Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin bahçesine girdiğiniz zaman o meşhur heykeli görürsünüz. Dünyanın birçok ülkesinde bu heykel vardır. Aslında heykelin bir tek hikâyesi var, kimin yaptığı, kimin için yaptığı belli ama İstanbul’da bu hastanede bulunan Düşünen Adam heykelinin iki tane hikâyesi var. Bu heykel dünyanın birçok ülkesinde yer alıyor ama sadece Türkiye’de bir akıl hastanesinin bahçesinde yer alıyor.  Hem de tam biz Türklere özgü bir hikâyesi de var.  İşte detaylar:

DÜNYANIN BİRÇOK ÜLKESİNDE VAR
Fransız Heykeltıraş Auguste Rodin’in, 1900’lü yıllarda yaptığı ve şu an Rodin Müzesinde bulunan Düşünen Adam heykeli, tüm dünyada felsefi düşünmenin simgesi haline gelmiş ve öyle de kabul görmüştür.  Zamanla pek çok kopyaları yapılan eser; Belçika, Almanya, Norveç, Japonya, Fransa, Danimarka gibi farklı ülkelerde müzeleri ve üniversitelerin bahçelerini süslemektedir. Bu arada Paris’te bulunan Rodin Müzesinde Rodin’in 300’e yakın eseri sergileniyor fakat en bilineni ise düşünen adam heykeli.
SADECE TÜRKİYE’DE AKIL HASTENİNİN BAHÇESİNDE
Birçok ülkede Rodin’nin düşünen adam heykeli olmasına rağmen hiç bir ülkede, Düşünen Adam heykelini bir akıl hastanesinin bahçesine yerleştirmek, kimsenin aklına gelmemiştir. 1950’li yıllarda Türkiye’de, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin bahçesinde yerini aldığında herkes ilk önce şaşırmıştı.  Başhekim Fahri Celal Göktulga Düşünen Adam’ı ilk önce bir dergide görür. Ardından, heykelin bir kopyasının hastane bahçesinde yapılması fikrini ortaya atar. Ancak bu iş için gereken ödenek yoktur. Bunun üzerine, bu sırada hastanede tedavi görmekte olan, heykeltıraş Kemal Künmat’tan heykelin yapımı için ricada bulunulur. Künmat’ın görevi kabul etmesi ile devasa bir kaya kütlesi askeriyenin de yardımıyla heykelin yapılacağı alana taşınır.

HEYKEL YARIM KALIYOR
Taş kütlesi, heykeltıraşın ellerinde şekillenip, Düşünen Adam vücuda gelmeye başlarken, Künmat emeğinin karşılığını istediğini ifade eder. Talep ettiği bedel günün şartlarına göre oldukça yüksektir. Hastane yönetimi Künmat’ı ikna etmek için, O’nu en iyi odalarda ağırlayıp ufak hediyeler alsa da başarılı olamaz. En nihayetinde heykeltıraşımız, heykeli yapmayı bırakıp, hastaneden ayrılır.Düşünen adam, çenesini yaslayacağı koldan mahrum bırakılmış halde, öylece kala kalır. Bu durum altı ay kadar sürer. Altı ayın sonunda hastaneye depresyon tedavisi için yatan Yüzbaşı Mehmet Pişdar, tek kollu Düşünen Adamın, eksik kalan kolunu tamamlayacağını iddia eder. Önceleri, Pişdar’ın bunu başarabilecek yeteneğe sahip olup olmadığından şüphelenildiğinden, ayrı bir yerde, taşı yontarak kolu yapması istenir. Sınavı başarıyla geçen yüzbaşıya heykeli tamamlama izni verilir. Üstelik heykeli tamamlaması karşılığında hastaneden taburcu edileceğinin de sözü verilerek. Böylelikle yarım kalan kol da tamamlanarak, heykel son halini alır.
PEKİ, NİYE BURADA DERSİNİZ?
Ga
zeteciler hastane başhekimi Fahri Celal Göktulga’ya, bu heykelin bir akıl hastanesinin bahçesinde bulunmasının neyi ifade ettiğini sorarlar. Göktulga yarı şaka yarı ciddi gülümseyerek “Hastane dışındakilerinin durumu içeridekilerden daha kötü,bu heykel onların durumu ne olacak diye düşünüyor” şeklinde soruyu cevaplar.

ACI AMA GERÇEK DAHA BAŞKA
Her ne kadar düşünen adam heykeli sadece Türkiye’de akıl hastanesinin bahçesinde olsa da bu heykelin akıl hastanesi ile doğrudan bir ilgisi ve hikâyesi de var. Düşünen Adamın asıl yaratıcısı olan Auguste Rodin, 1883 yılında tanıştığı kendisi de heykeltıraş olan Camille Claudel ile birliktelikleri yıllarca sürmüş bu süre Rodin’in altın yılları olurken Claudel için oldukça çetrefilli bir dönem yaşanmıştır.  Claudel, hamile kalır fakat çocuğu anne karnında iken ölür. Öte yandan Claudel’in kendi anne ve babası daha doğrusu tüm ailesi onu istemez, aileden dışlarlar. Sonunda ruh sağlığı bozulan kadın, kendi eskizlerini ve heykellerini paramparça ederken, Rodin’i fikirlerini çalmak ve O’nu öldürme planları yapmakla suçlamıştır. En nihayetinde akıl hastanesine yatırılan Claudel ömrünün geri kalan 30 yılını burada geçirmiştir.Auguste Rodin’in mezarı Fransa Meudun’da bulunmakta olup, başucunda da Düşünen Adam durmaktadır.

Düşünen Adam ya da Düşünen Adam Heykeli, 1880 yılında alçıdan ve 1904 tarihinde bronzdan Auguste Rodin tarafından Fransada yapılan heykeldir. Rodin Heykeli (orijinal dilindeki adı Le Penseur) olarak ta adlandırılan heykel, felsefik ve derinliği olan düşünceyi anlatan simgelerden bir tanesidir.İlk olarak ‘Cehennem Kapıları tasvirini ön planda tutan Rodin bu aşamada önceleri çok çok daha küçük ve farklı heykel figürleri yapmayı planlamıştır. Hayatının yaklaşık olarak 10 yılını bu işe ayıran Rodi’nin düşünceleri çeşitli aşamalardan geçmiş ve Düşünen Adam Heykelini de içeren ‘Cehennem Kapıları adlı eseri ortaya çıkmıştır.

 

Kaynak: http://felsefe-alemi.blogspot.com.tr/

http://www.pariste.net/rodin-muzesi-musee-rodin/

http://www.oncevatan.com.tr/dusunen-adam-rodinin-ask-hikayesi-makale,36656.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website