İstanbul’un gecesinde bazı yapılar yalnızca aydınlanmaz; şehrin yüzyıllar boyunca biriktirdiği hikâyeleri de görünür kılar. Kariye’den Edirnekapı’ya uzanan bu dört mabet, farklı dönemlerin izlerini taşıyan İstanbul’un gece güzelliğine eşlik ediyor.
Fahri Sarrafoğlu (İstanbul Seyyahı)
İstanbul’u tanımak, yalnızca gündüz kalabalığında sokaklarını arşınlamakla olmaz. Akşamın sessizliği çöktüğünde, ışıkların belirginleştirdiği kubbelere, minarelere ve taş cephelere bakmak da şehrin geçmişine açılan başka bir kapıdır. Tarihî yarımadanın farklı noktalarında yer alan Kariye, Edirnekapı Mihrimah Sultan, Yavuz Sultan Selim ve Fethiye camileri; İstanbul’un çeşitli dönemlerini aynı gece manzarasında buluşturuyor.
Kariye Camii: Mozaiklerin ve fresklerin izinde
Kariye Camii, Doğu Roma döneminde Khora Manastırı’nın önemli bir parçası olan tarihî yapıdır. İçindeki mozaik ve freskler, yapıyı İstanbul’un sanat tarihi bakımından dikkat çekici eserlerinden biri hâline getirir. Osmanlı döneminde cami olarak kullanılan yapı, uzun süre müze olarak hizmet verdikten sonra yeniden cami statüsü kazanmış ve 2024’te ibadete açılmıştır. Kariye’nin ışıklar altındaki görünümü, çevresindeki eski İstanbul dokusuyla birlikte geçmişin farklı katmanlarını hatırlatır.
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii: Sinan’ın aydınlık tasarımı
İstanbul surlarının yanı başındaki Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan adına Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. 16. yüzyılda tamamlanan cami, yüksek konumuyla şehrin kara tarafındaki silüetinde belirgin bir yere sahiptir. İç mekânına çok sayıda pencereden süzülen ışık, yapının mimari etkisini güçlendirir; gece aydınlatması da bu zarif silüeti öne çıkarır.
Yavuz Sultan Selim Camii: Haliç’e bakan tepede
Haliç’e hâkim bir tepede yükselen Yavuz Sultan Selim Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından babası Yavuz Sultan Selim adına yaptırılmış ve 1522’de tamamlanmıştır. Büyük kubbesi, avlusu ve çevresindeki tarihî dokuyla İstanbul’un önemli külliye yapılarından biridir. Geceleri aydınlatılan cami, bulunduğu yüksek noktadan şehrin eski mahalleleriyle birlikte etkileyici bir görünüm sunar.
Fethiye Camii: Çarşamba’nın tarihî hafızası
Fatih’in Çarşamba semtindeki Fethiye Camii, Bizans döneminde Pammakaristos Manastırı’nın kilisesiydi. Yapı, III. Murad döneminde, 16. yüzyılın sonlarında camiye çevrildi ve Fethiye adını aldı. İstanbul’un tarih boyunca geçirdiği değişimin izlerini taşıyan cami, çevresindeki semt dokusuyla birlikte şehrin çok katmanlı geçmişini anlatır.
İstanbul’u gece de tanıyalım
Bu dört mabet, İstanbul’un tarihini tek bir döneme sığdıramayacağımızı gösteriyor. Her biri başka bir çağın, başka bir mimari anlayışın izini taşırken bugün şehrin ortak hafızasının parçası olmayı sürdürüyor. İstanbul’un gecesi de gündüzü kadar güzel; yeter ki başımızı kaldırıp şehrin anlattıklarına kulak verelim.
İstanbul’un tarihî güzelliklerini keşfetmek için: www.istanbulunsirlari.net
Siz de İstanbul’umuzu tanımaya gayret edin.




















Cevap Yaz