti evkafına gelir sağlamak üzere inşa ettirilmiştir.Beyazıt Hamamı, benzeri yapılar arasında en gösterişli ve büyüklerinden biri olduğundan Hamâm-ı Kebîr olarak da adlandırılmıştır.

ALLAH’IN VELİ KULLARININ YIKANDIĞI HAMAM
 Evliya Çelebi eserinin hamamlar bölümünde bunun hakkında, kendi üslubunca açıklama yapar. Çelebi, Beyazıt Hamamı’nın “velî”lere mahsus olduğunu bildirir. Allah dostlarının burada buluştuğunu, buranın farklı ve manevi bir atmosfer olduğunu yazar. Binanın İstanbul’un geniş bölgelerini tahrip eden yangınlardan zarar gördüğü dış cephelerindeki izlerden bellidir.

PATRONA HALİL BURADA TELLAKLIK YAPTI MI?
Kurtarılmayı bekleyen tarihi Beyazıt Hamamı, uzun yıllar ilginç bir isimle hatırlandı. Osmanlı’da Lale Devri’ni sona erdiren ayaklanmanın elebaşısı Arnavut kökenli Patrona Halil, hamamın tellaklarındandı. III. Ahmet döneminde 500 bin nüfuslu İstanbul’da Eyüp, Galata, Üsküdar ve Beyazıt semtlerinde 408 hamamda 2 bin 321 tellak çalışıyordu. 1730’da bir grup tellak devletin kendi başına bırakıldığını, ekonominin kötüye gittiğini öne sürerek Patrona Halil’in önderliğinde ayaklandı. Sokağa dökülen gruba yeniçeriler de katılınca ayaklanma büyüdü. Yeniçeriler saraya yürüyüp III. Ahmet’i tahttan indirdi. 29 gün süren ve çok sayıda kişinin öldüğü ayaklanmanın ardından Birinci Mahmut tahta geçti. İsyanın elebaşısı Patrona Halil’i bir baskınla ortadan kaldıran Birinci Mahmut’un talimatıyla hamamlarda Arnavut kökenli tellakların çalıştırılması yasaklandı. Tarihi bilgiler her ne kadar bu şekilde yazsa da Patrona Halil’in bu hamamda çalıştığı nedense daha sonra sık sık dile getirilmeye başlandı ki hamam belki de böylece biran önce yıkılabilsin.

İSTANBUL’DA İLK DEFA O GÜN EZAN OKUNMADI

Tarihçi yazar Murat Bardakçının yazısına göre; 29 Eylül 1730’da Patrona Halil İsyanının 2. günü ezan okunmadı ve camiler kapatıldı. İşte Murat Bardakçı’nın köşesinde kaleme aldığı o ilginç yazısı; İstanbul’da, şehrin fethedildiği 1453’ün 29 Mayıs’ından bugüne kadar ezan sesi hiç eksik olmadı. Müezzinler asırlar boyunca günde beş vakit ezan okudular, işgal günlerinde bile ezan kesintiye uğramadı ama tek bir gün hariç: 1730’un 29 Eylül’ünde İstanbul’da ezan yasaklandı, hatta camilerde namaz kılınmadı. Şehirde ne kadar cami varsa, o gün kapalı kaldı. Deli İbrahim” adında bir softa çıktı. Patrona Halil ile yeniçeri ağalarının önüne geldi ve ”Mübarek bir davaya kalktınız. Zalimlerden hesap soruyorsunuz. Böyle büyük bir günde ezan okunmaz, namaz kılınmaz” dedi, derken bir de fetva verdi.

VE HAMAMIN HAZİN KADERİ BAŞLIYOR: DERİ DEPOSU OLUYOR
1930 yıllarına kadar çalışan Beyazıt Hamamı bu tarihlerden sonra caddeye komşu büyük kubbeli soyunma yerleri (camekânlar) bir şahsın mülkiyetine geçince deri deposu olarak kiraya verilmiş, arkadaki sıcaklık bölümleri ise kısmen demirci atölyesi olmuş, kısmen de kendi haline terkedilmiştir. Bu arada hamamı tahrip eden müdahaleler devam etmiş, kurşunları soyulmuş, tepe camları kırılmış, mermerler ve kurnalar götürülmüş, duvarlarda delikler ve geçitler açılmıştır. 1950-1960 arasında yıktırılması için gösterilen büyük gayretler başarılı olamayınca hamamın büyük mekânlarının İstanbul Üniversitesi tarafından alınması yoluna gidilmiştir. Rektör Nâzım Terzioğlu, cadde üzerindeki kubbeli iki soyunma yerini kütüphane ve okuma salonuna dönüştürülmek üzere tamir ettirmiş, fakat onun rektörlükten ayrılması, arkasından da vefatı üzerine bu proje gerçekleşmeden kalmıştır. Bugün hamamın içi eskisinden daha beter bir harabe haline gelmiş bulunmaktadır.

KADIN –ERKEK İYİ AYRI HAMAM
Beyazıt Hamamı erkekler ve kadınlar kısımlarına sahip bir çifte hamamdır. Yan yana olan kısmen taştan inşa edilmiş bu iki bölümün büyük kubbeli soyunma yerleri cadde kenarında olmakla beraber erkekler kısmının yüksek sivri kemerli bir taçkapı karakterinde olan girişi caddeye açılır. Çifte hamamlarda usulden olduğu gibi kadınlar kısmının kapısı ise yan sokak (Derviş Paşa sokağı) ile bağlantılıdır. Her iki kısım da aynı planda yaptırılmıştır. Yalnız kadınlar kısmının camekân bölümü diğerinden biraz ufak ölçüdedir. Soğukluk bölümlerinde giriş eyvanlarının iki yanlarında kubbeli hücreler vardır. Esas soğukluklar (ılıklık) ise üçer kubbelidir. Sıcaklık bölümleri dört eyvanlı tipte olup köşelerde halvet hücreleri bulunur. Arkada ise boydan boya külhan uzanır. Beyazıt Hamamı’nın bir diğer özelliği, suyunun aynı yerdeki çok derin ve geniş bir kuyudan dolapla çekilmesidir. 1920’lere kadar duran bu ağaç dolap bugün ortadan kalkmışsa da bu muazzam kuyu hamamın külhanı ile Hasan Paşa Medresesi arasında kurumuş olarak durmaktadır. Beyazıt Hamamı önünden geçen cadde 1955-1957 yıllarında genişletildiğinde zemin seviyesi de çok indirildiğinden, bu husus bilhassa cadde üzerindeki cephesinde belirlidir. Aynı zamanda şehrin en büyük ve âbidevî karakterde hamamı olan Beyazıt Hamamı, Türkleşen İstanbul’da yeni bir şehircilik anlayışına göre kurulan Beyazıt Külliyesi’nin bir parçası ve onu tamamlayan bir eleman olarak da değerlidir.


GÜNÜMÜZDE MÜZE OLARAK KULLANILMAKTADIR
İstanbul’daki 16. yüzyıl Osmanlı hamamları içinde gösterişli mimarisi, boyutu ve çifte hamam oluşu ile dikkati çeken II. Bayezid Hamamı, 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültürel Miras Listesi’ne alınan “İstanbul Tarihi Alanları” içinde yer alır. İstanbul Üniversitesi mülkiyetinde olan II. Bayezid Hamamı’nda, restorasyon sonrasında özgün kullanımına uygun olarak Türk Hamam Kültürü Müzesi olarak kullanılmaktadır. Giriş ücretsiz olup ziyaret edilebilir.

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=060054

http://muzeyum.istanbul.edu.tr/?page_id=6591

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website