Bir zamanlar gaz dağıtırken şimdi kültür ve sanat dağıtıyor. İstanbul Kadıköy Hasanpaşa’da bulunan gazhane bugünlerde müze haline getirilmiş ve ziyaretçilerini ağırlıyor. Biz de kısa da olsa buranın tarihini derledik. İşte detaylar:
KÖMÜRDEN ELDE EDİLEN GAZLA ISINMA
1860 lı yıllar ile birlikte İstanbul Anadolu yakasının aydınlatılması Kuzguncuk ta bulunan gazhane ile yapılmaktaydı. Bölgenin gelişmesi ve artan gaz ihtiyacı nedeni ile Kuzguncuk gazhanesinde yapılan gaz tedariki yetersiz kalınca yeni bir gazhane ihtiyacı doğdu. 1891 yılında Fransız demir fabrikatörü Mösyö Şarl Jorji (Charles George) ile  antlaşma yapıldı ve bu antlaşma  ile birlikte Kadıköy ve Üsküdar ile Beykoz sınırında kalan bu  bölgenin maden kömüründen elde edilen gaz aydınlatılması ve ısıtılmasına dair imtiyaz 50 yıl süre ile Mösyö Şarl Jöriye verildi. 1 Ağustos 1891 yılında mimar Guglielmo Semprini’ nin inşaasına başladığı gazhane 1892 yılında faaliyete geçti.
Kurbağalıdere yakınlarında bulunan gazhaneye kömür raylı sistem vasıtası ile getiriliyor ve burada hava gazına dönüştürülüyordu. Kurbağalıdere Gazhanesi, Kadıköy Gazhanesi gibi çeşitli isimlerle anılan Gazhane daha sonraları ise Hasanpaşa ismini aldı.
ZEYTİN ÇEKİRDEĞİ KULLANILARAK GAZ ELDE EDİLDİ
1. Dünya savaşına kadar olan süreçte ara vermeden çalışan gazhane savaşın başlaması ile bazı dönemlerde faaliyetlerine ara vermiş olsa da dönem dönem zeytin çekirdeği kullanılarak dahi olsa hava gazı elde edilmeye devam edil. Bu süreç de üretim aksamamasına dikkat edilmiştir. Savaşın sona ermesi ve cumhuriyet ile birlikte devam eden dönemde üretim  faaliyetlerine devam eden gazhane 1944 yılı ile birlikte İETT çatısı altında hizmet vermeye başladı.
İETT GARAJI OLDU
Gaza olan ihtiyacın azalması ile birlikte ise 13 Haziran 1993 tarihinde üretim faaliyeti durdurulan gazhane bu tarihten itibaren İETT’nin garaj, depo, hurdalık gibi ihtiyaçlarına yönelik kullanıldı. 1994 yılı itibarı ile atıl bir hal alan gazhane semt sakinleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri ile sonucunda sit alanı ilan edildi. İTÜ’nün hazırladığı restorasyon planının 2014 yılında kabul edilmesi ile birlikte mimar Afife Batur yönetiminde yenileme çalışmalarına başlanan yapının 2021 yılında “Müze Gazhane” adıyla İstanbul’ un yeni kültü ve sanat merkezi olarak açılışı yapıldı. Mimar Afife Batur un adının verildiği bir kütüphane, yeme içime alanları, iklim müzesi, karikatür müzesinin yanı sıra tiyatro salonları ve çeşitli sergi alanlarını bünyesinde barındıran Müze Gazhane Hasanpaşa Kadıköy’de ziyaretçilerini bekliyor.
Osmanlı’da Aydınlanan Sokaklar

İstanbul’da havagazı üretimi ve kullanımı 19. yüzyılın ortalarında, Dolmabahçe Sarayı’nın aydınlatılması amacıyla başladı. Saray için kurulan gazhaneler zamanla üretim fazlası sayesinde çevre semtlerin ve ana caddelerin aydınlatılmasına imkân verdi. Böylece havagazı, Osmanlı başkentinde modern kent yaşamının önemli bir unsuru hâline geldi.

Gazhaneler ve Kentin Enerji Altyapısı

Zaman içinde İstanbul’un farklı bölgelerinde gazhaneler kuruldu. Yedikule, Kuzguncuk ve Hasanpaşa gazhaneleri, şehrin hem Avrupa hem Anadolu yakasında havagazı kullanımını yaygınlaştırdı. Bu tesisler, İstanbul’un ilk büyük ölçekli enerji altyapı yatırımları arasında yer aldı.

Modernleşme, İmtiyazlar ve Ekonomik Yapı

Havagazı üretimi ve dağıtımı uzun yıllar boyunca imtiyaz sözleşmeleriyle özel şirketlere bırakıldı. Bu durum, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte devlet ile özel sermaye arasındaki ilişkilerin enerji altyapısı üzerinden nasıl şekillendiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Elektriğin Yükselişi ve Havagazının Gerileyişi

  1. yüzyılın başlarından itibaren elektrik enerjisinin yaygınlaşması, havagazının kent içindeki önemini giderek azalttı. Elektrik, daha temiz ve verimli bir enerji kaynağı olarak öne çıkarken, havagazı yavaş yavaş kullanım dışı kaldı. İstanbul’da havagazı üretimi 1990’lı yılların başında tamamen sona erdi.

Endüstriyel Miras Olarak Gazhaneler

Bugün İstanbul’daki eski gazhaneler, kentin endüstriyel mirasının önemli parçaları olarak korunmaktadır. Özellikle Hasanpaşa Gazhanesi’nin kültür ve sanat merkezi olarak yeniden işlevlendirilmesi, bu mirasın günümüz kent yaşamına kazandırılmasına örnek teşkil etmektedir.

Kaynakça

Ersoy, Ahmet. “Air Gas in Istanbul and the Economic History of Infrastructure.” İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. [PDF dosyası, kullanıcı tarafından sağlandı].

Ergin, Osman Nuri. (1995). *Mecelle-i Umur-ı Belediye*. İstanbul: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı Yayınları.

MERAKLISINA NOT: 

Havagazının Doğuşu: Avrupa’da İlk Denemeler
Havagazının tarih sahnesine çıkışı 18. yüzyılın sonlarına uzanır. 1785 yılında Fransız mühendis Philippe Lebon, ısınma ve aydınlanmada yanar maddelerden daha verimli şekilde yararlanabilmek amacıyla önemli çalışmalar yürüttü. Lebon, odunu ısıtarak damıtma yoluyla katranını çıkardı; elde edilen gazı su dolu bir kaptan geçirerek arındırmayı başardı ve bu gazın “ısı lambası” olarak adlandırılan lambalarda yanmasını sağladı.

Bu alandaki en önemli ilerlemelerden biri ise İngiliz mühendis William Murdoch tarafından gerçekleştirildi. Murdoch, 1812 yılında odun yerine maden kömürünü yakarak damıtma yöntemiyle daha emniyetli ve güçlü bir gaz elde etti. Üretiminin görece kolay olması ve sağladığı yüksek aydınlatma gücü sayesinde, kömürden elde edilen havagazı kısa sürede yaygınlaştı. Havagazı ilk kez 1813 yılında Londra sokaklarının aydınlatılmasında kullanıldı; İngiltere’yi Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri izledi. İstanbul sokaklarının havagazıyla aydınlatılması ise Londra’dan yaklaşık 43 yıl sonra gerçekleşti.