Hazırlayan: Fahri Sarrafoğlu

Tarih kitaplarında hep bize öğretilen nedir, Osmanlı İmparatorluğu. Peki, ama gerçekten Osmanlı Devleti’nin adı Osmanlı İmparatorluğu mudur? Kim demiş Osmanlı İmparatorluğu de diye bizde inanmışız. Yıllardır aynı şekilde bu kelimeyi kullanıyoruz. İmparatorluk dediğimiz zaman, “sözcüğün “empire” kökenli olmasından dolayı yani sömürgeci devleti ifade etmektedir. Peki, Osmanlı Devleti “Sömürgeci bir devlet midir? Yani egemenliği altındaki devletleri sömürmüş müdür?  Bunu evet dememiz elbette mümkün değildir. Aldığı vergilerin iki üç katını tekrar oraya yatırım yapan bir devlet nasıl sömürgeci olabilir. Neyse esas konumuza dönelim. Bu imparatorluk ilk defa nereden çıkmış. İşte onun detayları:

DEVLETİN ESAS ADI “DEVLET-İ ALİYYE-İ OSMANİYE”DİR
Osmanlı orijinal belgelerinde, devletin adı “Devlet-i ‘Aliyye-i Osmâniyye” (Pek Yüce Osmanlı Devleti) dir. Osmanlı Devleti aslında bu ibareyi yani Osmanlı İmparatorluğu ibaresini Kırım Harbinden sonra kullanmaya başlamıştır. Niye o güne kadar ne Fatih Sultan Mehmet, ne Yavuz Sultan Selim, ne de Kanuni bu ibareyi kullanmadı.  Kırım Harbi (1853-56) esnasında Londra’da toplanan ve müttefiklerin eline düşmandan düşen ganimetlerin paylaşılması için yapılan toplantı sırasında ilginç bir durum ortaya çıktı. Osmanlı Devletinin temsilcisi Kostaki Musurus Paşa, alışılmış alfabetik sıraya göre, o zamana kadar Avrupa siyasî belgelerinde kullanılan şekliyle “Sublime Porte Ottoman” (Osmanlı Bâb-ı Âlisi) adına imza atsa, imzası, küçücük Sardunya devletinin temsilcisinden sonra geleceği için, İstanbul’a danışmadan, “L’Empire Ottoman” tabirini kullandı. Musurus Paşa, iyi niyetle böyle davrandı; 19. yüzyılda Avrupa diplomasi dili, (İngiltere dışında) Fransızca idi. Ancak bu olay, 19. yüzyılın ikinci yarısındadır ve Osmanlı’nın kendisine “yabancı” dilde kullandığı sözdür. Bütün Osmanlı orijinal belgelerinde, kitaplarda, devletin adı “Devlet-i ‘Aliyye-i Osmâniyye” (Pek Yüce Osmanlı Devleti) dir.

maxresdefault

L’Empire Ottoman, sâdece dış yazışmalarda sonradan kullanıldı, (1856 dan yıkılışa kadar 60 küsûr yıl, yâni 600 küsûr yıl yaşayan devletin hayâtının 10 da biri kadar).

OSMANLI DEVLETİNİN EN TECRÜBELİ DEVLET ADAMIDIR
Ailesi Girit Resmo kökenli olan Kostaki Musurus (Musuros), 1807’de Fener’de doğdu. Aylık 6.000 kuruş maaşla 1840 yılı Mayıs ayı içerisinde Atina’ya büyükelçi olarak atandı. 5 Ekim 1848 tarihinde Viyana Elçiliği’ne memur kılındı. 3 Mart 1851 tarihinde Kıbrıslı Mehmet Emin Paşayerine Londra Elçiliğine atandı. 1878’de, II. Abdülhamit döneminde Meclis-i Ayan üyeliğine getirildi. Emekli olduğu 16 Aralık 1885 tarihine kadar 35 yıl Londra’da kesintisiz olarak elçilik yaptı. Dante’nin İlahi Komedya adlı eserini Türkçe ve Yunanca’ya çevirmiştir. Londra’dan döndüğünde Osmanlı Devleti’nin en tecrübeli diplomatı konumundaydı. Bu yüzden kendisine elçilerin şeyhi anlamında Şeyh’üs Süfera denildi. 3 Ağustos 1888 tarihinde Harikzadegan Komisyonu Reisliğine seçildi. 1891 yılı Şubat ayı içerisinde vefat etti

Osmanlı Devleti ilk defa bir gayrimüslim devlet adamına “Büyükelçi” rütbesini verdi. Bunun geri planında yatan neden, yukarıda belirtilen hizmetleriyle iyice kuvvetlendirdiği sadakati vardı ki bunun diğer adı Osmanlılıktı. Osmanlılık, Tanzimat Fermanı ile sistemli hale getirilen reform programının bir parçasıydı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website