ÇEŞMENİN TUĞRASI NİYE YOK?
Beyazıt Devlet Kütüphanesinin girişinde bulunan bu çeşmeye dikkat ettiniz mi? Çeşmemiz ne kadar güzel ama küçük bir eksiklik var fark ettiniz mi? Padişah Tuğrası yok, düşmüş veya yapılması unutulmuş değil. İşgüzar bir bürokrat tarafından harf inkılabı sonrası kazılmış… Evet, tıpkı Sultanahmet’te bulunan Cevriye kalfa Mektebinin girişindeki tuğranın kazınması gibi bu çeşmenin tuğrası da yok edilmiş. Neden mi? Bilmem okuyun nedenine siz karar verin.  İşte garip çeşmenin hikâyesi:

TUĞRA KALDIRILSIN DİYE KANUN ÇIKARTILDI
Rize Mebusu Ekrem Bey bir kanun teklifi verir (29.2.1926)  “Gerek İstanbul gerek Ankara’da, Osmanlı dönemine ait tuğralar ve halkını tutsak eden hükümdarlara yazılan methiyeler nice binanın giriş kapısında sanki cumhuriyetimize meydan okurcasına durmaktadırlar… Bu tuğra ve levhaların çocuklarımızı zehirlemesine izin veremeyiz. Derhâl kaldırılmasına ve yerlerine cumhuriyet arması konulmasına…”

Meclis bu saçmalığı ciddiye almaz, Millî Eğitim Encümeni’ne gönderir başından savar. Gariptir, encümen teklifi yerinde bulur ve karar verir: “Sanat değeri olan levhaların sıvanmasına, diğerlerinin kazınmasına… Yerlerine cumhuriyeti öven yazılar yerleştirilmelidir mutlaka. Diyelim şahsi binanızın üzerinde yazı var.  “ Bu kabil tuğra ve arma ve kitabe bulunan hususi binalar, yazılar kaldırılmadıkça faaliyet ve münasebetlere tahsis olunamaz!”

2.ABDÜLHAMİT HAN EMANETİ
Beyazıt Külliyesi’nin imareti olan, günümüzde Beyazıt Devlet Kütüphanesi olarak hizmet veren binanın duvarında yer alan pencere görünümündeki çeşme, 1884 yılında yapıldığı tahmin ediliyor. Bu çeşme aslında yolun karşı tarafında iken daha sonra buraya taşınıyor.

TÜRKİYE’NİN İLK MİLLİ KÜTÜPHANESİ 134 YAŞINDA
Beyazıt Devlet Kütüphanesi, II.Abdülhamid döneminde ve Şahsi bütçesinden de ayırdığı para ile, 1884 yılında, Kütüphane-i Umumî-i Osmanî adı ile Türkiye’nin ilk Millî kütüphanesi olarak, dualarla açıldı. 2018 yılında 134. yaşını dolduran kütüphanede bugün 600.000 üzerinde eser istifadeye sunulmuş durumdadır. Kitabe, Kütüphane’nin Kütüphane olarak kullanılmak üzere düzenlenmeye başlandığı tarih olan hicri 1300, Miladi 1882 tarihlidir. Maarif-i Umumiye Nizamnamesinin 1869’da çıkarılmasından sonra İstanbul’da genel kapsamlı bir kütüphane kurulması için Sadrazam Sait Paşa ve Maarif Nazırı Mustafa Nuri Paşa, Beyazıt imaretini Maarif Nezareti’ne devredilmesini sağlamışlardır. İmaretin kütüphaneye dönüştürülmesi için 27 Eylül 1882’de başlayan çalışmalar,1884’de tamamlanmıştır. Sultan II. Abdülhamit de bu çalışmalara özel bütçesinden katkıda bulunmuş hatta kütüphanenin parkelerini Paris’ten getirtmiştir. Bina, Kütüphane-i Umum-i Osmani adıyla 24 Haziran 1884’te hizmete açılmıştır.

AYNI ANDA 400 KİŞİ İSTİFADE EDEBİLİYOR
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra kütüphane “Beyazıt Umumi Kütüphanesi” ismini almıştır. Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu’nun 1934’de yürürlüğe girmesinden sonra Türkiye’de yayınlanan her eserden bir nüshanın bu kütüphaneye gelmesi dolayısıyla, koleksiyon hızla büyümüş ve mekanda yer darlığı baş göstermiştir. Türkiye’deki uluslararası formlara göre ilk katalog çalışması da, 1939’da burada başlamış, yazar ve kitap isimlerine göre düzenlenen iki katalog 1944’de tamamlanmıştır. 1946’da yapı onarılmış ve kullanım alanı genişletilmiştir.

Zamanla bu mekanlar da ihtiyacı karşılayamaz hale gelince, kütüphanenin bitişiğindeki eski “Dişçilik Mektebi” de kütüphaneye tahsis edilmiştir.  1979’da başlayana yenilenme çalışmaları 1988’de tamamlanmış ve kütüphane törenle yeniden hizmete açılmıştır.1205 metre kare üzerine üç katlı olarak planlanan bina, ortadan ikiye ayrılmış; bir kısmına idare ve okuma salonları yapılmış, diğer kısmına ise bir milyondan fazla kitabı alacak şekilde altı kat çelik konstrüksiyon depo inşaa edilmiştir.

Kütüphanede Kitap Okuma Salonundan ayrı olarak “Nadir Eserler”, “Gazete ve Dergi”, “Harita-Afiş”, “Para-Pul”, “Müzik Dinleme”, Video ve Film İzleme”, “Atatürk ve İnkılapları”, “Gazte Okuma” bölümleri bulunmaktadır. 1992 yılında kütüphanenin ikinci katına görme engelli okuyuculara hizmet vermek amacıyla özel bir bölüm açılmıştır. Ayrıca bir de lisan laboratuvarı hizmete girmiştir. Beyazıt Kütüphanesi’nde, aynı anda 400 kişinin yararlanmasını sağlayan okuma salonunun yanı sıra, eğitici ve kültürel etkinliklere açık konferans salonu, cilt atölyesi, personel yemekhanesi, okuyucu kantini, fotokopi servisi, mikrofiş sistemi ile çağın kütüphanecilik alanındaki tüm yenilikler mevcuttur.

 

İçerisinde 600.000 civarında kitap, 11.000’i aşkın yazma, 25.000 kadar da süreli yayın bulunana kütüphaneden, yılda 40-50 bin civarında araştırmacı yararlanmaktadır.

Kaynaklar:
http://www.degisti.com/index.php/archives/13960
http://www.beyazitdevletkutup.gov.tr/TR-201446/tarihce.html
http://www.degisti.com/index.php/archives/322

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/kultursanat/569146.aspx

3 thoughts on “Bu çeşmenin tuğrası nerede?

  1. Fahri abim yıllardır desek yetmez asırlardır asılsız isim yanlış yönlendirme veya şimdiki meşhur adıyla fetö işi gibi cilalı isimler koyarak nasıl da uyutmuş öz benliğimizden koparmış örf adet ve ananelerimizden uzaklaştırmışlar bizleri.
    Şimdiden sonra bari uyanık olalım oyuna gelmeyelim dilek temenni en başta da dualarımızı esirgememe ümidiyle kendimize gelelim artık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website