Topkapı Sarayı’nda bulunan iki rakip takım !

Osmanlı İmparatorluğu döneminde de spor müsabakaları yapılırdı. Tıpkı Bizans döneminde olduğu gibi. Nasıl ki orada Maviler ve Yeşiller varsa, at yarışları yapılırsa, Osmanlı dönemine de Lahanacılar ve Bamyacılar vardı.  O kadar ki bu Lahanacılar ve Bamyacılar sonuna kadar fanatik olmaları ile de ün salmıştı. Yani mezar taşları bile yaptıkları sporun sembolü ile süslemekteydi.LAHANA

 

 

SARAYDA İLK TAKIMI
SULTAN ÇELEBİ MEHMET KURDU
Padişah Sultan Çelebi Mehmet (2.Murat’ın babası Fatih Sultan Mehmet’in dedesi) tarafından kurulan Osmanlı târihindeki ilk spor takımlarıydı Bamyacılar ve Lahanacılar. Bu 2 takımın elbette ki formaları ve renkleri de vardı. Lahanacılar yeşil, Bamyacılar mâvi kadifeden elbise giyerlerdi. Peki, neden Lahana ve Bamya derseniz eğer. Şehzadelerin eğitim gördüğü yer Amasya olduğu için o yörenin en çok yetişen iki sebzesi Lahana ve Bamya olduğu için takımların ismi Lahana ve Bamya olmuştur.

FANATİK MEZAR TAŞLARI
Saray tarafından desteklenen ve hatta Padişahların da bizzat oynadığı ve takım tuttuğu Lahanacılar ve Bamyacılar öldüklerinde bile mezar taşlarına Lahana ve Bamya sembolü koyarlardı. Bu da onların ne kadar takımlarına bağlı olduklarının bir göstergesiydi.

lahana-ve-bamya-anıtı-570x597

Padişahlar arasında  Sultan 3. Selim Lahanacıları tutarken, Sultan 2. Mahmut Bamyacıları tutuyordu. O kadar ki yaptırdıkları çeşmelerden merdiven trabzanlarının başlarına, diktirdikleri nişan taşlarına kadar tepelerine taştan bir lahana ya da bamya koydurmayı ihmâl etmemişlerdi.

CİRİT YAPANLARA CÜNDİ DENİYORDU
Atlı yiğit manasına gelen Cündi deniyordu, cirit oynayanlara. Hıristiyan dünyasında “Şövalye” neyse, İslam dünyasında da “Cündî” o idi. Oldukça iyi yetiştirilen cündîler, her şeylerini at üzerinde yapabilecek kadar kâbiliyetliydiler. Doludizgin koşan iki atın sırtında birbirlerinin başlarındaki portakalı oklarıyla vurabilir, atların dizginlerini eyerlerini değiştirebilir, hatta atları değişebilirlerdi.

65

O kadar hızlı koşarlardı ki; koşan bir ata dahi arkasından yetişip binebilir, at üzerinde çok iyi kılıç kullanır, hedefe ok atma, mızrak savurma, gürz kullanma başta olmak üzere envâi çeşit savaş tekniğini yapabilirlerdi. Lahanacılar ve Bamyacılar, “Cündîler” adı verilen atlı yiğitlerin cirit oynayan sporculardan oluşan takımlarıydı. Cündî olabilmek için çok iyi kılıç ve pala kullanabilmek, ok atabilmek ve illâki çok iyi ata binmek gerekiyordu. Kendileri gibi, atları da oldukça eğitimliydi. At, her şeydi onlar için. Bir kudret simgesi olan Padişah ve vezir tuğları dahi, atın yelelerinden ve kuyruğundan yapılırdı.

EVLİYA ÇELEBİNİN DİŞİ KIRILIYOR
Sultan İbrahim zamânında kaptânıderyâlığa kadar yükselmiş olan Seydî Ahmet Paşa, o kadar sert oynardı ki ÇİRİT oyununu , yaralanalar hattâ bir defâsında ölen bile olmuştu. Seydi Ahmet’in attığı bir cirit yüzünden biri hayâtını kaybedince Sultan İbrâhime şikâyet edilir. Sultan İbrâhim O’nun da katlini ferman buyursa da Seyit Ahmet Paşa’yı kaçırıp pâdişahtan saklayanlar, daha sonraları affı için de ferman almayı başarmışlardı.

68

Aynı Seyit Ahmet Paşa, ünlü Seyyah  Evliyâ Çelebi’nin de dişlerini dökmüştü yine bir cirit oyunu sırasında. Seyahatnamesinen öğrendiğimize göre Evliya Çelebi, zayıf, narin ve çocuk yapılı bir bedene sahip olmasına rağmen, oldukça atik ve çevikti. İyi ata biner, iyi cirit atardı. Yine kendisinden öğrendiğimize göre 1647 senesinde Seyit Ahmet Paşa ile oynadığı bir cirit esnâsında dört dişi kırılmıştır. Bu kırılan dişlerini Viyana’da yaptırdığını yazar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir