Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu 

Hasan Fehmi Paşa  Osmanlı’nın son dönem alimi ve devlet adamı !

20160424_074947 (Kopyala)

Fatih –Kemalpaşa Mahallesi Şirvanizeda sokağının hemen başında (Laleli’ye giderken, Laleli Camii’ne yakın)  bir türbe var. Bu türbeye dışardan bakarsanız önü, sağı-solu adeta kapanmıştır. Ön tarafında da taksi durağı olduğu için dışardan kimse bilmez burada türbe olduğunu. Üstelik yanında Kemal Paşa Camisi olmasına rağmen, taksiler yüzünden adeta türbenin hüzünlü bakış atar size, “beni de ziyaret edin” diye. İşte Hasan Fehmi Paşa, ki Osmanlı’ya çok büyük hizmet etmiş, hayırsever hem alim hem de devlet adamı.

İşte hakkındaki detaylı bilgiler:

EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ MÜTEVAZİLİĞİ
Hasan Fehmi Paşa (1836–1910), döneminde etkinliği olan sayılı devlet adamlarındandır. Hükümet merkezinde ve taşrada üstlendiği üst düzey görevleri üstün yeteneği, bilgisi ve medeni cesareti gibi niteliklerinden dolayı başarıyla yerine getirmiştir. Hukukçu olarak eğitim-öğretime katkıları, ilk Mebuslar Meclisinde İstanbul mebusu olarak bulunup ikincisinde Meclis başkanlığına getirilmesi akranları atasında öne çıkmasının önemli aşamaları olmuştu. Aydın ve Selanik valiliklerindeki hizmetlerini daha sonra bakan olarak sürdürmüş, birçok komisyonda görev alıp düşünce ve önerilerini raporlarla sunmuştur. Hasan Fehmi Paşa’nın en önemli özelliği mütevazı olmasıydı . Özellikle Valiliği süresince halkla çok iyi münasebet kurmuş, özellikle Selanik’te Arnavutluk’tan terhis olan askerlerin esnafa verdiği zararı İstanbul’la sormadan ,inisiyatif kullanarak derhal ödemiş ve halkın gönlünü kazanmıştır.

Kemalpasha_mosque

DEVLETLER HUKUKU KİTABINI İLK YAZAN24 Eylül 1882 (11 Zilkade 1299) tarihinde vezir oldu. Nafıa Nazırı iken kendisine vezirlik payesinin verilerek, vezirlik rütbesinin tevcih edilmesine teşekkür ederek Padişah’a olan bağlılığını yineledi (10 Ekim 1882) u sıralarda bir taraftan da Hukuk Mektebinde Ticaret Kanunu, Ticaret Hukuku ve Devletler Hukuku derslerini de okutuyordu Bu derslerden devletler hukukuna ait olanı için 1883 yılında “Telhis-i Hukuk-u Düvel” adlı kitabının yazımını 25 Haziran 1883’de tamamladı. Maarif Bakanlığının izniyle İstanbul’da aynı yıl basıldı.Eser, Methal ve iki kısımdan oluşmaktadır. Methalden hemen sonra giriş niteliğinde dört makaleden ilkinde genel hukuk ve devlet hukukunun tanımını yapmakta, ikincisinde devletler hukukunun dayandığı temeli ele almaktadır. Diğer ikisinde ise tarihçe ve uygulaması üzerinde durmaktadır. Kitabının birinci bölümünde sulh hukukunu, ikincisinde ise harp hukukunu ayrıntıları ile alt başlıklar altında incelemektedir. Eserin telif geliri, Hukuk Mektebine yazarı tarafından bırakılmışı. Bunun için takdirle karşılanmıştı.

 

EN ÇOK MADALYA ve NİŞAN ALAN PAŞALARDAN

  • Savaşta yaralanan, sakat kalan askerlere yaptığı para yardımından dolayı kendisine gümüş madalya verildi.
  • 10 Eylül 1878 Üçüncü rütbeden Osmanî Nişanı, Ağustos 1879 İkinci rütbeden Mecidi Nişanı, 28 Temmuz 1883 Birinci rütbeden Osmanî Nişanı,
  • 12 Eylül 1883 İmtiyaz Nişanın Gümüş Madalyası, 1883 Osmanlı Demiryollarının Avrupa Şimendiferleriyle iltikasına dair yapılan mukavele münasebetiyle Avusturya Devleti tarafından verilen “Koron de fer” nişanı
  • 22 Ağustos 1891 İran Devletince verilen Şir-u Hurşit Nişanı’nın kabulüne İrade çıkması.,
  • Mayıs 1892 Murassa Mecidi Nişanı, 1 Kasım 1893 Murassa İftihar Nişanı, 20 Mart 1896 Altın Liyakat , 24 Mart 1897 Hamiyet-i Vataniye Madalyası,
  • 11 Şubat 1898 Bulgaristan Emaretince verilen Birinci Rütbeden “Merit Sevil” Nişanı,
  • 28 Mayıs 1899 Gümüş Madalya, 25 Mart 1902 Murassa İmtiyaz Nişanı,
  • 1 Eylül 1902 Romanya Hükümetince Birinci rütbeden “Etuval dö Romani” Nişanının verilmesinin onayı alındı.
  • 11 Aralık 1903 Hicaz Demiryolu Altın Madalyası ile taltif edildi

YARDIM SEVERLİĞİ İLE TANINDIHasan Fehmi Paşa ve ailesi, yardımseverlikleriyle de tanınılıyorlardı. Telif ettiği adı geçen kitabından elde edilecek geliri Hukuk Mektebine bağışlamıştı. 1885’te Sapanca’ya bağlı Mahmudiye Köyünde adı ile anılan bir cami yaptırmıştı.1896 da “Tesisat-ı Askeriye Sandığı”na verdiği ianeden dolayı “Hamiyet-i Vataniye Madalyası”, asker malullerine yaptığı yardımdan dolayı da 1899’da Gümüş Madalya almıştı. Teke Sancağının hükümet merkezi olan Antalya yakınlarındaki 40 bin dönümden fazla arazisini eşi, Müslüman göçmenleri yerleştirmek şartıyla 1900 yılında devlete bırakmıştı

Kaynak: Ayten CAN TUNALI**Yrd. Doç. Dr. Öğretim Üyesi, Adnan Menderes Üniversitesi, Fen – Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website