Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu

Bilindiği gibi Galata –Fetih sonrasında hemen fethedilmemiş 143 yılından 1455 yılına kadar Osmanlı Bayrağı Galata Kulesi’nde dalgalanmamıştır.  Sebebi ise Fetih sonrası henüz ordunun ve halkın kullanacağı para sisteminin oturmamış olmasıdır. Zira o dönemde kullanılan para Galata’da darp ediliyor ve altın olarak kullanılıyordu. Ayrıca ticaret de Galata –Cenevizlilerin elindeydi. İşte Fatih Sultan Mehmet mevcut ekonomik ve ticari sistemi bozmamak için iki yıl boyunca buraya dokunmamıştır. Ta ki İstanbul’da Osmanlı kendi ticari sistemini oturttuktan sonra Galata’ya 1455 yılında Osmanlı Bayrağı çekilmiştir. Sembolik olarak da bugün Azapkapı olarak bilinen şimdi ki Saliha Sultan Çeşmesinin olduğu yerdeki Galata Surları’nın bir kısmı yıkılmıştır.

İstanbul Araştırmacısı Fahri Sarrafoğlu

İstanbul Araştırmacısı Fahri Sarrafoğlu

VE İLK CAMİ YAPILIYOR

Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethinden sonra Galata’ya komutan-vali olarak, aynı zamanda orduda müezzinlik yapan ,  Bereketzade Hacı Ali Bin Hasan’ı görevlendirir. Bereketzade,  göreve başladıktan hemen sonra, bugünkü  Galata Kulesi’nin yanı başına kendi adını taşıyan bir cami, bir medrese ve bir de çeşme yaptırır.  Bu caminin en büyük iki özelliği. Burada yapılan ilk cami olması ve caminin altından Galata Kulesi’ne giden bir tünel olmasıdır.  Bu durum Caminin kitabesinde de belirtiliyor. Daha  sonra yapılan kazılarda burada Bizans dönemine ait yapıların bulunduğu ortaya çıkarılmıştır.Kitabe’de Galata Kulesi’nden mescidin minaresine ve buradan da aşağıya Karaköy eski limana inen, ancak bir kişinin geçebileceği gizli bir geçidin varlığından söz ediliyor. Yapılan araştırmalara göre,  toprakla dolu olan tünelin 60 metrelik bölümü temizlenerek duvarları sıvanmış ve muhkem hale getirilmiş. Bereketzade Ali Efendi Camii; Beyoğlu, Galata Kulesi yakınında Beyoğlu Göz Hastanesi karşısındadır. Bölgeye “Bereketzade Mahallesi” adı verilmiş olup, aynı adı günümüzde de devam etmektedir.
CEMAAT YOK DİYE CAMİİ KAPANDI
Zamanla Müslüman nüfusun Galata bölgesinden ayrılması üzerine camii neredeyse sahipsiz kalmış ve 1920’li yıllarda kapalı kalmıştır. Bir müddet kadro dışı bırakılan mescit 1947-48 de tamamen yıktırılmış, haziresinde kalan asırlık ağaçlar ve mezarlarda 1952-53 de komşusu olan hastaneye otopark yapılmak üzere yok edilmiştir. Klasik üslüpta, üstü kiremit örtülü küçük bir ibadet yeri olan eski mescidden hiçbir iz kalmamışken, daha sonra aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır.

Caminin şimdiki hali taşınan  çeşmenin yerine yapılan başka bir çeşme

Caminin şimdiki hali taşınan çeşmenin yerine yapılan başka bir çeşme

VE TAŞINAN ÇEŞME
Bereketzade Çeşmesi’ni ilk yaptıran yine  Bereketzade Hacı Ali Bin Hasan’dır. Aradan geçen süre içerisinde yıkılan ve harap olan  çeşmenin yerine 1732’de Sultan I. Mahmut zamanında halkın su ihtiyacını karşılamak üzere, Defterdar Mehmed Efendi tarafından yeni bir çeşme yaptırılmıştır. Bereketzade Çeşmesi Lale Devri’nde yapılan en güzel çeşmelerden biridir. Süslemeleriyle dönemin tüm özelliğini yansıtmaktadır.

Galata Kulesinin karşısında bulunan asıl çeşme

Galata Kulesinin karşısında bulunan asıl çeşme

 

M. 1894 tarihinde ise, Bezmiâlem Valide Sultan’ın isteği ile Hazinedar Azm-i Cemal’in hayratı olarak aslına uygun olarak yenilenmiştir. Hazinedar Azmicemal Kalfa’dan sonra çeşme 1910’larda, “İstanbul Şehri Muhibleri Cemiyeti”nin teşebbüsü ile Evkaf Nezareti Sermimarı Ziya Bey nezaretinde yeniden tamir edilmiş, kırık mermerleri ve çalınmış olan dilimli kurnaları yeniden yaptırıldığı gibi üzerine bir de saçak inşa edilmiştir. Çeşme 1950’li yıllarda, Bereketzade Mescidi’nin yanındaki yerinden kaldırılmış, Galata Kulesi’nin Beyoğlu yönündeki yarım daire planlı avlusunu kuşatan eski bir duvar kalıntısının önüne nakledilmiştir. Şu an caminin köşesinde bulunan çeşme ise aslı değil, daha sonra yaptırılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website