Efendim şimdi soracaksınız niye garip diye, garipliği şuradan adı Çuhacı Han, yıllarca burada Çuhacı esnaflarının iş yerleri varmış. Sonradan birden bire kuyumcu atelyöleri birden bire dolmaya başlamış. Bu arada tabii ilginç bir şey de olmuş, yine birden bire mescidi kaybolmuş. Hiç mescid kaybolur mu canım demeyin. Kaybolur, bir gece de işyeri kullanımı için atölyeye çevrilmiş. Dahası var bitmedi, birde bu Çuhacı Han esnafının bir sırrı varmış yıllar önce, işe başlamadan önce nasıl dua ederlermiş biliyor musunuz?  E hadi onu da devamını linke tıklayalım okursunuz:

unnamed

ÇUHA NEDİR? NEDEN ÇUHA?
Çözgü ve atkısı yün yapağıdan iğrilmiş iplikten, havlı ve düz renkte, sade, tok bir kumaştır. XV. yüzyıl ortalarından itibaren en iyi cinsinin, Selânik fethedilinceye kadar Eğin’de dokunduğunu ve bunlardan padişahlara ve şehzadelerine giyim eşyası yapıldığını muhtelif kaynaklardan öğrenmekteyiz. Genelde yeşil olurlar ve bilardo masalarına gerilenler kaliteli ince tüyü tümseği fazla olmayan kumaşlardır. Neden çuha derseniz, padişahların, şehzadelerin ve tekkelerde kullanılan olmazsa olmaz kumaşlardandır. Yedi renge boyanan çuhalar, giysi, perde ve minder yapımında kullanılırmış

NEVŞEHİRLİ DAMAT İBRAHİM PAŞA KURDURUYOR
Çuhacı Han, Mahmutpaşa Yokuşunun başında Kılıççılar Sokağı ile Çuhacı Han Sokağı arasındadır. Kitabesi olmayan yapının mimarı bilinmemektedir. Vakıf kayıtlarına göre Lâle devrinde Nevşehirli Damat İbrahim Paşa (1718-1730) tarafından Çuhacıların ticaretleri için yaptırılmıştır. Hatta Çuhacılar loncası Kethüdasının da bu hanın içinde oturduğu ve bu esnaftan dolayı da adının “Çuhacılar Hanı” olduğu bilinir. Hanı daha sonra Çuhacı esnafı terk etmiş ve onların yerini ‘kuyumcu ve gümüşçüler ’almıştır.

unnamed-3

Çuhacı Han 29 Eylül 1755’deki büyük Hocapaşa yangınında yanmış, günümüzdeki bina ise bu yangından sonra kısmen yenilenerek yapılmıştır…

ÇARŞI AÇILIRKEN DUA İLE AÇILIYOR PEKİ İŞE GEÇ GELEN NE YAPIYOR?
Çuhacı Han’ın bir özelliği varmış. Çuhacı Han esnafı sabah namazını mutlaka girişteki mescitte kılıyor ve namaz sonrası yetişemeyenleri de bekleyerek en geç “işrak” dan sonra yani namazdan 45 dakika kadar bekliyorlar. Sonra önce Salati Tuncina duası ile dua başlıyor ve Çuhacı Kethüdasının haydi bismillah bereket ola diyerek Çarşının kapısı açılıyormuş. Eee, namaza gelemeyen ya da duaya yetişemeyen ne yapıyor derseniz? Kethüdanın önce ikazına mazhar oluyor sonra da geç geldiği için çarşının temizliği ve özellikle HELASININ o günkü t temizliğini yapıyorlarmış ki aynı zamanda “nefis terbiyesi de veriliyor.

HANIN YERİNDE MESCİD VARMIŞ
 Han yapılmadan önce yerinde İğneci El-hac Hasan Ağa’nın mescidi olduğunu Hüseyin Ayvansarayi Hadikatü’l-Cevâmi isimli eserinde yazmaktadır. Tuğla ve taş karışımı olarak inşa edilmiş olan bu yapı iki katlı ve dikdörtgen avluludur. Çuhacı Hanı sokağındaki girişi sade, yuvarlak taş kemerli bir açıklık şeklindedir. Bu girişin üzerinde yedi adet ve üç sıralı taş konsollar üzerine oturan taş ve tuğla karışımı bir bindirmeliği vardır. Han inşa edildiği sırada yeniden yapılmış olan mescit bu mekanda idi ve 1914 yılına kadar kullanılmış olup bu tarihten sonra atölye haline getirilmiştir. Bu bindirmeliğin sivri kemerli, sağır alınlıklı iki büyük dikdörtgen pencerenin alt ve üstünde daha küçük pencere bulunur. Giriş 21 x 28 m. ölçüsündeki dikdörtgen avluya uzun ve çapraz tonozlu bir geçit ile bağlanır. Avlunun etrafında payelere oturan sivri kemerli üzerleri manastır tonozu ile örtülü iki katlı revak bulunur. Revakların iki yanındaki taş merdivenlerle üst kata çıkılmaktadır. Köşelerdeki iki merdiven ise depo olarak kullanılan bodruma inmektedir. Günümüzde yapılan ilavelerle orijinal özelliklerini tamamen kaybetmiş olan bu hanın 1964 de 1/4 hissesi Vakıflar’a geri kalanı ise şahıslara aittir.

Mescide Han Kapısı’nın sağ tarafından, önce beş basamak taş, sonra beş basamak da ahşap merdivenle çıkılır. Her iki kısmı da beşlik kubbe örtülüdür. İkinci kısmı ikinci katında 8 ve 9 numaralı odaların arasındadır. 1964’te eski Mescidin alt kısmında bir karyola imalathanesi, üst kısmında da bir dökümcü atölyesi bulunuyordu. İlk kısmında sokağa bakan demir parmaklık korkuluklu ezan mahalli hâlâ durmaktaydı: (1964)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website