Genç yaşta şeyh olmuş bir tasavvufi şahsiyet

İstanbul Bebek’de sahilden giderken farklı ve oldukça estetik mimariye sahip Kayalar Mescidi’ni görürsünüz. Mescidin bahçesinde bulunan mezar taşında Melami Tarikatının en genç şeyhlerinden İsmail Maşuki ya da Oğlan Şeyh diye bilinen zat yatmaktadır.  Bu kadar genç yaşta nasıl başta İstanbul olmak üzere Osmanlı coğrafyasında insanların gönüllerine taht kurmuştur? . Onu idama götüren suçlamaları tartışacak değiliz. Bizim uzmanlık alanımız dışında. Kaynaklar ışığında hayatına kısaca değinmek istiyoruz. İşte detaylar:

AKSARAY’DAN İSTANBUL’A GELEN EN GENÇ ŞEYH
Hicri 914 ( 1507-8) tarihinde Aksaray’da doğmuş olan İsmail Maşuki, babası tarafından yetiştirilerek her geçen gün bilgisini ve görgüsünü artırmıştır. Bayramî-Melâmî şeyhi Pîr Ali Aksarâyî’nin oğlu olan İsmail Maşuki tarikat mensupları arasında aşk yolunda hayatını verdiği için Ma‘şûkī, babası şeyh olduğu için Çelebi Şeyh, halk arasında ise genç ve güzel olduğundan Oğlan Şeyh diye tanınır. İsmâil Ma‘şûkī çok genç yaşta İstanbul’a giderek irşat faaliyetine başladı. Şathiyyât türü (Şathiye: “Şath” kelimesi Arapça ‘da alaylı söz anlamına gelir. Tasavvufta ise sûfînin kendisinden geçtiği bir sırada söylediği şeriata aykırı söz ve hareket anlamına gelir. Hallâc-ı Mansûr’un (öl. 922) “Ene’l-Hakk” (ben Tanrı’yım veya Tanrı ile beraberim) sözü tasavvuftaki şath’ın en meşhur örneklerindendir.” sözleri halk arasında yayılan İsmâil Ma‘şûkī’ye gösterilen ilgi bazı kimseleri rahatsız etti.

19 YAŞINDA ŞEYH OLUYOR
Maşuki’nin İstanbul’a gelişinden bir yıl sonra babasının öldüğü ve kendisinin  henüz 19 yaşında olduğu melamı kaynaklarında verilmektedir. Özellikle İstanbul Ayasofya ve Bayazıt camililerindeki ateşli vaazlarının çok ilgi uyandırdığı, çevresine toplanan yığınların Osmanlı ulemasını rahatsız ettiği bilinen bir gerçektir. Ancak zamanla Kanuniye bilgiler ulaştırılmakta olup ve Kanuni’nin de babasına göstermiş olduğu ilgi ve alakadan dolayı Maşuki’i memleketine gitmesini tavsiye ile, yaşlı halifelerinin de buna uyması için baskı yaptıkları, Maşuki’nin se buna uymadığı anlatılmaktadır.

KISA SÜREDE HALKIN SEVGİSİNİ NASIL KAZANDI?
“İsmail Maşuki, büyük bir çekiciliğe sahip bulunuyordu. Genellikle camilerde va’zlar verir, tefsir aktarır; aydınlatıcı toplantılar yapıp yol gösterirdi.  Halktan ve askerden pek çok insanı kendisine bağlamıştı.  Söyledikleri halk arasında gürültülere neden oluyordu.” “Bir yıl kadar bu çalışmalarını sürdürdü. 935 ( 1528) yılında, zamanın müftisi olan ibn Kemal Paşazade’nin fetvası ile öldürüldü.

MEHDİLİK İFTİRASI ATILDI
Mehdilik iddiasıyla Kanuni Sultan Süleyman’a şikâyet edilen Aksaray’ı, memleketi Aksaray’da bir kez yargılanmış suçsuz bulunarak serbest bırakılmış, ikincisinde bizzat Kanuni Sultan Süleyman tarafından İran seferi sırasında yine Aksaray’da sorgulanıp suçsuz bulunmuştur. Genç yaşında Aksaray’dan çıkıp İstanbul’a gelen genç Şeyh bilgi ve tecrübelerini artırmak için bütün kütüphanelere girip çıkmış, din adamlarının vaazlarını kaçırmamıştır. Nasıl ki Aksaray kendisine dar gelip kaçıp İstanbul’a gitmek istediyse, edindiği bilgiler ve dinlediği hocalar da kendisine küçük gelmiştir.

YANLIŞ ANLAŞILDI TIPKI HALLAC’I MANSUR GİBİ
 Şeyhin fitneye sebep olduğu öne sürülerek Sahn müderrisi Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi’ye başvurup ve kendisinden onun katlinin sağlanmasını rica ettiler. Kanunî kendisine memleketine dönmesini tavsiye etti, ancak İsmâil vaazlarına devam etti. Onu suçlayanlar, Sarı Abdullah Efendi’nin ifadesiyle “gerçeğe aykırı fakat iddialarına uygun” bir fetva aldılar ve İsmâil Ma‘şûkī, İstanbul’a geldikten bir yıl sonra Şeyhülislâm Kemalpaşazâde’nin fetvasıyla idam edildi.

Söz konusu fetvanın metni günümüze ulaşmadığından İsmâil Ma‘şûkī’nin idamının hangi gerekçelere dayandırıldığı belirlenemedi. Oğlan Şeyh’le birlikte kimi tarih yazıcılarına göre 12, kimilerine göre 10 müridi de katledilmiştir. “935 hicri, yani 1528 yılında kısa bir mahkeme sonunda, Atmeydanı’nda kafası kesilip, başı ve vücudu ayrı ayrı Ahurkapu’dan denize atılmıştır. Halk arasında ermiş velilerden biri olarak saygı görmekte olan Oğlan Şeyh, müritlerinden birinin düşüne girip, cesedinin üç gün sonra karaya vuracağını ve arkasından başının geleceğini söyler. Derviş tarif edilen yerde beklemiş.  Önce cesedi, bir gün sonra da başı ortaya çıkmış Şeyh’in. Ve ikisini birleştirerek gömmüş. Sonra Kayalar adı verilen bu yere azizin türbesi yaptırılmıştır.”

Kaynaklar:

https://www.beyaztarih.com/ansiklopedi/ismail-masuki

http://itaatsiz.org/2016/01/09/seyh-ismail-masuki-1508-1528/

http://www.huseyingazi.org.tr/makale-39-oglan-seyh-ibrahim-masuki.html

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/112659

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website