KAHİRE HALKININ MEMNUN OLDUĞU PAŞA 

Fatih İlçesi Akşemsettin Mahallesi Hüsrev Paşa Sokak üzerinde farklı bir türbe var. Kimi kayıtlarda türbenin içinde mezar yok, kimi kayıtlarda ise içinde dört tane sanduka var. Ama gerçek olan şu ki burası Hüsrev Paşa’nın türbesi ve mezarı da içerde. Bu türbe İstanbul’da bulunan Vezir türbeleri içerisinde Mimar Sinan’nın yaptığı en önemli ve farklı bir türbe. Farklılığı daha büyük olmasıdır. Hüsrev Paşa Deli Hüsrev ya da Divane Hüsrev Paşa diye de anılmaktadır. Ama konumuz onun deliliği değil. Hüsrev Paşa Mısır halkının gönlünde büyük yer etti, halk onu çok sevdi. Hatta O’nun döneminde Mısır’da emniyet o kadar üst düzeydeydi ki evlerinin kapılarının kilitlemedikleri bile kaynaklarda yazılıyor. İşte Hüsrev Paşanın ilginç hikâyesi:

DEVLETİN VERDİĞİ HER GÖREVİ YAPTI,
Fatih h-Yenibahçe diye bilinen bu semtte Hüsrev Paşa Türbesi ve Tarîk-i Rıfâîyye meşâyıhından Bağçevan Şeyh Mehmed Ârif Efendi Türbesi de var. Hüsrev Paşa’nın geçmişine baktığımız zaman O’nun kendisine verilen her görevi yaptığını görürüz. Öyle ki o dönemki Osmanlı coğrafyasında neredeyse görev almadığı belde yok gibi.
ENDERUNDA YETİŞMİŞ BOŞNAK DEVŞİRME
1495’ten önce doğduğu sanılmaktadır. Boşnak asıllı bir devşirme olup II. Selim dönemi vezirlerinden Lala Mustafa Paşa’nın büyük kardeşidir. Ailenin Sokullu ailesiyle akrabalığı olduğu tahmin edilmektedir. Lala Mustafa Paşa’nın biyografisini veren Âlî Mustafa Efendi onun Sokullu ailesine mensup olduğundan bahsederse de Hüsrev Paşa’nın biyografisinde bu bilgilere yer vermez. Enderun’da yetişen Hüsrev kapıkulu süvari bölüklerine dahil oldu. Âlî’nin verdiği bilgiye göre, işlediği bir suç yüzünden bu görevinden alınınca bir süre müstakbel vezîriâzam Kara Ahmed Paşa ile birlikte hareket etti; “Rum ellerinde” haydutluk yaparak yahudi tüccarlarını ve haraç toplayan görevlileri soyup devletten alamadıkları ulûfelerinin karşılığını bu şekilde topladılar, ancak fazlasına dokunmadılar (Künhü’l-ahbâr, vr. 345a-b). Daha sonra bazı vezirlerin aracılığı ile affedilip İstanbul’a gelen Hüsrev tekrar saraya girdi. Burada sırasıyla çaşnigîrlik, kapıcılar kethüdâlığı ve mîrâhurluk görevlerinde bulundu.
ÜÇ PADİŞAHA HİZMET ETTİ
Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferine katılan Hüsrev Paşa 25 Ağustos 1514’te Karaman beylerbeyliğine getirildi. Bu sıfatla Diyarbekir üzerine gönderilen kuvvetlere katıldı; bu sırada Harput’u üç günlük bir kuşatmadan sonra ele geçirdi (1516). Aynı yıl Mısır seferine iştirak etti. Mercidâbık Savaşı’nda ordunun sağ kanadında yer aldı. 1520’de Bozoklu Celâl diye anılan Kızılbaş Şah Velî (Lutfî, s. 284), ertesi yıl Canbirdi Gazâlî ayaklanmalarının bastırılmasında görev aldı. 1521 yılı başlarında Anadolu, ardından aynı yılın sonlarında Bıyıklı Mehmed Paşa’nın ölümüyle boşalan Diyarbekir beylerbeyliğine tayin edildi. Bu görevde uzun süre kalan Hüsrev Paşa İran sınırında güvenliği sağlamaya, daha önce Osmanlı idaresine girmiş olan Kürt aşiretlerinin merkezî hükümete bağlılıklarını güçlendirmeye ve âsileri cezalandırmaya çalıştı; 1526’da Anadolu’da çıkan ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynadı (Celâlzâde, Tabakātü’l-memâlik, vr. 162a vd.). Bu arada merkeze İran’la ilgili haberler ulaştırdı.

SERT MİZACI YÜZÜNDEN GÖREVİNDEN OLDU
1535 Şubatında Hadım Süleyman Paşa’nın yerine vezâretle Mısır beylerbeyi oldu (Lutfî, s. 351).
1536 Aralığına kadar süren bu görevi esnasında Hüsrev Paşa Mısır hazinesini iyice doldurarak merkeze gönderilen irsâliye miktarını arttırdı. Hadım Süleyman Paşa’nın yıllık sekiz yük irsâliyesini Hüsrev Paşa on veya on iki yüke çıkardı. Ancak bu artışın halktan haksız yere toplanan vergilerle olabileceği endişesiyle başta padişah olmak üzere Osmanlı hükümetini kuşkulandırdı. Hüsrev Paşa kendisini savunmak için, bu fazlalığın Mısır’daki sulama tedbirlerinden dolayı üretimin artmasından ve selefi zamanında bir donanma inşa edilerek büyük masraflara girişildiği halde kendi döneminde öyle bir masraf olmadığından kaynaklandığını söylediyse de bunlar Kanûnî’yi pek tatmin etmedi. Gönderilen özel bir soruşturma heyeti suçluluğunu ispatlayamadıysa da gözden düştü ve görevinden alındı. Sert mizacı yüzünden katı bir idareci olmakla birlikte valiliği zamanında Mısır’da refah ve güvenliğin hüküm sürdüğü, hatta Kahireliler’in geceleri evlerinin ve dükkânlarının kapılarını açık bırakabildikleri belirtilmektedir.

TEKRAR VEZİR OLUYOR
1537 yılı başlarında üçüncü defa Anadolu beylerbeyi olan Hüsrev Paşa ertesi yılın haziran ayında Rumeli beylerbeyiliğine terfi etti (Celâlzâde, Tabakātü’l-memâlik, vr. 297b) ve aynı yıl içinde Kanûnî’nin Boğdan seferine katıldı, 1539’da Castelnovo’nun alınmasında rol oynadı ve Budin’in savunmasında bulundu. Bu başarıları üzerine Kanûnî tarafından dördüncü vezir rütbesiyle Kubbealtı’na alındı (1541). 1543’te Estergon ve İstolni Belgrad seferlerine iştirak etti, fetihlerinde önemli rolü oldu.
ÜZÜNTÜ MÜ AÇLIK MI ÖLDÜRDÜ?
Öteden beri aralarının açık olduğu Süleyman Paşa’ya Rüstem Paşa’nın da entrikalarıyla bir divan toplantısında hançer çekecek kadar işi ileriye götüren Hüsrev Paşa 13 Ramazan 951 (28 Kasım 1544) tarihinde vezirlikten azledildi. Bu arada rakibi Süleyman Paşa da vezîriâzamlıktan alındı ve yerine Rüstem Paşa getirildi. Vezirlikten alınmasının verdiği üzüntü ve ümitsizlikle günlerce, bir rivayete göre on yedi gün (Lutfî, s. 434) yiyip içmekten kesilen Hüsrev Paşa bir süre sonra öldü. İstanbul Fatih Yenibahçe’deki muhteşem türbesinde medfundur.
EN SÜSLÜ VE EN GÖSTERİŞLİ TÜRBE
Mimar Sinan’ın eseri olan Hüsrev Paşa’nın türbesi, o zamana kadar sadrazamlık makamına yükselmemiş vezir türbeleri arasında en süslüsü ve gösterişlisidir. 952 (1545) tarihli kitâbesinde, “Mezâr-ı Hüsrev Paşa rahmetullāhi aleyh” yazısından sonra, “Hak kıyâmette inâyet eylesin / Mustafâ ona şefâat eylesin // İşitenler dediler târîhini / Dâim Allāh ona rahmet eylesin” mısraları okunmaktadır (bk. HÜSREV PAŞA TÜRBESİ). Kaynaklarda korkusuz, pervasız oluşu yüzünden “Deli”, “Divane” diye anılan Hüsrev Paşa’nın türbesi civarında mektebi, çarşısı ve çeşmesi de vardır (Evliya Çelebi, I, 319). Ayrıca Mısır beylerbeyiliği zamanında Kahire’de geçit, sarnıç, çeşme ve mektep gibi tesisler, Diyarbekir beylerbeyiliği sırasında burada bir cami, medrese ve hanlar yaptırdığı bilinmektedir. Hüsrev Paşa’nın Halep’teki Hüsreviyye Camii ve Külliyesi de Mimar Sinan’ın eseridir. Oğlu Kurt Bey, şehzadeliğinde II. Selim’in nedimi olmuş ve bazı yerlerde sancak beyliği yapmıştır.

 

Kaynak: https://islamansiklopedisi.org.tr/husrev-pasa-deli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website