Biri köleydi  “ baş tacı oldu”, diğeri ise tüm malını kitaplara yatıran en büyük iki seyyahımızdan biri

Unkapanı –IMC Bloklarında iki mezar vardır. İkisi de yan yana birbirlerine arkadaşlık ederek yatıyorlar. Neden mi? Çünkü akşama kadar binlerce kişi bu iki mezarın önünden geçtiği halde dönüp de bakan, bir Fatiha okuyan o kadar az ki. Acaba kim bu iki mezar? Biri köle iken halkın sevgilisi olan “Şair Necati”nin mezarı diğeri ise Evliya Celebi’den sonraki en ünlü seyyahımız CİHANNÜMANIN YAZARI“Kâtip Çelebi’nin mezarıdır. Hikâyeleri nedir ve neden buradalar?

 

KÖLELİKTEN ŞAİRLİĞE
Burada yatan 15. asrın ünlü şairi Necati Bey yatmaktadır.  Asıl adı İsa olup doğum yeri ve tarihi hakkında kesin bilgimiz yoktur. Aşık Çelebi’ye göre Edirne’de bir hanım tarafından köle olarak alınıp sonra evlatlık edinilmiştir. Şairin hayatını bize aktaran kaynaklar, bu meçhul hanımın onu terbiye edip iyi bir tahsil görmesine himmet ettiğini söyler. Yine bu kaynaklar onun ergenlik çağına gelince yüksek tahsilini bırakıp şiir ve nesir yazmaya heves ettiğini nakleder.   Necati ilk olarak Edirne’de Sâ’ilî namında bir şairin muhitine girmiştir. Necati Bey, Kastamonu’ya gider ve orada atasözü ayarında beyitlerle gazeller yazarak ününü duyurmaya başlar. Latifi’nin tezkiresine göre Kastamonu’da edebi muhiti genişler. Yine Latifi’nin aktardığına göre burada hattatlık da yapan şairimiz, kendini Kastamonulu göstermek için şiirlerinde buradan sıkça bahseder. Şairin diğer edebi muhitleri ise İstanbul ve Manisa’dır. Buralarda şairimiz sırasıyla Fatih, II. Beyazit, Şehzade Mahmut ile Ahmet Paşa gibi devlet adamlarının sarayında bulunmuştur. Yine bununla birlikte şairimiz Sadrazam Mesih Paşa’ya ve Vezir Mustafa Paşa’ya kasideler yazdığına göre bunların da himayesini görmüş ve muhitlerinde bulunmuştur.

ŞİİRİMİZE SEVİYE KAZANDIRDI
 Sultan Fatih Şair Necati’nin ününü duyunca onu İstanbul’a çağırmıştır. Meerkezde şairlere gösterdiği bu ilgi, ister istemez taşrada da etkisini göstermiştir. Evvela Sultan Fatih’in muhitine giren Necati Bey, daha sonra bir devlet adamı olarak taşraya tayini çıktığında da kendi muhitini oluşturmuştur.  Onun hem himaye görmesi ve hem de başkalarına hamilik yapması Klasik şiirimizi İran Edebiyatı seviyesine getirmiştir. Bizzat yetiştirdiği şairler arasında Tali’i, Sun’i ve Şevki sonraki yılların edebi muhitlerine bir muştu olmuştur. Necâtî, hayatının son günlerinde kendi köşesine çekilmiş, Şeyh Vefa zaviyesi yakınında bir ev almış ve dostları ile sohbet etmiştir. Bazı zamanlar çok sevdiği hâmisi Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi’yi ziyaret ederek vefada kusur etmemeye çalışmıştır. 27 Mart 1509 tarihinde ölen Necati’nin mezarı daha sonra buraya taşınmıştır.

Eserleri:

“Divan”ının yanında “Leyla vü Mecnun, Risale-i Mihr ü Mah, Risale-i Gül ü Saba, Kimya-yı Saadet, Camiü’l- Hikâyât” gibi eserlerinin olduğu, ancak bu eserlerin bugün elde olmadığı söylenmektedir.

İKİNCİ MEZAR KATİP ÇELEBİYE AİTTİR
Katip Çelebi 1609’da İstanbul’da doğdu. 1657’de yine İstanbul’da hayata gözlerini kapadı. Tarih, coğrafya, bibliyografya ve biyografya ile ilgili çalışmalar yaptı. Bir şaheser olarak nitelendirilebilecek “Cihannüma” isimli coğrafya ansiklopedisini kaleme aldı. Bu eser daha sonra İbrahim Müteferrika tarafından 1728’de çoğaltıldı. Katip Çelebi vefatının ardından Unkapanı’nda yaptırdığı medresenin bahçesine defnedildi. Medrese 1910 yılındaki bir yangında yok oldu. İMÇ Bloklarının yapımı sırasında türbenin etrafı çevrilerek yanında yatan Şair Necati kabri ile birlikte küçük bir hazire haline getirildi.

 

TÜM MALINI KİTAPLARA HARCIYOR
A
sıl adı Muhammed bin Abdullah. Kâtipliği ordudaki görevinden miras. Rivayete göre kendisine yüklü bir miras kalıyor. Karısının onca itirazına rağmen kendisini ilme adıyor ve dünyanın çeşitli yerlerinden kitaplar satın alarak, kütüphanesinde topluyor. Kâtip Çelebi’nin şu an elimizde olan ve bazıları maalesef kaybolmuş pek çok eseri mevcut. “Cihannüma” isimli ünlü coğrafya kitabı, on beş bin kitap ve bir o kadar yazarı tanıttığı “Keşfü’l Zünun” isimli bibliyografya çalışması en bilindik eserlerinden. Osmanlı’ya matbaayı getiren İbrahim Müteferrika’nın Sahaflar Çarşısı’nda yer alan heykeline bir gün göz atarsanız, Türkçe kitabesinde bastığı 17 kitap arasında Kâtip Çelebi’nin de eserlerine rastlayacaksınız: Tuhfet-ül Kibar fi Esfar el-Bihar, Takvim el Tevarih ve Cihannüma. Yazılmalarından iki asır sonra basılan bu eserler 17. yüzyılda İstanbul’da yaşamış iki büyük bilgin arasında bir köprü görevi görüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website