İstanbul sadece Osmanlı değil Bizans döneminden de çok güzel tarihi eserleri barındırıyor. Osmanlı döneminde bu eserler yok edilmemiş, tam tersi korunarak günümüze kadar gelmesi sağlanmıştır. İşte bunlardan bir tanesi de Ayasofya’nın içinde bulunan dünyanın en büyük vaftiz havuzudur. Havuz önce vaftizhanenin ortasındaydı. Yani bugükü Sultan İbrahim ve Sultan Mustafa türbelerinin bulunduğu kısımda. Ancak vaftizhane türbeye dönüştürülürken, havuz kırılmadan taşınarak bugünkü yerine yani Ayasofyanın iç avlusuna konmuş.  2010 restorasyon çalışmaları sırasında Vaftiz Havuzu temizlenerek yerli ve yabancı turistlerin görmesi için ziyarete açıldı.

DÜNYANIN EN ESKİ VE EN BÜYÜK VAFTİZ HAVUZU
Ayasofya’nın inşa edildiği Justinianus Dönemi (M.S.6 Y.Y.) ve bir iddiaya göre önceki dönemlerden kalma vaftizhane 1453’ten sonra camiye çevrilen Ayasofya’nın iç aydınlatmasında kullanılan kandillerin yağ deposu olmuştu. 1639’da vaftizhanenin içindeki büyük “Vaftiz Havuzu”, vaftizhane avlusuna çıkartılmış, vaftizhane alanı önce Sultan İbrahim ve sonra Sultan 1. Mustafa’nın buraya gömülmesiyle türbeye dönüştürülmüştü. Daha sonra da Ayasofya’nın 1935’de müze olarak faaliyete geçmesinden sonra 1943’de avlu bölgesinde yapılan araştırma kazısında yekpare mermerden oyulmuş vaftiz havuzu ortaya çıkarıldı.
YAĞ KÜPLERİ İLE BİRLİKTE SERGİLENİYOR
Vaftiz Havuzu’nunun dıştan uzunluğu 3.32 metre, dıştan genişliği 2.52 metre, dıştan yüksekliği 1.51 metre, içten uzunluğu 3.26 metre, içten genişliği 2.52 metre, içten derinliği 1.16 metre, basamak yüksekliği 1.16 metre. Doğu Roma – Erken Hristiyan sanatının bütün özelliklerinin yansıtan bu büyük havuzun bulunduğu vaftizhane atriumunda Osmanlı Dönemi’ne ait Bizans Sanatının sütun ve mermer örnekleriyle beraber görülebilecek.
EVLİYA ÇELEBİ BURADA TÜRBEDARLIK YAPTI
Ayasofya’daki vaftizhanenin 1639 yılına Osmanlı döneminde yağ deposu olarak kullanılmasından dolayı o dönemden kalma yağ küpleri de ziyaret sırasında görülebiliyor. Özellikle camilerde kullanılan yağ ve Ramazan ayında kullanılan mahyalar için gerekli olan yağların depolandığı yer burasıydı.  Evliya Çelebi’nin bu türbede türbedarlık yaptığını da hatırlatmakta fayda var. Bu nedenle Seyahatnamesi’nde bu vaftizhane ve vaftiz teknesi hakkında bilgiler bulunmaktadır.
LATİN İŞGALİNDE KAÇIRILAN EŞYALAR
Haluk Dursun Bey’in verdiği bilgiye göre bu
havuz, ilk dönem Hristiyanlığında toplu vaftizlerde kullanılan, insanların içine bir merdivenden girip diğer merdivenden çıktığı bir vaftiz havuzudur. Başlarında ikonaların konulduğu bölümleri vardır, ancak büyük bir ihtimalle Latin istilası sırasında, Ayasofya’nın birçok kıymetli objesi çıkarıldığı gibi onlar da çıkarılmış. Herhalde bu vaftiz havuzunu, İstanbul’un fethinden sonra ortaya konarak sergi için görülebiliyor. Çünkü Ayasofya cami olarak kullanılmaya başlandıktan sonra vaftiz havuzu hiç kullanılmadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website